Sinema tarihi her ne kadar dini-epik filmlerle dolu olsa da bu durumu ters yüz edebilecek filmlerin sayısı da az değil. Tarihin en başından beri mitlerden tek tanrılı dinlere belli inanç biçimleri üzerinden şekillenen insanlık tarihi, kimi zaman bu inançların bağnazlığa varabilen seviyeleri yüzünden büyük yıkımlara, savaşlara, katliamlara da tanıklık etti. Hâl böyle olunca dini inanç ve Tanrı sorgulamasının sinemaya da sirayet etmesi kaçınılmaz oldu. Bazen tarihsel gerçeklere dayanan dini cinayetler ya da katliamlar ekrana taşınırken bazen de Tanrı’nın varlığına ya da yokluğuna dair teorilerin bulunabileceği filmler yapıldı. Türlü sorgulamalara açık bu filmlerin bazılarının gösterimi ise kimi ülkelerde yasaklandı ya da sansüre tabi tutuldu. Biz de The Seventh Seal’den Life of Brian’a, Agora’dan mother!’a din ve Tanrı eleştirisiyle dikkatleri çeken 10 çarpıcı filmi sizler için derledik!

Din ve Tanrı Eleştirisiyle Dikkatleri Çeken 10 Çarpıcı Film

The Seventh Seal (1957)

Ingmar Bergman’ın sinema tarihine devasa bir hazine olarak bıraktığı 1957 yılı yapımı başyapıtı The Seventh Seal; bir şövalyenin ölüm ile karşılaşmasını konu alır. Özellikle satranç sahnesiyle bilinirliğini koruyan The Seventh Seal, içinde barındırdığı hayat sorgulamasıyla da varoluşçuluk felsefesine göz kırpar. Ortaçağ’da geçen hikâyede Tanrı adına savaşan şövalye hem kara vebanın hem de Haçlı Seferleri’nde birbirini kıyan insanlığın yol açtığı zalimlikleri gördükçe Tanrı’dan şüphe etmeye başlar. Bu yolculuğunda yobaz bir dindar grupla karşılaşan şövalye bu grubun dine ve Tanrı’ya inanmayanları yakmasına tanık olunca hem dini hem de yaşam ve ölümü sorgular. Bergman’ın kendi yaşantısıyla bağlantılı birçok açılıma sahip olan film yönetmenin en açık biçimde din eleştirisinde bulunduğu filmi olarak da dikkatleri çekiyor.

Salò, or the 120 Days of Sodom (1975)

Sinema tarihi içerisinde büyük etki yaratmış, faşizm ve kurumsal din eleştirisi yapan Salò, or the 120 Days of Sodom filmi dört erkek karakterin kendi iktidarlarını kurdukları Kuzey İtalya’daki bir cumhuriyette kendilerine has yarattıkları ritüelleri gerçekleştirdikleri bir film olarak dikkatleri çeker. Filmde yapılan cinsel, fiziksel ve psikolojik işkenceler aslında haz vermesinin yanı sıra faşizmin gücünü ve sıradanlığını temsil eder ve film cinsel tabuların yıkıcılığının yanında devlet, güç, faşizm ve din gibi insanlar tarafından yaratılmış tabuları yıkma yoluna gider. Bir grup burjuva ve aristokratın kendilerine 12-15 yaşlarında kız ve erkek çocuklar seçmeleri ve onları daha çok seks köleleri olarak kullanmaları etrafında şekillenen film, karakterlere bire bir kurdurttuğu cümlelerle de derdini ortaya koyar. Pasolini’nin çok açık biçimde din eleştirisi yaptığı için sansürlenen ve yasaklanan bu son filminden bir süre sonra, dini ve politik görüşleri nedeniyle sahilde dövüldüğü ve cansız bedeninin kafasının üzerinden arabayla geçilmiş bir halde bulunduğu detayını vermeden de geçmeyelim.

Life of Brian (1979)

Yönetmen koltuğunda Terry Jones’un oturduğu 1979 yapımı Life of Brian filmi efsanevi Monty Python ekibinin başta Hristiyanlık olmak üzere tüm dini mitlerle dalga geçtiği komedi başyapıtlarından biri olarak oldukça değerli bir konuma sahip. Katolik kilisesi tarafından uzunca bir süre yasaklanan film Hristiyanlığın yanı sıra Museviliği de sağlam bir biçimde hicvederek ortaya muhteşem bir absürt komedi anlatısı çıkarır. MS 33 yılında geçen Life of Brian filmi, İsa ile aynı gün doğan Brian ismindeki bir çocuğun hikâyesini ekrana taşır. İsa ile hemen hemen aynı kaderi paylaşan Brian’ın hayatı başına gelen ilginç olaylar sebebiyle farklı bir düzleme oturur ve Brian bu yaşadığı talihsizlikler sebebiyle peygamber olacakken devrimci bir militan oluverir. Halkı onu Mesih olarak kabul etse de Brian bir türlü halkını Mesih olmadığına ikna edemez. Tanrı ve din eleştirisi dendiğinde akla ilk gelen filmlerden olan Life of Brian hem mizahı hem de hiciv sanatını kullanma becerisiyle bir komedi başyapıtına dönüşüyor.

Contact (1997)

Astronomi dünyasının en ünlü isimlerinden Carl Sagan’ın romanından beyazperdeye uyarlanan Contact, yönetmen koltuğunda oturan Robert Zemeckis’in ellerinde ışıl ışıl parıldayan bir yapıta dönüşüyor. Bilim ve din çatışmasını ele alan filmlere karşı genel olarak geliştirilen önyargıları da kırmayı başaran film; gerçekten de Tanrı’nın varlığını açık biçimde sorgulayan filmlerin başında geliyor. Herhangi bir din karalaması yapmadan bilim çatısı altında ele aldığı varlık ve varoluşu anlamlandırma temasıyla Tanrı’nın varlığını sorgulayan Contact; dünya dışı yaşamlara ve varlıklara inanan Dr. Eleanor Arroway’in dünya dışı varlıklarla iletişime geçme çabasını ekrana taşır. İnsan türünün evren algıları arasındaki çelişkileri de masaya yatıran Contact önemli çıkarımları ve hem Tanrı’ya hem de dine yönelik getirdiği düşmanca bir tavır sergilemeyen eleştirileriyle gözden kaçırılmaması gereken bir bilimkurgu olarak dikkat çekiyor.

The Stoning Of Soraya M. (2008)

İran kökenli Amerikalı yönetmen Cyrus Nowrasteh’in 2008 yapımı filmi The Stoning of Soraya M. İran’da zina yaptığına dair kocası tarafından iftiraya uğrayan ve recm cezasına çarptırılan Soraya’nın hikâyesini anlatıyor. İran’da erkek egemenliğin ve adaletin kadınlar üzerindeki toplumsal ve siyasal yansımasına ayna tutan filmde, zulmün din ile birleşiminden ortaya çıkan haklılık durumunu içler acısı bir şekilde izliyoruz. İçimizi kıyım kıyım eden Soraya’nın hikâyesi, patriarkanın en ağır şekilde, insanlık dışı bir ceza yöntemi olan recm ile gösterdiği kadın düşmanı tutumudur. İran’ın şeriat kanunları çerçevesinde izlediğimiz film, dünyanın dört bir yanında hüküm süren erkek egemen sistemin kadınlar üzerindeki sosyal, siyasal, psikolojik ve fiziksel şiddetini Soraya’ya atılan her bir taşla yüzümüze çapıyor.

Religulous (2008)

2008 tarihli belgesel bir film olan Religulous, Borat filminden hatırlayabileceğimiz Larry Charles’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve sivri dilli komedyen Bill Maher’in başrolünde olduğu ilgi çekici bir yapım. ‘Religious’ (dindar) ve ‘ridiculous’ (saçma) kelimelerinin birleşimiyle ortaya çıkan isminden de anlaşılabileceği üzere Religulous; Maher’in birçok farklı mekanda farklı insanlarla Tanrı ve din üzerine ettiği sohbetleri ekrana taşıyor. Kudüs, Vatikan, Salt Lake City gibi dinsel ritüellerin ağırlıklı olduğu birçok şehirde, çeşitli dinsel gruplarla yapılan röportajlarla hazırlanan bu belgeseli izlerken hem çok şaşıracak hem de din konusunda çok bilinmeyen bir sürü şeye tanıklık edeceksiniz.

Agora (2009)

Başrollerinde Rachel Weisz, Oscar Isaac ve Max Minghella gibi oyuncuların yer aldığı Agora, Roma İmparatorluğu döneminde Mısır’da geçer. Astronomi, matematik ve felsefe dersleri veren kadın filozof Hypatia’nın merkezinde olduğu hikayede Hypatia’nın öğrencisi ve sonrasında vali olan Orestes ile yükselişe geçen Hristiyanların lideri Cyril arasındaki gerginlik, hem Hypatia’yı hem de tüm bölgeyi etkisine alacak bir çatışma doğurur. Amenabar bu filmde alışık olduğumuz kılıçlı-sandaletli epik film anlatısını korurken diğer yandan da Hypatia’nın öğretileri aracılığıyla dönemin bilimsel gelişmelerine ışık tutar. Dinin bağnazlığı meselesinden yola çıkıp üzerine dindar toplumlardaki kadının yerini ve din ile bilim arasındaki büyük savaşı da oldukça açık biçimde ekrana taşıyan Agora; bugün bile güncelliğini koruyan bir meselenin başlarına dönerek, zıvanadan çıkmış insanlığın din kisvesi altında yapabileceği korkunçlukları en acı şekilde göstermekten de çekinmiyor.

The Master (2012)

Paul Thomas Anderson imzası taşıyan The Master, İkinci Dünya Savaşı gazisi, seks düşkünü, alkolik ve uyumsuz Freddie’nin bir gece şans eseri Lancaster Dodd isimli “The Cause” adlı felsefi bir oluşumun lideri ile tanışması akabinde gelişen olayları konu alır. Dodd, bir vaka olarak gördüğü Freddie’yi yakınında tutarak ona kendi tekniklerini uygular. Travmalarını çözümlemek ve toplumun bir parçası olması için ona yeni bir yöntem ve yol sunar. The Master, mistisizm ve din ile birey ilişkisini, bu gücün bir birey üzerinde tahakküm kurmakta yahut onu değiştirmekte (iyi ya da kötü yönde) kullanılıp kullanılamayacağı, sonuçlarının ne olacağına dair önemli açılımlara sahip. The Master insan doğasını irdeleyen üstelik, bir yandan da savaş sonrası Amerika’sının psikolojik buhranına değinen ve güçlü din eleştirisiyle dikkatleri çeken başarılı bir yapıt olarak hafızalarımıza kazınıyor.

The Brand New Testament (2015)

Belçikalı oyun yazarı, senarist ve yönetmen Jaco Van Dormael’in 2009 tarihli hit filmi Mr. Nobody’den sonra çektiği ilk film olan The Brand New Testament isimli bu gerçeküstü komedi, ilk kez Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterildi ve daha sonrasında Belçika’nın Oscar adayı oldu. Brüksel’de bir apartmanda yaşayan Tanrı’nın ve ailesinin ilginç hikâyesini konu alan film için tam manasıyla bir hiciv başyapıtı dersek de yanılmayız. Kızına ve karısına kötü davranan Tanrı’nın 10 yaşındaki kızı Ea, bir gün tahammülü tükenince babasının en büyük sırrını, yani dünyadaki herkesin öleceği tarihi SMS’ler yollayarak ifşa eder. Ardından da evden kaçıp altı yeni havari bulmaya karar vererek büyük bir yolculuğa çıkar. Tanrı ve din eleştirisiyle akıllarımızı başımızdan alacak denli büyük bir işe soyunan Jaco Van Dormael’in bu pek yakın tarihli filmini izlerken gülmekten karnınıza kramplar gireceği garantisini de verelim!

mother! (2017)

Requiem For A Dream’den Black Swan’a, Pi’den The Fountain’a uzanan geniş bir yelpazedeki işleriyle bizleri kendine hayran bırakan Darren Aronofsky’nin mother!’ı Venedik ve Toronto Film Festivalleri’nde izleyiciyi ikiye bölmüş; kimi filme bayılırken kimi gerçekten nefret etmişti. mother! filminde savaşlardan çökme noktasına getirilen ekolojik dengeye, açlıktan kanibalizme, zorbalıklardan direnişlere uzanan koca bir Dünya tarihinin özetini izlerken; klostrofobinin son derece yoğun hissedildiği sürreal bir atmosferde Aronofsky, tarihin tüm kirli gerçeklerini yüzümüze tokat gibi çarpmayı başarıyor. Yarattığı muhteşem atmosferde Tanrı’yı kişileştirerek devasa bir din ve eril düzen tahakkümü eleştirisine soyunan Aronofsky derinlikli hikâyesini gerçek bir yönetmenlik resitaline dönüştürmeyi de ihmal etmiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi