Yaşayan en önemli yönetmenler arasında gösterebileceğimiz Spike Lee'nin sinemasını tanımlamak adına kullanılabilecek en doğru kelime "öfke" belki de. İlk büyük çıkışını yaptığı Doğruyu Seç - Do the Right Thing'den, iki yıl önce kendisine Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü getiren Karanlıkla Karşı Karşıya - BlacKkKlansman'e kadar, siyahların maruz kaldığı haksızlıklara karşı duyduğu öfke Lee'nin sinemasının çekirdeğindeki unsur. Bu durum, prömiyerini bu yıl Cannes'da yapması beklenirken, festivalin gerçekleştirilememesi üzerine doğrudan Netflix'te yayınlanan Da 5 Bloods için de geçerli. Yönetmenin kendi sinematik üslubu ve dünya görüşü doğrultusunda bir Vietnam Savaşı hikâyesi anlattığı filmin merkezinde yine bu duygu, öfke var. Dört siyah Vietnam gazisinin savaştan yıllar sonra yeniden bu ülkeye dönmelerini konu alıyor Da 5 Bloods. Bu dönüşün iki amacı var. Biri savaş esnasında sakladıkları altınları bulup hayatlarını geri kalanını daha iyi şartlar altında yaşamak, diğeri de kendileriyle birlikte cephede savaşan arkadaşlarının naaşını ülkelerine götürmek. Spike Lee bu macerayı, farklı janraları bir araya getirerek, anlatının içerisine arşiv görüntüleri yerleştirerek, filmin farklı bölümlerinde farklı ekran oranları kullanarak, hikâyenin şimdiki zamanı ve savaş dönemi arasında gidip gelerek anlatıyor. Böylesi bir yaklaşım, Lee'nin siyahların her dönemde maruz kaldığı muameleyi perdeye yansıtmak için çok geniş olanaklar sunuyor olsa da, bu "karmaşadan" bütünlüklü bir dramatik anlatı çıkarmak oldukça zor. Seyircinin Da 5 Bloods'la kurduğu ilişkinin karşısındaki büyük risk bu "fazlalık" iken, Lee bu zorluğu pek kaale almayıp bildiğini okuduğu bir filme imza atıyor. Da 5 Bloods: Bitmeyen Savaş Film, efsanevi boksör Muhammed Ali'nin Vietnam Savaşı'na katılmayı reddetme nedenlerini açıkladığı, tarihe çeken konuşmasının arşiv görüntüleriyle açılıyor. Bu görüntüleri, Neil Armstrong ve arkadaşlarının Ay'a ayak basmak üzere yaptıkları yolculuktan, Vietnam Savaşı'ndan, siyah mücadelesinin simgesi olmuş isimlerin konuşmalarından ve tüm bu gördüklerimizi ABD'nin savaş ve siyahlara yönelik politikalarıyla birlikte düşünmeye iten başka görüntülerden oluşan bir kolaj takip ediyor. Bu kolajla Lee, Da 5 Bloods'un üreteceği sözü de görünür kılıyor aslında. Siyahların savaşı hiçbir zaman bitmedi ve bitmeyecek. Bugün George Floyd'un bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından gelişen süreçle birlikte düşündüğümüzde yönetmen Lee'nin bu savının yerinde olmadığını iddia etmek mümkün değil. Velhasıl, filmin devamı bu meseleyi ele almaya çalışırken, sinemanın kendisi üzerine de düşünmeye gayret eden bir yapıya bürünüyor. Ve bu hamle Lee'nin sıkı sıkıya bağlı olduğu politik söyleminin eserin bütünü içinde seyrelmesine neden olurken, Da 5 Bloods sinemaya yönelik tutumuyla ilgili çekici kalmayı da başarıyor. Arşiv görüntülerinden oluşan açılışın ardından, dört Vietnam gazisinin bir otel lobisinde bir araya gelişini görüyoruz. Eski silah arkadaşlarının kendi aralarındaki şakalaşmaları ve devamında Apocalypse Now isimli kulüpteki dansları Da 5 Bloods'ı komediye yakın bir noktaya çekiyor. Eski dostlar arasında, içlerinden birinin günümüzde Trump destekçisi olmasından kaynaklanan politik tartışmaların devamında, kendilerinden para isteyen tek bacağını kaybetmiş Vietnamlı bir çocuğun yaptığı çatapatlı "saldırıya" filmin merkezindeki grubun verdiği aşırı tepki savaşın yarattığı etkilerin günümüzde hâlihazırda devam ettiğini yine mizahi bir tonda vurguluyor. Buraya kadarki sahnelerin 2.39:1, yani oldukça geniş bir ekranın oranıyla çekildiği söylemekte fayda var. Zira bu ekran oranı, film boyunca yakın planlara mümkün mertebe az yer veren Lee'nin karakterleri, bireyden ziyade bir grup olarak gösterme arzusuna hizmet ediyor. Bu sekansın ardından, gece kulubünün adı üzerinden yapılan Kıyamet…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Bugün George Floyd'un bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından gelişen süreçle birlikte düşündüğümüzde yönetmen Lee'nin bu savının yerinde olmadığını iddia etmek mümkün değil. Velhasıl, filmin devamı bu meseleyi ele almaya çalışırken, sinemanın kendisi üzerine de düşünmeye gayret eden bir yapıya bürünüyor. Ve bu hamle Lee'nin sıkı sıkıya bağlı olduğu politik söyleminin filmin bütünü içinde seyrelmesine neden olurken, Da 5 Bloods sinemaya yönelik tutumuyla ilgili çekici kalmayı da başarıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.66 ( 4 oy)
65

Yaşayan en önemli yönetmenler arasında gösterebileceğimiz Spike Lee’nin sinemasını tanımlamak adına kullanılabilecek en doğru kelime “öfke” belki de. İlk büyük çıkışını yaptığı Doğruyu Seç – Do the Right Thing’den, iki yıl önce kendisine Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü getiren Karanlıkla Karşı Karşıya – BlacKkKlansman’e kadar, siyahların maruz kaldığı haksızlıklara karşı duyduğu öfke Lee’nin sinemasının çekirdeğindeki unsur. Bu durum, prömiyerini bu yıl Cannes’da yapması beklenirken, festivalin gerçekleştirilememesi üzerine doğrudan Netflix‘te yayınlanan Da 5 Bloods için de geçerli. Yönetmenin kendi sinematik üslubu ve dünya görüşü doğrultusunda bir Vietnam Savaşı hikâyesi anlattığı filmin merkezinde yine bu duygu, öfke var.

Dört siyah Vietnam gazisinin savaştan yıllar sonra yeniden bu ülkeye dönmelerini konu alıyor Da 5 Bloods. Bu dönüşün iki amacı var. Biri savaş esnasında sakladıkları altınları bulup hayatlarını geri kalanını daha iyi şartlar altında yaşamak, diğeri de kendileriyle birlikte cephede savaşan arkadaşlarının naaşını ülkelerine götürmek. Spike Lee bu macerayı, farklı janraları bir araya getirerek, anlatının içerisine arşiv görüntüleri yerleştirerek, filmin farklı bölümlerinde farklı ekran oranları kullanarak, hikâyenin şimdiki zamanı ve savaş dönemi arasında gidip gelerek anlatıyor. Böylesi bir yaklaşım, Lee’nin siyahların her dönemde maruz kaldığı muameleyi perdeye yansıtmak için çok geniş olanaklar sunuyor olsa da, bu “karmaşadan” bütünlüklü bir dramatik anlatı çıkarmak oldukça zor. Seyircinin Da 5 Bloods’la kurduğu ilişkinin karşısındaki büyük risk bu “fazlalık” iken, Lee bu zorluğu pek kaale almayıp bildiğini okuduğu bir filme imza atıyor.

Da 5 Bloods: Bitmeyen Savaş

Film, efsanevi boksör Muhammed Ali’nin Vietnam Savaşı’na katılmayı reddetme nedenlerini açıkladığı, tarihe çeken konuşmasının arşiv görüntüleriyle açılıyor. Bu görüntüleri, Neil Armstrong ve arkadaşlarının Ay’a ayak basmak üzere yaptıkları yolculuktan, Vietnam Savaşı’ndan, siyah mücadelesinin simgesi olmuş isimlerin konuşmalarından ve tüm bu gördüklerimizi ABD’nin savaş ve siyahlara yönelik politikalarıyla birlikte düşünmeye iten başka görüntülerden oluşan bir kolaj takip ediyor. Bu kolajla Lee, Da 5 Bloods’un üreteceği sözü de görünür kılıyor aslında. Siyahların savaşı hiçbir zaman bitmedi ve bitmeyecek. Bugün George Floyd’un bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından gelişen süreçle birlikte düşündüğümüzde yönetmen Lee’nin bu savının yerinde olmadığını iddia etmek mümkün değil. Velhasıl, filmin devamı bu meseleyi ele almaya çalışırken, sinemanın kendisi üzerine de düşünmeye gayret eden bir yapıya bürünüyor. Ve bu hamle Lee’nin sıkı sıkıya bağlı olduğu politik söyleminin eserin bütünü içinde seyrelmesine neden olurken, Da 5 Bloods sinemaya yönelik tutumuyla ilgili çekici kalmayı da başarıyor.

Arşiv görüntülerinden oluşan açılışın ardından, dört Vietnam gazisinin bir otel lobisinde bir araya gelişini görüyoruz. Eski silah arkadaşlarının kendi aralarındaki şakalaşmaları ve devamında Apocalypse Now isimli kulüpteki dansları Da 5 Bloods’ı komediye yakın bir noktaya çekiyor. Eski dostlar arasında, içlerinden birinin günümüzde Trump destekçisi olmasından kaynaklanan politik tartışmaların devamında, kendilerinden para isteyen tek bacağını kaybetmiş Vietnamlı bir çocuğun yaptığı çatapatlı “saldırıya” filmin merkezindeki grubun verdiği aşırı tepki savaşın yarattığı etkilerin günümüzde hâlihazırda devam ettiğini yine mizahi bir tonda vurguluyor. Buraya kadarki sahnelerin 2.39:1, yani oldukça geniş bir ekranın oranıyla çekildiği söylemekte fayda var. Zira bu ekran oranı, film boyunca yakın planlara mümkün mertebe az yer veren Lee’nin karakterleri, bireyden ziyade bir grup olarak gösterme arzusuna hizmet ediyor. Bu sekansın ardından, gece kulubünün adı üzerinden yapılan Kıyamet – Apocalypse Now göndermesi kendine sinematik bir karşılık da buluyor. Güneşin önünde süzülen bir helikopter görüntüsü Coppola’nın Vietnam Savaşı’nın birey üzerindeki yıkıcı etkisine odaklanan başyapıtını kaçınılmaz şekilde akıllara getiriyor. Bu görüntüler ve film boyunca benzerlerini göreceğimiz diğer flashback görüntüleri ise 16 mm ile 1.33:1 oranında çekilmiş. Bu tercih filmin kurmaca dünyasında yaşananları açılıştaki kolajın arasına yerleştiriyor adeta. Bu sahnelerde, merkezdeki karakterleri gençleştirmek adına yoğun bir çaba sarf edilmemiş olması da Da 5 Bloods’ın süregelen savaş anlatısıyla birebir örtüşür nitelikte. Filmin teknik özellikleriyle tarihsel bir devamlılığın altını çiziyor oluşu oldukça kıymetli bir tercih olarak öne çıkarken, sinema tarihine yönelik referansları onu sinema tarihiyle diyaloga sokuyor. Özellikle Rambo gibi beyaz adamın Vietnam cangıllarında imza attığı “kahramanlıkları” anlatan bir filmle doğrudan dalga geçilen diyalogların varlığı, Spike Lee’nin niyetini açık ederek Da 5 Bloods’ı savaş filmlerinin içini boşaltmaya yönelik bir çaba olarak da konumlandırıyor. Karakterlerin filmin asıl macerasına giriştikleri ve onları devasa bir açıklıkta küçücük varlıklar olarak resmeden 16:9 oranıyla çekilmiş cangıl sekanslarında, hedeflerine oldukça basit ulaşıyor görünmelerini sağlayan tesadüfi anlar da bu bağlamdaki yaklaşımın tezahürü olarak okunabilir. Keza karakterlerin hikâye içindeki akıbetleri de aynı şekilde.

Bunlar ışığında Da 5 Bloods’ın; Tarantino’nun, doğrudan bir II. Dünya Savaşı hikâyesi anlatmak yerine bu savaşa dair yapılmış filmler üzerinden bir fantezi kurduğu Soysuzlar Çetesi – Inglorious Basterds’a yakınsadığı söylenebilir. Zira Lee de Tarantino gibi, referans aldığı ya da doğrudan dalga geçtiği filmleri gizlemek şöyle dursun, doğrudan seyircinin gözüne sokuyor tabiri caizse. Yani Vietnam Savaşı filmleri üzerine bir film olmayı tercih ediyor Da 5 Bloods. Ama bunun üzerine, Inglorious Basterds’ın aksine, doğrudan politik bir söylem üretmeye giriştiği noktalarda gücünü kaybediyor. Zira film, görsel tercihlerinden janralar arasındaki geçişlerine, sinema referanslarından tarihi göndermelere, çok “kalabalık” bir metin barındırıyor. Fakat bunları bir araya getirirken anlatının direksiyonunu Spike Lee’nin başlangıçta işaret ettiğimiz öfkesi ele geçirmeye başlıyor bir noktadan sonra. Hâl böyleyken de zaten beyazların ve dolayısıyla da muktedirlerin kendi söylemlerini üretmek ya da yaymak adına ürettiği anlatıları ters yüz ederek kendi tarafını bariz şekilde gösteren yönetmen, bunu yaparken aralara, anlatının o anında zaten üretilmiş söyleme ne türden bir katkı yaptığı tartışmaya açık sloganlar sıkıştırıyor.

Sinemanın doğasından ileri gelen özelliklerini ve tarihini kullanarak, hatta arşiv görüntüleri vasıtasıyla görünür kıldığı söylemini bir de karakterlerin ağzından tekrar edildikçe Da 5 Bloods’ın zaten kalabalık olan metinsel yönünün berraklığında, özellikle de final bloğunda ciddi bir bozulma yaşanmaya başlıyor. Bugün gelinen noktada, tarihin başından itibaren üretilen onlarca farklı söylem ve ideolojiye rağmen hâlâ ırkçılık gibi temel bir sorunun dahi aşılamamış olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda Lee’nin yarattığı “kalabalığın” ortasında hâlâ bu adaletsizliği yüksek sesle seslendiriyor oluşu günümüzdeki durumun bir yansıması olarak da değerlendirilebilir elbet; lakin bu tercih bu türden bir tarih okunmasından ziyade Lee’nin tükenmeyen öfkesinin tekrar edilmesi gibi tınlıyor son tahlilde.

Böylesi bir dezavantaja rağmen Da 5 Bloods, söylemini nasıl üreteceğine kafa yoran, haklılığı hepimizin malumu olan politik söylemine sırtını yaslamaktan özellikle imtina eden bir yapım. Vietnam Savaşı gibi bir meselenin popüler kültürdeki temsil şeklininin, çok uzun süreden beri yaşanan sorunlarla ilişkisini sorgulamaya kalkışan bir film olması sebebiyle Da 5 Bloods, yakın dönemin tartışılmayı en çok hak eden sinema olaylarından biri.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information