2018 yılını neredeyse yarıladığımız şu günlerde, dünya genelinde gişe hasılatlarına göz attığımızda süper kahraman filmlerinin yine zirvede (Avengers: Infinity War $1,665.10, Black Panther $1,342.50) yer aldığını ve bu durumun ülkemizde de pek farklı olmadığını, gişe garantili yerli filmlerin hemen ardından en yüksek gişeyi Avengers: Infinity War'un yaptığını görüyoruz. 2000'lerin başından itibaren ciddi bir yükselişe geçen süper kahraman filmleri, son birkaç yıldır altın dönemini yaşıyor ve sinema endüstrisine yön veren bir konumda bulunuyor. Bu yükselişi bir süreç olarak görecek olursak, bu sürecin dönüm noktalarından biri olarak Deadpool'un ilk filmini gösterebiliriz. O zamana kadar, süper kahraman filmlerinde şiddet  içeren sahneler, 18+ almayacak şekilde planlanırken, Deadpool'un cesur yaklaşımı sonrası Logan gibi, süper kahraman filmleri içerisinde başyapıt olarak değerlendirilebilecek bir çizgiroman uyarlaması seyrettik. Nitekim, süper kahraman filmleri için bu formülün işlediği aşikâr; durum böyle olunca Deadpool'un aynı formül ile devam etmesi şaşırtıcı değil, üstelik bu konuda, bu kez ilk filmin de üzerine konulduğunu söyleyebiliriz. Deadpool'u bir karakter olarak diğer çizgiroman uyarlamalarından ayıran yegâne sebep, toplum için örnek bir rol arodel olabilecek özelliklerden ziyade daha çok anti kahraman diyebileceğimiz niteliklere sahip olmasıdır. Küfürbaz, asi ve bencil olan bir karakter, Deadpool. Alkollü içecekler tüketen, kokain kullanan ve bunun faydalarından bahsetmekte bir sorun görmeyen, diğer Marvel karakterleri gibi güçlerini ulvi amaçlara saklamak yerine dünyayı kötüleştirdiğini düşünen tüm "kötü"lerle savaşan bir karakterdir. İkinci filmin yaklaşık 10 dakika süren girizgâhında, yukarıda bahsettiğim tüm detayları bulmak mevcut. İlk filmden daha saldırgan, daha küfürbaz ve dördüncü duvarı yıkmak konusunda çok daha usta. Hatta, dördüncü duvarı yıkmak konusunda bugüne kadar yazılmış neredeyse tüm karakterlerden daha başarılı dersek abartmış olmayız. Deadpool 2: Ya Hep Birlikte Aile Olursunuz ya da Yalnız Başınıza Bir Hiç İkinci filmde, kız arkadaşı Vanessa ile mutlu bir ilişki sürdüren Deadpool, aile kurmaya çok yakındır ancak işler planladığı gibi gitmez. Nitekim, Deadpool'un ilk filmi, 18+ olması sebebiyle sıra dışı bir süper kahraman filmi olarak lanse edilse de, özünde bir aşk filmiydi. Devam filminde ise Deadpool'un kendi söylemiyle "bir aile filmi". Erken yıllardan günümüze kadar Amerikan sinemasına -özellikle de stüdyodan çıkma yapımlara- göz attığımızda, aile kavramının kutsallaştırıldığını ve içinde bulunulan döneme göre çekirdek aileyi oluşturan bireylere biçilen roller eşliğinde, birlikte hareket etmenin öneminin topluma empoze edilmeye çalışıldığını görürüz. Son yıllarda, Amerikan menşeli filmlere baktığımız zaman aile olmanın ne denli önemli bir merkeze yerleştirildiğini görebilir; Marvel özelinde süper kahramanların dahi çocuk yaparak bir çekirdek aile oluşturmasının ne denli önemli olduğunun üstüne basılarak vurgulandığını da söyleyebiliriz. Özellikle 2000'ler sonrası, ABD genelinde evlilik dışı çocuk sahibi olma sayısının artması, stüdyolara bu kez bu konuda bir misyon yüklemiş gibi gözüküyor. Deadpool gibi görece aklı havada diyebileceğimiz bir karakterin dahi çocuk sahibi olması ve hayata farklı bir açıdan bakması ve örnek olması amaçlanıyor. Nitekim, film farklı bir yöne evrilse de karakter hiç sahip olmadığı aile kavramını kendi yarattığı bir aile üzerinden bulmaya çabalıyor. Açıkçası, karakterin ilk filme göre daha tutarlı bir biçimde yazıldığını, esprilerin daha organik, aksiyon sahnelerinin ise yine ilk filme göre daha dinamik olduğunu söylemek mümkün. Özellikle, çizgiroman dünyasına yaptığı taşlamalar filmin en önemli güldürü unsuru olsa da, günümüz dünyasına dair yapılan şakalar ve politik eleştiriler de son derece yerinde; bir…

Yazar Puanı

Puan - 71%

71%

Deadpool 2'nin sevaplarıyla günahlarını bir teraziye koyacak olursak, doğru yaptığı şeylerin çok daha ağır bastığını söylemek pek de zor değil. Açıkçası, ilk filmden çok daha keyifli bir iki saat vadediyor ve bunu da başarıyor. Tadını çıkarmalı, her yeni Marvel uyarlamasında olduğu gibi "En İyi Marvel Filmi" başlıklarına aldırmadan ya da böyle bir misyon yüklemeye çalışmadan, 18+ olmasının da verdiği keyifli detaylarla bu çizgiroman uyarlamasının keyfini sürmeli.

Kullanıcı Puanları: 4.62 ( 6 votes)
71

2018 yılını neredeyse yarıladığımız şu günlerde, dünya genelinde gişe hasılatlarına göz attığımızda süper kahraman filmlerinin yine zirvede (Avengers: Infinity War $1,665.10, Black Panther $1,342.50) yer aldığını ve bu durumun ülkemizde de pek farklı olmadığını, gişe garantili yerli filmlerin hemen ardından en yüksek gişeyi Avengers: Infinity War’un yaptığını görüyoruz. 2000’lerin başından itibaren ciddi bir yükselişe geçen süper kahraman filmleri, son birkaç yıldır altın dönemini yaşıyor ve sinema endüstrisine yön veren bir konumda bulunuyor. Bu yükselişi bir süreç olarak görecek olursak, bu sürecin dönüm noktalarından biri olarak Deadpool’un ilk filmini gösterebiliriz. O zamana kadar, süper kahraman filmlerinde şiddet  içeren sahneler, 18+ almayacak şekilde planlanırken, Deadpool’un cesur yaklaşımı sonrası Logan gibi, süper kahraman filmleri içerisinde başyapıt olarak değerlendirilebilecek bir çizgiroman uyarlaması seyrettik. Nitekim, süper kahraman filmleri için bu formülün işlediği aşikâr; durum böyle olunca Deadpool’un aynı formül ile devam etmesi şaşırtıcı değil, üstelik bu konuda, bu kez ilk filmin de üzerine konulduğunu söyleyebiliriz.

Deadpool’u bir karakter olarak diğer çizgiroman uyarlamalarından ayıran yegâne sebep, toplum için örnek bir rol arodel olabilecek özelliklerden ziyade daha çok anti kahraman diyebileceğimiz niteliklere sahip olmasıdır. Küfürbaz, asi ve bencil olan bir karakter, Deadpool. Alkollü içecekler tüketen, kokain kullanan ve bunun faydalarından bahsetmekte bir sorun görmeyen, diğer Marvel karakterleri gibi güçlerini ulvi amaçlara saklamak yerine dünyayı kötüleştirdiğini düşünen tüm “kötü”lerle savaşan bir karakterdir. İkinci filmin yaklaşık 10 dakika süren girizgâhında, yukarıda bahsettiğim tüm detayları bulmak mevcut. İlk filmden daha saldırgan, daha küfürbaz ve dördüncü duvarı yıkmak konusunda çok daha usta. Hatta, dördüncü duvarı yıkmak konusunda bugüne kadar yazılmış neredeyse tüm karakterlerden daha başarılı dersek abartmış olmayız.

Deadpool 2: Ya Hep Birlikte Aile Olursunuz ya da Yalnız Başınıza Bir Hiç

İkinci filmde, kız arkadaşı Vanessa ile mutlu bir ilişki sürdüren Deadpool, aile kurmaya çok yakındır ancak işler planladığı gibi gitmez. Nitekim, Deadpool’un ilk filmi, 18+ olması sebebiyle sıra dışı bir süper kahraman filmi olarak lanse edilse de, özünde bir aşk filmiydi. Devam filminde ise Deadpool’un kendi söylemiyle “bir aile filmi”. Erken yıllardan günümüze kadar Amerikan sinemasına -özellikle de stüdyodan çıkma yapımlara- göz attığımızda, aile kavramının kutsallaştırıldığını ve içinde bulunulan döneme göre çekirdek aileyi oluşturan bireylere biçilen roller eşliğinde, birlikte hareket etmenin öneminin topluma empoze edilmeye çalışıldığını görürüz. Son yıllarda, Amerikan menşeli filmlere baktığımız zaman aile olmanın ne denli önemli bir merkeze yerleştirildiğini görebilir; Marvel özelinde süper kahramanların dahi çocuk yaparak bir çekirdek aile oluşturmasının ne denli önemli olduğunun üstüne basılarak vurgulandığını da söyleyebiliriz. Özellikle 2000’ler sonrası, ABD genelinde evlilik dışı çocuk sahibi olma sayısının artması, stüdyolara bu kez bu konuda bir misyon yüklemiş gibi gözüküyor. Deadpool gibi görece aklı havada diyebileceğimiz bir karakterin dahi çocuk sahibi olması ve hayata farklı bir açıdan bakması ve örnek olması amaçlanıyor. Nitekim, film farklı bir yöne evrilse de karakter hiç sahip olmadığı aile kavramını kendi yarattığı bir aile üzerinden bulmaya çabalıyor.

Açıkçası, karakterin ilk filme göre daha tutarlı bir biçimde yazıldığını, esprilerin daha organik, aksiyon sahnelerinin ise yine ilk filme göre daha dinamik olduğunu söylemek mümkün. Özellikle, çizgiroman dünyasına yaptığı taşlamalar filmin en önemli güldürü unsuru olsa da, günümüz dünyasına dair yapılan şakalar ve politik eleştiriler de son derece yerinde; bir fazla ya da bir eksik olsa kritik sularda yüzebilecek tespitlerin dozajı tam kıvamında. Son olarak, Atomic Blonde’u çeken David Leitch, aksiyon sahnelerinde hünerlerini sergilemekten çekinmeyince ortaya bir şiddet ve dövüş senfonisi çıkıyor.

Filmin esas kötüsü olarak lanse edilen Cable (Josh Brolin), bir filmin esas kötüsü olabilecek kadar güçlü bir imaj çizemiyor, maalesef. Daha birkaç gün önce Thanos olarak izlediğimiz Brolin’i, Cable olarak izlemeye alışmak hâlihazırda zorlayıcı bir deneyim olurken, bir de karakterin beklentilerin altında kalması filmin ritmini düşürüyor. X-Force’a gelecek olursak, Domino karakterinin öne çıktığını ve filmi Deadpool ile birlikte taşıdığını düşünüyorum. Özellikle, bir kahramanın süper gücünün “şans” olması ve bunu beyazperdede deneyimlemek son derece keyifli. Bir de Brad Pitt faktörü var ki, o da filmin sürprizini bozmamak için şimdilik bende kalsın.

Deadpool 2’nin sevaplarıyla günahlarını bir teraziye koyacak olursak, doğru yaptığı şeylerin çok daha ağır bastığını söylemek pek de zor değil. Açıkçası, ilk filmden çok daha keyifli bir iki saat vadediyor ve bunu da başarıyor. Tadını çıkarmalı, her yeni Marvel uyarlamasında olduğu gibi “En İyi Marvel Filmi” başlıklarına aldırmadan ya da böyle bir misyon yüklemeye çalışmadan, 18+ olmasının da verdiği keyifli detaylarla bu çizgiroman uyarlamasının keyfini sürmeli diye düşünüyorum.

*Muhtemelen her yazıda görebileceğiniz bir dipnot bırakalım; jenerik bitmeden salondan çıkmayın, filmin kendisinden dahi daha başarılı bir ek sahne sizi bekliyor. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi