Advertisement

Dekadraj’ın yeni bölümünde Güvenç Atsüren ve konuğu Abbas Bozkurt, çalışmalarında geçmiş, otobiyografik ögeler ve sinemanın kendisini birbirinden yaratıcı biçimlerde kullanarak, benzersiz bir dil yaratan Kanadalı yönetmen Guy Maddin ve filmlerine odaklandı.

Sinema dünyasının kendine has yer edinmiş nev-i şahsına münhasır yönetmenlerinden biri olan Kanadalı kült sinemacı Guy Maddin, geleneksel sinema anlayışının sınırlarının ötesinde kendine bir yol çizen, kurgudan sanat yönetimine, oyunculuktan senaristliğe, yapımcılıktan yönetmenliğe kadar sinemanın her alanında çalışan önemli bir sinemacı.

Avangart anlatımını kendine özgü bir hâle getiren Guy Maddin’in 2003 yapımı The Saddest Music in the World filmi için gerçeküstü bir müzikal tanımlamasını yapacak olursak sanırım yanılmış olmayız. Büyük Buhran zamanlarını konu edindiği bu film, dünyanın en üzücü müziğini bulmak için düzenlenen bir yarışmayı mercek altına alıyor. Absürt hikâyesiyle dikkat çeken filmin, hem retro soslu havası hem de yenilikçi yaklaşımı Guy Maddin gibi üretken bir yönetmenin elinde daha çok değer kazanıyor. 1920’li yıllarda geçen filmin tamamının siyah-beyaz çekilmemiş olması da, yönetmenin kendine özgün bir sinema anlayışı yarattığını gözler önüne seriyor.

Guy Maddin’in en önemli ve akılda kalıcı yapımlarından biri olan Brand Upon the Brain!, ölüm döşeğindeki annesinin isteği üzerine bir deniz fenerine ve çağrıştırdığı çocukluk anılarına dair bir yolculuk yapmak zorunda kalan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Bu karakterin adının Guy Maddin olması ise filmi daha ilginç kılıyor. Sessiz sinema geleneklerini değiştiren yönetmen, korku ve bilimkurgu sularında yüzdüğü bu filmle eşine az rastlanır türder bir eser ortaya koyuyor. 2007 Toronto Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan My Winnipeg, bir şehri ruhunun beyazperdeye nasıl aktarılması gerektiğinin adeta kanlı canlı bir örneği. Kanada’da bulunan ve ülke açısından stratejik avantajlara sahip olan, aynı zamanda Guy Maddin’in doğduğu ve yıllarca hayatını geçirdiği bir yer olan Winnipeg, yönetmenin elinde farklı bir yapıya bürünüyor. Maddin’in hayatından izler taşıyan, belgeselvari bir anlatımla ilerleyen, daha doğrusu fantezi belgesel tanımlamasını yapabileceğimiz bu film, yönetmenin şehre dair anılarını gerçeküstü bir şekilde izleyiciye aktarıyor.

Bu unutulmaz filmlerinin yanında Guy Maddin’in, Evan Johnson ve Galen Johnson ile birlikte çektiği intreaktif bir proje olan Seances‘dan bahsetmeden geçmeyelim. Seances, Hollywood’un sessiz dönemi gibi dönemlerden beri unutulmuş kayıp filmlerin hikâyelerini bir araya getiren bir proje. Uzun zamandır kayıp olan sessiz dönem filmlerini, farklı varyasyonlarla dirilterek bir araya getiriyor Guy Maddin. Bu sayede bir kez daha eşi benzeri olmayan, akılda kalıcı bir projeye imza atıyor.

Dekadraj #6: Guy Maddin

Güvenç Atsüren’in sinema yazarı konuklarıyla hak ettiği değeri göremeyen usta yönetmenlerin sinemasını masaya yatırdığı podcast serisi Dekadraj’ın altıncı bölümünün konusu sinema dünyasının kendine has yer edinmiş nev-i şahsına münhasır yönetmenlerinden Guy Maddin. Bu bölümün konuğu ise sinema yazarı Abbas Bozkurt.

Dekadraj’ın altıncı bölümünü aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz.

iTunes

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information