Advertisement

Başarılı senaryo çalışmalarından sonra yönettiği Ex Machina ve Yok Oluş – Annihilation ile yönetmen olarak da rüştünü ispatlayan Alex Garland’ın sekiz bölümlük mini dizisi Devs’in başlangıcından itibaren çok büyük bir potansiyel taşıdığı görülebiliyordu. Hem tamamıyla incelikli görsel ve işitsel bir tasarının ürünü olması hem senaryosunun alabildiğine genişlemeye müsait yapısı hem de determinizmi baz alan güçlü felsefi yapısı ile ilk bakışta beklentilere cevap vermeyi başaran Devs, geçtiğimiz günlerde yayınlanan sekizinci bölümüyle final yaptı ve bazı konulara başta taşıdığı potansiyeli dahi aşarken, final bölümünde bazı soruların cevabını çok net veriyor olması nedeniyle, Garland’ın özellikle Annihilation’da çok üstün bir örneğini gördüğümüz gücünü muğlaklıktan alan, açık uçlu olmasa bile, seyircinin zihnini kurcalamaya devam edecek türden bir nokta koymadı anlatısına.

Devs 1. Sezon Değerlendirmesi: Determinizmin Duvarları

Dizinin ilk iki bölümünün yayınlanmasının ardından yayınladığımız incelemede de belirtildiği üzere Devs’in anlatısı birden çok aks üzerinden ilerliyor. Başkarakter Lily’nin, erkek arkadaşının çalıştıkları teknoloji şirketinin “gizemli” birimi Devs’e kabul edilmesini takiben gelişen polisiye süreç; Lily’nin eski arkadaşı Jamie ile yeniden filizlenen ilişkisi; Soğuk Savaş anlatılarını andıran politik bir casusluk gerilimi esintisi; söz konusu teknoloji şirketinin kurucusu, bir tür “çılgın bilim insanı” portresi çizen Forest’ın travması ve Devs’i kurarkenki motivasyonu; bunlar ve daha birçok küçük hikâyeciğin üzerinde güçlü bir katalizör etkisi yapan determinizm felsefesi ve kuantum… Senaryosunda bu kadar geniş alana yayılan bir dizinin, anlatısında tüm bu alt temalara aynı önemi verebilecek şekilde alan açabilmek gerçekten zor iş. Tam da bu yüzden olsa gerek Garland, dizi ilerledikçe casus gerilimi aksını sadece olayların geçtiği teknoloji şirketi Amaya’nın güvenlik görevlisi Kenton’ın üzerine yıkmak gibi bir riskli hamle yapıyor ve bu tercihin son kertede çok iyi sonuç verdiğini söylemek güç. Görsel dilinden felsefesine kadar her detayı çok büyük bir tasarımın parçası olan Devs gibi bir projede, bu türden yüzeysel bir “kötü” karakter oldukça sakil duruyor. Fakat daha geniş resme bakacak olursak, hikâyenin sonuna yaklaştıkça Lily, erkek arkadaşı Sergey’in peşine düşmesiyle başlayan arayışı ve bu süreçte Jamie ile yolunun kesişmesiyle gelişen olaylar, dizinin felsefi alt yapısıyla homojen bir yapı oluşturuyor. Lily’nin arayışının yarattığı gerilimin anlatının kaynak aldığı determinizmin duvarlarına çarpışmasıyla oluşan şok anlarından sinematik anlamda çok güçlü sonuçlar çıkarabiliyor Garland. Bu bağlamda dizinin özellikle altıncı ve yedinci bölümlerinin Garland’ın hem senarist hem de yönetmen olarak maharetlerini, elini korkak alıştırmadan sergilediği unutulmaz sekanslar barındırdığı rahatlıkla söylenebilir.

