1984 yılında uzun metrajlı filmi Forbrydelsens element ile başladığı sinema serüvenine ardı arkası kesilmeden birbirinden farklı, özgün, derin ve cesur filmler katmayı başaran ancak söylemleriyle tartışma yaratan bir yönetmen Lars von Trier. Melankoli duygusunu iliklerimize kadar işleyen Lars von Trier’in yine karanlık tarzını gösterdiği, atmosferiyle bizi mutsuzluğun derinliklerine bıraktığı filmi Dancer in the Dark, kalıtsal bir hastalık nedeniyle gözlerini yavaş yavaş kaybeden Selma Jezkova’nın hikâyesini ekrana taşır. Masalla gerçeği harmanlayarak, mükemmel bir hikâye ortaya koyan Trier, bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma ile oğlu Gene’nin hayatın acımasız seyrinde başına gelenleri, karakterlerin dönüşümlerini ve mücadelelerini anlatır. Tür olarak müzikal bir anlatı yapısı seçen Trier; dehşete ve trajediye götürdüğü filmini, kalıplardan çıkararak korkunç ve sert bir gerçeklik evreninin içine yerleştirir. Seti de oldukça tartışmalı geçen Dancer in the Dark hakkında mutlaka bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Katkıda Bulunanlar: Övgü Avcıer, Hande Yıldız

Dancer in the Dark Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Lars von Trier ve Björk

Dancer in the Dark, Björk’ün ilk uzun metraj başrol deneyimiydi. Björk ve Trier arasındaki birçok olay sebebiyle çekimler sıkça durdu. Björk, Trier tarafından psikolojik şiddete ve tacize maruz kaldığını söylemişti. Yönetmenin çekimlerden önce her sabah Björk’e tükürdüğü, yavaşça kör olan Selma karakterini canlandırdığı için gözlerine vurduğu söyleniyordu. Trier, Björk’ün seti terk etmesine sebep olmuştu. Björk, çekimleri terk etmek zorunda kaldıktan sonra film süresiz olarak durdurulmuştu. Björk birkaç ay sonra geri dönmüş ve filmin çekimlerine devam edilmişti.

Psikolojik Şiddete Başkaldıran Björk

Björk’ün açıklamalarına göre psikolojik şiddete ve tacize dayanamayıp seti terk ettikten sonra Trier, onu diğer çalışanlara “sorunlu” bir oyuncuymuş gibi göstermeye çalışmıştır. Björk, başka oyuncuların yönetmene başkaldırma ihtimalinin olmadığını düşünerek bunu yaptığını söylemiş, kendi tepkisinden sonra Trier’in ekip arkadaşlarıyla daha adil ilişkiler kurduğunu dile getirmiştir. Dancer in the Dark ile Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan Björk, kadın oyuncuların taciz edilmesinin evrensel bir sorun olduğunu söylüyor.

Hapishane, Bir Porno Filminin Setine Dönüştü

Dancer in the Dark’ın çekimlerinden sonra filmde kullanılan hapishane porno filmi Pink Prison için pembeye boyandı ve ana set olarak kullanıldı.

Dogville’deki Psikolojik Baskı Björk Üstünde Denendi

Björk, kendisine yapılan psikolojik şiddet ve taciz deneyimlerinden sonra küçük bir topluluk tarafından fiziksel ve psikolojik olarak suistimal edilen bir kadını konu eden Dogville filminin öncesinde kendi üzerinde denendiğini söylüyor.

Siyahi Kadın Kathy

Catherine Deneuve’ün canlandırdığı, Björk’ün yakın arkadaşı olan Kathy karakteri siyahi bir kadının canlandırması için yazılmıştı. Deneuve’ün bu rolü istemesiyle karakter tekrar inşa edildi.

Siyahilerin Oy Kullanma Hakkı ve Terry Gilliam

Terry Gilliam’ın 98 yapımı Fear and Loathing in Las Vegas filminin başlangıcında “My Favorite Things” adlı şarkı çalmaktadır. Fear and Loathing in Las Vegas’ta bu şarkı çalarken 1965’te siyahilerin oy kullanma hakkı için yaptığı yürüyüşten kareler görürüz. Bu yürüyüşün başlangıç noktası Alabama eyaletindeki Selma şehridir. Trier, Selma karakterine bu şarkıyı söyleterek hem tarihi bir süreçle hem de Terry Gilliam filmiyle bağlantı kurmuştur.

Devamlılık Hataları

David Morse’un canlandırdığı Bill karakterinin silahının ilk olarak revolver olduğunu görüyoruz. Daha sonra silah tekrar karşımıza çıktığında revolver olmayan yarı otomatik bir silah yerini alıyor. Bir diğerinde ise Selma fabrikada kapıyı açtığında kapı yanlış yönden açılır. İç mekân çekimini başka bir odada yapmış olan Trier, bu detayı atlamış diyebiliriz.

60’lar mı? 70’ler mi?

Filmin planlama aşamasında zamansal bir hata meydana gelmiştir. Dancer in the Dark, 1960’ların ortalarında geçmesine rağmen Selma’nın evine gittiği raylı yolda 70’li yıllarda kullanılan daha modern bir tren görülür.

Stellen Skarsgård’a Bağlılık

Selma’nın erkek arkadaşı olmaya aday olan Jeff rolünü Stellen Skarsgård oynayacaktı. Fakat Dancer in the Dark’ın Aberdeen çekimleriyle çakışması sebebiyle rol Peter Stormare’e verildi. Skarsgård yine de iki küçük sahnede Selma’nın göz doktoru olarak göründü. Trier, Skarsgård ile 1994’ten bu yana birçok filminde beraber çalıştı.

Björk’ün Görüş Yöntemi

Björk numaralı gözlüklerle etrafını görebilmek için kullandığı gözlüğün numarasını dengeleyen lensler takarak filmde rol aldı.

Dancer in the Dark ya da Taps

Lars von Trier senaryonun ilk taslağında her dans sahnesine, ayak uçları ve topukların yere vurularak yapıldığı taps dansını yerleştirip filme Taps adını vermişti. Koreograf Vincent Paterson, Trier’e imkânsız olmasa da bunun teknik açıdan çok zor bir iş olacağını söyledi. Müzikal sahnelerin tamamı bu şekilde çekilmiş olmasa da filmde taps dansı ile karşılaşıyoruz.

 Yargıç ve Görüntü Yönetmeni

Dogma 95 akımının yaratıcıları arasında olan Trier, akımın öncü filmleri olan Das Fest, Mifunes sidste sang ve Julien Donkey-Boy’un görüntü yönetmeni Anthony Dod Mantle’e ithafen filmdeki yargıca onun adını vermiştir. Trier daha sonra Dogville ve Antichrist filmlerinde Mantle ile çalışmıştır.

 Filmin Müzikal Niteliği

Film müzikal olarak lanse edilmesine rağmen ilk 40 dakika müzikal bir sahneyle karşılaşmıyoruz. Filmde tüm şarkılar ise Trier ve Björk tarafından yazıldı ve aynı yılda Selmasongs adlı albümde toplandı. I’ve Seen It All parçasını Björk, Thom Yorke ile beraber söylemiştir. Böylece şarkı, The Next to Last Song’un yerini alarak filmin ana şarkısı olmuştur.

İade Biletler

Cannes’daki şöhretinin aksine İngiliz eleştirmenler tarafından beğenilmeyen film, gişede bu durumdan etkilendi. İngiliz dağıtım şirketi Film Four filmi beğenmeyenlerin parasını iade edeceğini söyledi ve sadece 5 kişiye ücret iadesi yapıldı.

Uçak Korkusu

Amerika’da geçen sahneler Trier uçağa binmeyi reddettiği için Avrupa’da çekildi. Trier, uçak korkusu sebebiyle 2000 yılındaki Cannes Film Festivali’nin törenini de kaçırma tehlikesi yaşamıştı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi