Yönetmen Mark Lewis’in üç bölümden müteşekkil belgesel çalışması, Kanada tarihinin kötü şöhretli katili Luka Magnotta’nın akıllara durgunluk veren gerçek hikâyesini bir grup gönüllü internet dedektifi üzerinden anlatıyor. Daha evvel ‘Silk Road: Drugs, Death and the Dark Web’ ile internetin arama motorlarının dışında kalan karanlık tarafında bakış atan Mark Lewis, ‘Don’t F**k With Cats: Hunting an Internet Killer’da sanal alemin uzak köşelerine uzanıyor. 

Her şey, iki kedi yavrusunun vahşice katledildiği bir videonun sosyal medyada viral haline gelmesiyle başlıyor. ‘2 kitten and a guy’ ismiyle sahte bir hesaptan internete salınmış videodaki katil fevkalâde soğukkanlı ve kimliğini açık etmemek için her türlü önlemi almış. Beklendiği üzere video devasa bir etkileşim alarak viral oluyor ve başta hayvan hakları grupları olmak üzere binlerce internet kullanıcısı videodaki caniyi bulmak için canla başla uğraşıyor. İş öyle bir yere varıyor ki videodaki caniye benzetilen ve yoğun biçimde sanal zorbalığa maruz kalan masum bir genç intihar ederek yaşamına son veriyor. Günlerce süren beddua yağmurunun ardından, ‘2 kitten and a guy’ yerini bir yenisine bırakmak üzere tedavülden kalkıyor. 

Lakin herkes bu şok edici videoyu kısa sürede unutamıyor. ABD’nin muhtelif köşelerinde mukim bir grup gönüllü, kurdukları Facebook grubu üzerinden teşkilatlanıyor ve kedi katilinin izini sürmeyi adeta meslek ediniyorlar. Video kare kare taranarak yapıbozuma uğratılıyor, fonda çalan şarkıdan suç aleti elektrik süpürgesinin markasına kadar her detay inceleniyor. Şaşkınlıkla görülüyor ki katil kimliğini açık etmemek üzere her türlü önlemi almış olsa da peşindeki gönüllü dedektiflere soruşturmayı devam ettirmeleri için yeterli ipucunu sağlamayı da ihmal etmemiş.

“Gerçek Olamayacak Kadar Kurgu ve Kurgu Olamayacak Kadar Gerçek”

‘Don’t F**k With Cats: Hunting an Internet Killer’ esas olarak Luka Magnotta’nın hikâyeye giriş yapması ile ivme kazanıyor. Model, aktör, gezgin, sosyetik, çapkın ve zengin Magnotta bunların hepsi ve hiçbiri. Sanal alemde yaşadığı rüya gibi hayatın ve üzerine yapıştırdığı fiyakalı etiketlerin cakasını satan Magnotta, sanal imajı ile gerçek varlığı arasındaki keskin yarılmanın ruhunda yarattığı marazların etkisinde. Muhtelif platformlarda açtığı 50’den fazla sahte hesabı kullanarak hayalindeki Luka Magnotta’yı inşa etmiş ve gerçek hayatta da insanları bu karakterin varlığına ikna etmeye çalışıyor.

Sanal dedektiflerimiz Magnotta’nın cafcaflı imajının üzerini kazıdıklarında altından oluk oluk kötülük akan bir kanalizasyonla karşılaşıyorlar. Üstelik Magnotta peşindeki dedektiflerin varlığından haberdar ve yeni videolarına takibi sürdürmeleri için oyuncaklı ipuçları bırakmayı ihmal etmiyor. Sinema, müzik ve popüler kültür göndermeleri de cabası. Gerçek olamayacak kadar kurgu ve kurgu olamayacak kadar gerçek Luka Magnotta ilk cinayetine doğru adım adım ilerlerken, gidişatın pekala farkında olan sanal dedektiflerimiz ekran başında isyan etmekten başka bir şey yapamıyor.

Yönetmen Mark Lewis, seri katillerin süperstar olduğu günümüz içerik dünyasında Magnotta’nın hikayesini keşfettiğinde zafer turu atmış olmalı. Asri zaman sosyopatlarının bu katıksız temsilcisi, vahşi katliamlarını gelecekte rol alacağı belgesele/filme/romana en uygun malzemeyi sağlayacak şekilde kurgulamış zira. Onlarca kez aynı Facebook’a giriş ekranını önümüze koyması ya da seyirciyi sokaklar yerine Google Maps’te dolandırması gibi vasat çözümler bir kenara bırakılırsa, Lewis’in hikayenin ritmini korumak ve sürprizlerini saklamak konusunda mahir davrandığı söylenebilir. ‘Don’t F**k With Cats: Hunting an Internet Killer’ zarif çalımlarla ilerleyip izleyicisini ağzı açık biçimde yolcu ettiği final bölümü için bile izlemeye değer.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information