Tam bu noktada belirtmekte fayda var ki, Devs her ne kadar iyi işleyen gerilimi sayesinde bir sonraki bölümü merak ettiren bir yapıya sahip olsa da, özellikle Netflix’in şekillendirdiği günümüzün izleme pratiklerine sırtını bariz bir şekilde çeviriyor. Anlatısındaki dramatik kırılımları yaparken henüz ilk bölümlerde belirlediği sınırların dışını çıkıp yeni ya da şok edici bilgilerle seyirciyi şaşırtmaktansa, kurduğu yapının unsurlarını birbirleriyle yaklaştırarak daha sıkı bir hâl kazanıyor ve seyirciyi bu yapının içinde tıpkı karakterlerine yaptığı gibi türlü sorgulamaların içine sıkıştırıyor. Sürekli ortaya çıkan detaylarla, sırlarla akacak bir pratikle ilerleyen klasik polisiye anlatıların, evrendeki her şeyin başka şeylerce belirlenmiş olduğu, özgür iradenin bir tür yanılmasa olduğu fikrine dayanan determinizmle sınırlandığını açık eden her sekans kendi içinde güçlü bir tekinsizlik ve gerilim hissi barındırıyor. Bu bağlamda erkek arkadaşının başına gelenlerin ardındakilerin peşine düşen kadının hikâyesi “acaba ne olacak” minvalindeki başlangıç motivasyonunu bir noktadan sonra tamamen terk ediyor; konuyu varoluşun, evrenin özgür iradenin nasıl işlediğine getirerek, bireyin tüm evren karşısındaki yetersizliğine dayalı tekinsiz bir anlatıya dönüşüyor. Bu türden bir atmosferin kurulumunda da görsel-işitsel tercihleri ve özellikle set tasarımlarıyla tıpkı önceki çalışmalarındaki gibi güçlü bir iş çıkarak Garland, sekiz bölümlük bu mini dizinin her noktasında hâkimiyetini hissettiriyor.

Gelgelelim, senaryosundaki kimi gediklere rağmen son bölüme çıtayı sürekli yükselterek gelen Devs, finalinde kurduğu tekinsiz atmosferi özellikle son blokta tamamıyla dağıtan bir hamle yapıyor. Dizinin anlatısı içindeki deterministik tutumu yankılarmışçasına “bu iş bir televizyon dizisi seyirci her detaya sonuna kadar hâkim olmalı” tonunda tınlayan bir tercihle, olan biteni seyircisine açıklamaya koyuluyor. Bu noktaya kadar seyircisinin zekâsına güvenen; örneğin, çok büyük bir kısmı bir masa etrafında geçen bir bölüm içerecek kadar cesur bir tutum sergileyen dizi, odaklandığı fikirlere kendince yanıt verdiği ve bir yandan da yeni soru işaretleri ortaya attığı climax‘ine ulaştıktan sonra, Lily ve Forest’ın arasında geçen, daha önce farklı şekillerde sezdirilen mevcut duruma dair neredeyse bir soru-cevap şeklinde süren bir diyaloga başvuruyor. Gücünü evrenin deterministik kuralları karşısında bireyin tercihlerinin doğuracağı sonuçların muğlaklığından ve bu muğlaklığın yarattığı tekinsizlikten alan anlatının bu şekilde nihayete ermesinin bir tatminsizlik hissi yaratabilmesi oldukça olası.

Bilimkurgu janrasında son dönemin en zihin açıcı filmlerinden ikisine imza atan Alex Garland’ın, Devs’te fikren ve tasarı anlamında kurduğu güçlü yapıyı senaryosunun her noktasına aynı seviyede yayamadığını ve özellikle finalinde görece kolaycı bir yöne saptığını söyleyebiliriz. Fakat yine da bu dizi, kağıt üzerinde iddialı görülen sekansları ve fikir yoğunluğunu pratiğe dökmenin zorluğunun altından kalkabilen, Garland’ın önceki çalışmalarında yansıttığı vizyonunu televizyona taşıdığı bir proje olarak anılmayı hak ediyor. Artık gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki Alex Garland, bilimkurgu türünün günümüzdeki en heyecan verici yönetmen ve senaristlerinden biri.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information