Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan, Emre Yeksan’ın Yuva filminden ilhamla yaratılan VR filmi Selyatağı’na dair merak edilenleri yönetmeni Deniz Tortum’la konuştuk.

Söyleşi: Güvenç Atsüren

Selyatağı’nın fikri nasıl ortaya çıktı? Yuva ekibiyle yolunuz nasıl kesişti?

Yuva’nın yönetmeni Emre Yeksan ve yapımcısı Anna Maria Aslanoğlu Yuva’nın dünyasından ilhamla bir VR filmi yapma isteklerinden bahsetmişlerdi. O sırada Fırat Sezgin ve Ergin Şanal ile beraber bir VR oluşumu başlatma düşüncemiz vardı. Böyle bir ortaklaşa iş üretme fikri hepimizi heyecanlandırdı.

Senaryoyu okuduktan sonra hep beraber üzerine düşünmeye başladık. Selyatağı’nın yazımını etkileyen iki şey oldu: biri Yuva’nın senaryosuydu, öbürü ise Emre ve Yuva ekibiyle çekim mekanlarının keşfine gitmemizdi. İğneada longozlarına Emre’nin gözünden bakmıştım ve orman beni çok etkilemişti.

Yuva, ormanda münzevi bir hayat yaşayan Veysel’e odaklanıyordu, onun gözünden dünyaya bakıyordu. Selyatağı ise Veysel’in münzevi hayat yaşadığı ormana odaklanmaya, dünyaya ormanın gözlerinden bakmaya çalışıyor. Hem birlikte çoğalan, hem birbirinden ayrı kendi ayakları üzerinde durabilen iki film olsun istedik.

Güvenç Atsüren: Selyatağı’nın İstanbul Film Festivali’nde yarışan Yuva’da gördüğümüz ormanda geçiyor bildiğimiz kadarıyla. Filmin içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz?

Deniz Tortum: Selyatağı, Yuva bittikten sonra başlıyor. Ormana yapılması planlanan inşaatın hazırlıkları sürerken civardaki köyler tahliye edilmekte, inşaat alanları tespit edilmekte. O esnada ormanın derinliklerinde kadim bir ağaç olan biteni izlemekte.

Aklımda ekolojik yıkımla ve iç açıcı görünmeyen gelecekle ilgili bir film yapmak vardı. Ya uygarlığımızı temelinden değiştirmemiz gerekecek, yani bambaşka bir ekonomik sistem ve enerji altyapıları kuracağız, ya da uygarlığın çöküşüne hazırlanacağız. Yani ne yönde olursa olsun, bundan elli yıl sonra yaşayacağımız dünyanın günümüz dünyasına benzememesi muhtemel. Madem böyle gelmiş böyle gidemiyor, o zaman insanlık olarak yeni bir şeye dönüşmemiz gerekiyor. Selyatağı da bu dönüşüm hakkında bir hikaye anlatıyor.

Güvenç Atsüren: Birçok farklı formda çalışıp üretim gerçekleştiriyorsunuz. Son olarak Can Eskinazi ile imza attığınız Anadolu Turnesi belgeseli vizyona girdi. Daha “klasik” formlarda çalışmakla VR arasında yaratım açısında nasıl farklılıklar ya da paralellikler var sizce?

Deniz Tortum: İşin esasında farklı arkadaşlıklar, farklı beraberlikler kurmak var. Farklı formlar farklı sorular sorabilmeyi ve farklı sorunlarla baş etme imkanını sağlıyor. Sinema daha eski bir mecra olsa da her yeni film, kendi yeni formunun bulunmasını talep ediyor.

Sinema ve VR’ın en büyük farkı kurulmasına olanak sağladığı yakınlıklar sanırım. Kamerayla bir şeyler çekerken, çektiğiniz kişiler ve mekanlarla özel bir ilişki kurmak çok daha kolay. VR filmi çekerken ise siz kameranın arkasında olamıyorsunuz ve çektiğiniz şeylerle sinemaya benzer bir şekilde ilişki kuramıyorsunuz. VR, daha ziyade, size bir ilişki ve yakınlık alanı sağlıyor.

“VR’ın etrafındaki heyecan dalgası azalmış durumda. Aslında iyi ki de azaldı, daha sakince düşünebilmek mümkün oldu.”

Güvenç Atsüren: Son dönemde Tsai Ming-liang ya da Alejandro G. Iñárritu gibi çok farklı ekollerden yönetmenlerin VR alanında çalışmalara imza attığını görüyoruz. VR’ın gelişimi ve sinemanın geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Deniz Tortum: VR’ın etrafındaki heyecan dalgası azalmış durumda. Aslında iyi ki de azaldı, daha sakince düşünebilmek mümkün oldu. Yavaş yavaş gelişip, kendi yerini ve şeklini bulacaktır. Bu süreç içerisinde de VR ve VR ile ilgili teknolojiler sinemanın anlatı şekillerini ve sinema yapma yöntemlerini etkileyecektir.

VR yapmak sinemaya farklı bir gözle yaklaşmayı sağlayabiliyor. Farklı bir görsel düşünme pratiği. VR’da yapılan deneylerin sonucu kendini sinemada gösterebiliyor. Mesela Tsai Ming-liang çektiği VR filminde hiç yakın plan kullanamadığından ötürü bir sonraki filmini olan Your Face’i sadece insan suratlarının yakın planlarından oluşturmuş. VR filmi yapmak, sinemanın kendine has yönlerini daha iyi görmesini sağlamış.

VR kayıt teknolojileri optikten ziyade bilgisayar teknolojilerine dayanan fotoğraflama yöntemlerini kullanıyor. Mesela bir insanı ya da objeyi üç boyutlu olarak kaydetmeyi mümkün kılan hacimsel (volumetric) kayıt teknolojisi (ilgilenenler Depthkit teknolojisine bakabilir). Ya da onlarca veya yüzlerce lens kullanarak ışığın sadece kendisini değil, gelme yönünü de kaydedebilen light field kameraları. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan kara delik fotoğrafı da berimsel (computational) görüntüleme yöntemleriyle elde edildi mesela. Bu tip kayıt teknolojileri imgenin ne olduğunu, ne anlama geldiğini gözden geçirmemize sebep olacaktır muhtemelen.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi