Seven, Fight Club, Zodiac, Gone Girl gibi filmleriyle tanınan David Fincher’ın filmografisine övgü niteliği taşıyan muazzam bir video yayınlandı.

David Fincher, her ne kadar kariyerine olumsuz eleştiriler alan Alien 3 ile başlamış olsa da bu acı tecrübe, onun ileride harika filmlere imza atacağının bir habercisiydi belki de.

Se7en ve Fight Club, hikâyesiyle izleyiciyi istediği gibi yönlendirip detaycı bir bakış açısı güden ve çektiği her sahneye titizlikle yaklaşan yönetmenin, sinema dünyasına kazandırdığı önemli filmlerden sadece ikisi. Bu iki film arasında çektiği Michael Douglas’lı The Game de en az diğerleri kadar çarpıcı olmasıyla birlikte izleyiciyi gerim gerim geren, hatta kimi zaman sinir bozacak türden bir kurguya sahip.

Hikâyenin içerisine sürüklenebileceğiniz bir atmosfer yaratmayı başaran Fincher, performansı mükemmelleştirmek için çoğu sahneyi yüzlerce kez çekmesiyle biliniyor. Bununla beraber filmlerinde doğru zamanda ve doğru yerde hangi teknikleri kullanması gerektiğini oldukça iyi bir şekilde bildiği için karakterlerin hikâyesini ve onların yaşadığı deneyimleri, bir izleyici olarak yakından görmemize olanak sağlıyor. Bir dönem filmi olan Zodiac‘ta görsel efektleri kullanmaktan çekinmemesi de bu yüzden belki.

David Fincher Filmografisine Saygı Duruşunda Bulunan Muazzam Bir Video

Öte yandan David Fincher, aynı zamanda risk almayı da seven bir yönetmen. The Girl with the Dragon Tattoo‘yu yeniden çekmesi bunun bir kanıtı. Edebiyat dünyasında büyük yankı uyandıran romanın uyarlamasında Fincher, İsveç’in soğuk ve tekinsiz atmosferini, karakterler vasıtasıyla filme başarılı şekilde yansıtmayı başardı. Rooney Mara’nın Lisbeth Salander rolündeki etkileyici performansından güç alan film, Fincher’ın kendi filmografisi içinde tarzından ödün vermediği bir gerilim filmi olmasıyla hafızalara kazındı. Özünde biyografik bir film olan The Social Network‘te ise Mark Zuckerberg’ün hayatına ve Facebook’u kurma sürecine yine yönetmenin gözünden tanık oluyoruz. Sıradan bir biyografi filminin kalıplarından rahatça sıyrılan Fincher, karakterin psikolojisine yakından bakabileceğimiz bir filme imza atıyor.

İzleyiciyi ters köşe eden ve beklentisi bu yönde olanları bile şaşırtan bir senaryoya sahip Gone Girl ise, Amy Dunne’ın ne kadar manipülatif bir karakter olduğunu çarpıcı bir dille ele alıyor. Film boyunca karakteri derinlemesine inceleyen Fincher, Amy’nin motivasyonunu da başarıyla österiyor bizlere. Aynı durum Amy’nin gölgesinde yaşayan Nick Dunne için de geçerli. Amy’nin yaptıkları karşısında kapana kısalan, hayatını ona göre yaşamak zorunda kalan ve olaylar karşısında eli kolu bağlı kalan Nick, Amy’nin isteklerine boyun eğmek zorunda kalıyor ve filmin sonunda ikili arasındaki ilişkiyi ‘bir suç ortağı olmak’ şeklinde yorumluyor. Filmde yaşanan şaşırtıcı olaylar vasıtasıyla yönetmen, karakterleri detaylı bir şekilde analiz etme imkanıyla baş başa bırakıyor. Müzik kullanımıyla da ön plana çıkan David Fincher, Gone Girl’de koyu tonların hakim olduğu renk skalası ve sarının hakim olduğu The Curious Case of Benjamin Button üzerinden sinemada renk kullanımı açısından etkili bir iş ortaya koyuyor. Bu sayede Fincher, renkler yoluyla izleyiciyi büyüleyici bir dünyanın içerisine çekmeyi de ihmâl etmiyor.

Vimeo kullanıcısı Lucy May, David Fincher’a olan hayranlığını hazırladığı bir video ile dile getiriyor. Onun filmlerini yeniden izleme isteği doğuran bu video, yönetmenin filmografisindeki muazzam kareleri bir araya getiriyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi