ffllV6-aqWU

David Lynch sinemasının dil ve kelimelerle olan ilişkisini inceleyen video, yönetmenin bu kavramlar üzerinden yarattığı tekinsizlik hissini gözler önüne seriyor.

Sanatçı Robert Morris, güncesinde duvarda asılı olan bir tabelanın kendine hissettirdiklerini şöyle açıklamıştır: “O tabela, uykumu böldü. Etrafımı sardı, kulağımda gevezelik etti, gözlerimi kapladı. O kaynayan kelimelerden oluşan, karmaşık, boğucu bir kefen gibiydi.” Karanlık ve karmaşık filmlerin usta yönetmeni David Lynch’in sinemasında da benzer bir yaklaşım görüyoruz. O, hiçbir zaman filmlerini kelimelerle açıklamaya yeltenmemiş, hatta kariyerinin başından itibaren, bu türden istekleri net bir şekilde geri çevirmiştir. Lynch’in bu konudaki görüşleri şöyledir: “Bir şeyler kelimelere döküldüğü anda, kimse filmi olduğu gibi görmemeye başlar. Ve ben bundan nefret ederim. Konuşmak tehlikelidir.” Kelimelerin ve dilin kendisi David Lynch’in sinemasında her zaman bir tür korkunun, ya da güvensizliğin temsili olarak karşımıza çıkar. YouTube’daki What’s So Great About That? kanalında yer alan bir video, David Lynch sinemasının dil ve kelimelerle olan karmaşık ilişkisini inceliyor.

David Lynch Sinemasının Kelimeler ve Dille Olan Karmaşık İlişkisi

David Lynch’in kelimeler ve dille olan ilişkisine filmleri üzerinden bakmaya başlamadan önce, yönetmenin kendi imza attığı Twin Peaks dizisinde canlandırdığı karakteri hatırlamakta fayda var. Lynch, adını televizyon tarihine yazdırmış bu dizide duyma kaybı yaşayan bir polis memuruna hayat verir. Bunu, yönetmenin kelimelerle olan ve genelde güvensizlik hissiyatı üzerinden şekillenen ilişkisinin bir yansıma olarak okumak çok da yanlış olmayacaktır.

Yönetmenin erken dönem kısa filmlerinden biri The Alphabet yani Alfabe ismini taşır. Bu filmin odağındaki çocuk, hepimizin bildiği “alfabe şarkısı” uyku esnasında duyarken, bir yandan da harflerin son derece ürkütücü temsillerini görür rüyasında. Bu temsiller, bir tür hastalık gibi yayılarak sonrasında hastalanan bir insan figürünün kafasına girer. Aslında, fazla açıklamaya dahi gerek yok, Lynch daha kariyerinin başında, henüz hiç uzun metrajlı film çekmemişken, harflere ve dolayısıyla kelimelere bakışını dışa vurur. Burada asıl bakılması gereken harflerin ve alfabenin filmde ne şekilde yer aldığıdır. Bu kısa film boyunca, harflerin tekrara dayalı bir şekilde ve sıklıkla bir şarkı eşliğinde yer aldığını görüyoruz. Bu çocuklara okuma-yazmayı, harfleri, onlarla kelimeleri nasıl üretebilecekleri öğretirken kullanılan bir yöntemdir. Yani, David Lynch seyirciyi dili yazılı hâle getirmenin kendince tehlikeli olan yanını böyle ifade eder.

David Lynch’in diğer birçok çalışmasında da dil ve kelimelere benzer noktalardan baktığını görebiliyoruz. Twin Peaks’te “kütük”ün sessiz tavsiyesi, Lost Highway’deki bozuk ses kaydı, Blue Velvet ve Mulholland Dr.’da tekrarlanan ses orijinal bir kayıttan çalarken şarkı söyleme ya da dudak oynatma sahneleri… Bunlardan özellikle Mulholland Dr.’daki bir sahne dikkat çekicidir. Bir sahnede Roy Orbison’ın Crying şarkısının İspanyolca cover’ını duyarız. Buradaki ses önceden alınmış bir kayıttır, sahneden seslendirdiği düşünülen şarkıcı sadece dudaklarını oynatmaktadır. Burada, bir dilden bir diğerine çevrilen bir metin üzerinden; imajın, yazının kelimelere dönüşmesinde ortaya çıkan tekinsizliğe benzer bir his yaratılır. Bu sahnenin tekinsizliği, büyük ölçüde bu hissiyattan hareketle yaratılır. Zira David Lynch için, kelimeler ve dil her zaman güvenilmezdir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi