Dünya prömiyerini yaptığı 75. Venedik Film Festivali’nden iki ödülle birden dönen Mahmut Fazıl Coşkun imzalı Anons, yurt dışından olumlu eleştiriler alıyor.

İlk filmi Uzak İhtimal ile Rotterdam Film Festivali’nden ödül kazanan, ikinci uzun metrajı Yozgat Blues‘la adını geniş kitlelere duyuran Mahmut Fazıl Coşkun, beş yıllık aradan sonra yeni filmi Anons ile bu yıl etkileyici bir geri dönüş yaptı.

Coşkun’un senaryosunu Ercan Kesal ile birlikte yazdığı film, 1963 yılının mayıs ayında Ankara’da başlayacak olan bir darbenin İstanbul ayağında görevli olan dört askerin yaşadığı olayları konu alıyor. Ali Seçkiner Alıcı, Tarhan Karagöz, Murat Kılıç ve Şencan Güleryüz gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı Anons, prömiyerini yaptığı festivalden hem En İyi Akdeniz Filmi Ödülü‘nü hem de Orizonti bölümünün Jüri Özel Ödülü’nü kazanarak döndü. Filmin önümüzdeki dönemde hem Adana Film Festivali hem de Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nde yer alacağını hatırlatalım.

Dünya Prömiyerini 75. Venedik Film Festivali’nde Yapan Anons, Yurt Dışından Olumlu Eleştiriler Alıyor

Öte yandan Anons, Venedik’teki gösteriminin ardından özellikle yurt dışındaki eleştirmenlerden olumlu yorumlar alıyor.

Jay Weissberg, Variety için yazdığı eleştiride özellikle filmin zekasından dem vuruyor:

Mahmut Fazıl Coşkun, 1963 yılındaki darbe girişiminin bu aykırı biçimde üstü kapalı hikâyesini ölesiye ciddi, fakat son derece alaycı bir şekilde anlatan üçüncü filmi Anons’la, keskin zekasını yeni zirvelere taşımak için kendisine alan açıyor. Hapsolmuşluk atmosferini güçlendirmek için kullanılan ve esneklik payı bırakmayan sabit kadrajlar deadpan mizahıyla paralel olarak işlerken aynı zamanda, kendilerine tebliğ edilen emirleri sualsizce uygulayan karakterlerin doğasına öz-düşünümsel bir bakış atarak çift taraflı çalışmış oluyor. Hiç şüphesiz Türkiye’nin geçmişi kadar bugününe dair de söyleyecek şeyleri olan, fakat ulaşmaya çalıştığı karmaşık yapısıyla büyük ihtimalle ülkenin sansür-sever otoritelerinin de kafasını karıştıracak olan Anons, bu politik durumdan haberdar olan ya da bu filmin mizahını algılamaya açık olan bir seyirci kitlesi bulmakta zorlanabilir; ancak önemli bir festival turunu hak ettiği kesin.

Film, bazı anlarında Corneliu Porumboiu ve Pablo Larrain’in Post Mortem’i arasında makas değiştiriyormuş gibi hissettirse de Coşkun’un dizginlerini tümüyle elinde tuttuğu vizyonunu tamamiyle özgün. Görüntü yönetmeni Krum Rodriguez, (Viktoria) esas olanı doğallık peşinde olmayan durağan kadrajlarının içinde tutarken olağanüstü ses tasarımı izleyiciyi kadrajın yanı başında olup bitenlerden haberdar ediyor. Filmde müzikler tatlı bir ironiyle kullanılıyor.

Boyd van Hoeij ise The Hollywood Reporter için kaleme aldığı incelemede filmin özgünlüğüne atıfta bulunurken tıpkı Weissberg gibi Anons’un görüntü yönetmeni Krum Rodriguez’e değiniyor:

Bu filmi birtakım sinema referanslarıyla –örneğin Kaurismäki’nin Coenler’le buluştuğu ancak belirgin bir Anadolu twist’ine sahip bir film şeklinde- anlatmaya çalışmak, Coşkun’un filmin özgün tonunu ve atmosferini yaratmadaki yeteneğini görmezden gelmek olur. Birbirinden apayrı birçok öge, gücün absürtlüğü ve onun nasıl hiçbir zaman mutlak olmadığı, aksine onun otorite ve kontrol illüzyonunu yaratan makinenin küçük dişlilerine ne kadar bağlı olduğu hakkında bir şeyler sezdiren, tuhaf olayların birleştiği sıradışı bir hikâyede etkileyici bir şekilde bir araya geliyor.

… Tümüyle etkileyici olan cast sürekli olarak düz ve doğrudan bir performans sergiliyor ve komedi dozunun kontrolden çıkabileceği anlarda filmin gerçeklikle ilgili ağırbaşlı endişeleri için bir çapa görevi görüyor. Teknik ekipte kamerasını sabit tutmayı seven Bulgar görüntü yönetmeni Krum Rodriguez (Viktoria, Godless) Coşkun’un mizansen yeteneğine mükemmel bir ittifak sağlarken Macar sanat yönetmeni Laszlo Rajk (Son of Saul) bir Martini şişesi kadar küçük detaylarla tamamen gerçekleştirilmiş iç mekânlar yaratmayı başarıyor. Ve o şişe hem filmin iki kilit anında hem de kapanış bölümündeki şakasında önemli bir rol oynuyor.

Kaleem Afrab tarafından yazılan Cineuropa eleştirisinde, Anons’un bir deadpan komedisi olarak ne denli başarılı olduğundan ve yine filmin teknik ekibinin başarısından bahsediliyor:

Anons’un gücü Roy Andersson, Aki Kaurismäki ve Coen Biraderler gibi deadpan komedinin ustalarıyla kıyaslanmasını kaçınılmaz kılıyor ve Coşkun bu ekiple birlikte anılmayı hak ediyor.

… Bu, kendini ağır adımlarla açıklayan, telaşsız bir komedi. Film, ancak ilerleyen bölümlerde bağlamına oturacak bir doktor muayenesiyle başlıyor. Coşkun, pathos ve komedinin yatak arkadaşı olduğu beklenmedik finale doğru ilerlerken, örneklerini gittikçe daha az görmeye başladığımız yavaş-yanma-sanatını çok iyi bildiğini de film boyunca gösteriyor. 

… Aynı zamanda László Nemes’in Venedik Ana Yarışma’da yer alan Sunset filminde de kusursuz bir dönem atmosferi kuran László Rajk’ın filmin noir (kara film) niteliğini güçlendiren etkileyici sanat yönetiminden, görüntü yönetmeni Krum Rodriguez’in ekmek dağıtım kamyonlarının kapı aralıklarından bakan ve üçüncü alanın kullanımıyla desteklenen kadrajlarına kadar filmde övgüye değer pek çok şey bulunuyor. Rıfat’ın Kuzey Kore Milli Marşı’nı söyleyebilme yeteneği de filmi komediyle demleyerek güçlendiren alışılmadık numaralardan bir diğeri.

Lee Marshall ise Screen Daily eleştirisinde Anons’un ince işçiliğine ışık tutuyor:

Yönetmen, yetenekli Bulgar-Kolombiyalı görüntü yönetmeni Krum Rodriguez’le birlikte, çoğunlukla simetrik bir şekilde kadrajlanan bir düzine sabit planı ince bir işçilikle ele alıyor ve bu nemrut komediyi bir dönem filmi havasından kurtararak daha evrensel bir anlayışa doğru yöneltiyor. Kirli kahverengiler, bejler, griler ve yeşillerle oluşturulan, filme tam anlamıyla uyan sanat yönetimi de bu etkiyi güçlendiriyor. Filmin sonuna geldiğimizde, restoranda geçen son planın da sayesinde, Anons; komedi ve trajediyi ayıran o ince çizginin üzerindeki zorlu yürüyüşünü ustalıkla tamamlamış ve bunun pek çok Türk için ne kadar tanıdık bir yolculuk olduğunu göstermiş oluyor: Trajedi yol boyunca sislerin arasında görünmüyor olsa da yalnızca birkaç adım ötede bizi bekliyor.

Öte yandan Anons’un siyasi yönü ise filmin çok tartışılan yönlerinden bir tanesi olacakmış gibi görünüyor. Filmi Venedik’te takip eden Ali Ercivan da, FilmLoverss’a yaptığı açıklamada Anons’un siyasi yönünün yanı sıra yönetmenin değişen tercihlerine vurgu yapıyor:

Coşkun’un senaryosunu Ercan Kesal ile birlikte yazdığı film, gerçek bir olaydan esinlenerek kurgulanmış. Anons, günümüze ve 15 Temmuz’a dokunabilecek mevzulara girmiyor. Aki Kaurismäki, Roy Andersson gibi İskandinav sinemasının ustalarının filmlerinde rastladığımız ‘deadpan’ mizahına yakın duruyor. Venedik’teki ilk halka açık gösterim sonrası ekibin de katıldığı soru-cevap bölümünde, filmin Türkiye’nin bugününe dair bir şey söylemekten özellikle çekinmesine yönelik eleştiri geldi. Ülkenin içinden geçtiği bu dönemde genç sinemacıların politik bir film yaparken güncele değinmemeyi seçmesini yanlış bulan yorumlara Coşkun’un cevabı “Sadece bir film yapmak istedim.” şeklinde oldu. Şahsen bu kaygı hâlinden daha önemli gördüğüm sıkıntı ise, daha ilk filminde kendine has bir sinema dili oluşturmayı başarmış bir yönetmenin, bu yoldan yürümeyi bırakıp filmografisine başka yönetmenlerin sinemalarına öykünerek devam etme gayreti.

Jay Weissberg de bu değişen tercihler ile ilgili benzer bir görüşü paylaşıyor:

Coşkun, sıradışı ilişkileri inceleyen ilk filmi Uzak İhtimal’de ardından Yozgat Blues’ta minimalist bir kamera anlayışını ve ciddi yüz ifadelerinden damıttığı belirli bir mizahı kullanmıştı. Uzak İhtimal, İstanbul’u başlı başına bir karakter haline getirirken Yozgat Blues, dış dünyanın görüntüsünü silikleştiriyordu. Anons’ta ise bu kayma ekstrem bir boyuta ulaşıyor. Hemen hemen hiç dış çekim olmamasına rağmen sonsuz dış gücün sabit varlığı belirsizlik atmosferine katkı sağlıyor. Pek çok izleyici bu durumu Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’siyle kıyaslamak için sabırsızlanacaktır, fakat Coşkun ve daha önce Nuri Bilge Ceylan’la iki kez birlikte çalışmış olan ortak senaristi Ercan Kesal, çok daha az spesifik bir hedef koyuyorlar ve bütün bir halkın bu sinsi oyunda piyon hâline geldiği noktada güç ve hayatta kalma mekanizmalarına dair daha genel bir görüş aktarıyorlar.

Çeviriler: Ozan Yoleri

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi