2019'un sinema adına iyi bir sene olduğu özellikle yıl sonu listelerinin ortalığa saçıldığı dönemde sıklıkla dile getirildi. Bu zenginliğin, geçtiğimiz günlerde açıklanan 92. Akademi Ödülleri adaylarına ne ölçüde sirayet ettiği başka bir tartışma konusu ama bu sene adı En İyi Uluslararası Film olarak güncellenen (eski adıyla Yabancı Dilde En iyi Film) kategoride son beş film arasına girerek Oscar'a aday olan yapımlara baktığımızda karşımıza şaşırtıcı bir tablo çıktığını söyleyebiliriz. Bu kategorideki beş adaydan ikisi Mayıs ayında Cannes'da gerçekleştirdikleri prömiyerleri sonrasında bu kategoride aday olmalarına kesin gözüyle bakılan Parazit - Gisaengchung ve Acı ve Zafer - Dolor y gloria. Diğer üç film ise, Kuzey Makedonya'dan çıkan, son derece incelikli bir anlatı sunan ve En İyi Belgesel kategorisinde de adaylığı bulunan Bal Ülkesi - Honeyland; yine Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışan, Fransa'nın adayı Sefiller - Les misérables; son olarak da Polonya yapımı Boze Cialo ya da tüm dünyada anıldığı ismiyle Corpus Christi. Başta uluslararası festivallerde yarattıkları etki olmak üzere birçok faktörü ele alarak düşündüğümüzde bu kategoride adaylık kazanması en şaşırtıcı olan film Corpus Christi. Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali'nin yan bölümlerinden Venice Days'te yapan filmin sene boyunca büyük ilgiyle karşılanan Monos ve Ve Sonra Dans Ettik - And Then We Danced gibi yapımları ekarte etmesi bu şaşkınlığın birincil nedeni olarak yorumlanabilir. Velhasıl içeriğine baktığımızda Coprus Christi, konvansiyonel sinema anlatılarının birçok unsurunu bir araya getiren ve bunlara görece özgün bir noktadan bakmasıyla tam Akademi'nin "kalemi" bir film olarak görünüyor. Corpus Christi: Şablonların İzinde Jan Komasa'nın yönettiği Corpus Christi, tam olarak bir "içeriden yeni çıkmış genç adam" anlatısı olarak başlıyor. 20 yaşındaki Daniel'i gençlere meslek kazandırmak gibi bir işlevi de olan bir tür ıslahevindeyken görüyoruz ilk olarak. Burada dinle, kiliseyle haşır neşir olmuş olan bu genç adam, tesisin kilisesinde görevli olan papazında desteğini de almış durumda. Çıktığında da dini bir kurumda görev yapmak isteyen Daniel'in bu hayalinin önü ise hüküm giymiş eski bir suçlu olması sebebiyle kapalı. Dolayısıyla ıslahevinin papazı, ona çıktığında çalışması için küçük bir kasabadaki bıçkıhanede iş ayarlıyor. Corpus Christi'nin anlatısının temel çatışmaları da Daniel'in ıslahevinden çıkışı ile başlıyor. İçeride ehlileşmiş, kurtuluşu dinde bulmuş bir gencin ıslahevinden çıkar çıkmaz para karşılığı seks yapması ve uyuşturucunun yoğun şekilde tüketildiği bir partiye katılması, ana karakterin içindeki çelişkileri dışa vurması noktasında oldukça işlevsel. Çünkü bu sahne, film boyunca "iyi" ve "masum" olanın peşinden gidecek olan Daniel'in aslında o kadar da "masum" olmadığı düşüncesini Coprus Christi'nin ortaya attığı çelişkilerin en üst katmanına yerleştiriyor. Ve bu fikir, seyircinin aklına film boyunca gitmeyecek şekilde kazınıyor. Ana karakterin bünyesindeki çelişkilerin en büyüğü ise, geldiği kasabada kendini yalan söyleyerek bir din adamı olarak tanıtması ve kasabada bu çerçevede kabul görmesiyle başlıyor. Zira yönetmen Komasa ve senarist Mateusz Pacewicz, Daniel'in bu yolu gerçekten kasaba sakinlerinin hayatlarına fayda sağlayacağı, iyilik peşinde bir görev yapmak istediği için mi, yoksa bir kilise görevlisi olmanın kendisine daha rahat şartlar sunacağını düşündüğü için mi yaptığı sorusunun karşılığını net bir şekilde vermiyorlar. Böylelikle başroldeki Bartosz Bielenia'nin karakterin karmaşık yapısının hakkını veren bir performansla canlandırdığı Daniel karakterinin temelleri atılmış oluyor. Daniel'in kasaba hayatındaki önemi mevcut papazın geçici…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Corpus Christi, bilindik şablonları işletirken birden fazla noktada ortaya attığı çatışma noktaları ve soru işaretleriyle sonuna kadar merakla takip edilecek bir hikâye anlatmayı da başarıyor. Velhasıl senaryosundaki kimi ciddi boşluklar ve olay örgüsünün temelini fazla tanıdık noktalarda kurması elini zayıflatıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.32 ( 3 oy)
65

2019’un sinema adına iyi bir sene olduğu özellikle yıl sonu listelerinin ortalığa saçıldığı dönemde sıklıkla dile getirildi. Bu zenginliğin, geçtiğimiz günlerde açıklanan 92. Akademi Ödülleri adaylarına ne ölçüde sirayet ettiği başka bir tartışma konusu ama bu sene adı En İyi Uluslararası Film olarak güncellenen (eski adıyla Yabancı Dilde En iyi Film) kategoride son beş film arasına girerek Oscar’a aday olan yapımlara baktığımızda karşımıza şaşırtıcı bir tablo çıktığını söyleyebiliriz. Bu kategorideki beş adaydan ikisi Mayıs ayında Cannes’da gerçekleştirdikleri prömiyerleri sonrasında bu kategoride aday olmalarına kesin gözüyle bakılan Parazit – Gisaengchung ve Acı ve Zafer – Dolor y gloria. Diğer üç film ise, Kuzey Makedonya’dan çıkan, son derece incelikli bir anlatı sunan ve En İyi Belgesel kategorisinde de adaylığı bulunan Bal Ülkesi – Honeyland; yine Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan, Fransa’nın adayı Sefiller – Les misérables; son olarak da Polonya yapımı Boze Cialo ya da tüm dünyada anıldığı ismiyle Corpus Christi. Başta uluslararası festivallerde yarattıkları etki olmak üzere birçok faktörü ele alarak düşündüğümüzde bu kategoride adaylık kazanması en şaşırtıcı olan film Corpus Christi. Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin yan bölümlerinden Venice Days’te yapan filmin sene boyunca büyük ilgiyle karşılanan Monos ve Ve Sonra Dans Ettik – And Then We Danced gibi yapımları ekarte etmesi bu şaşkınlığın birincil nedeni olarak yorumlanabilir. Velhasıl içeriğine baktığımızda Coprus Christi, konvansiyonel sinema anlatılarının birçok unsurunu bir araya getiren ve bunlara görece özgün bir noktadan bakmasıyla tam Akademi’nin “kalemi” bir film olarak görünüyor.

Corpus Christi: Şablonların İzinde

Jan Komasa’nın yönettiği Corpus Christi, tam olarak bir “içeriden yeni çıkmış genç adam” anlatısı olarak başlıyor. 20 yaşındaki Daniel’i gençlere meslek kazandırmak gibi bir işlevi de olan bir tür ıslahevindeyken görüyoruz ilk olarak. Burada dinle, kiliseyle haşır neşir olmuş olan bu genç adam, tesisin kilisesinde görevli olan papazında desteğini de almış durumda. Çıktığında da dini bir kurumda görev yapmak isteyen Daniel’in bu hayalinin önü ise hüküm giymiş eski bir suçlu olması sebebiyle kapalı. Dolayısıyla ıslahevinin papazı, ona çıktığında çalışması için küçük bir kasabadaki bıçkıhanede iş ayarlıyor. Corpus Christi’nin anlatısının temel çatışmaları da Daniel’in ıslahevinden çıkışı ile başlıyor. İçeride ehlileşmiş, kurtuluşu dinde bulmuş bir gencin ıslahevinden çıkar çıkmaz para karşılığı seks yapması ve uyuşturucunun yoğun şekilde tüketildiği bir partiye katılması, ana karakterin içindeki çelişkileri dışa vurması noktasında oldukça işlevsel. Çünkü bu sahne, film boyunca “iyi” ve “masum” olanın peşinden gidecek olan Daniel’in aslında o kadar da “masum” olmadığı düşüncesini Coprus Christi’nin ortaya attığı çelişkilerin en üst katmanına yerleştiriyor. Ve bu fikir, seyircinin aklına film boyunca gitmeyecek şekilde kazınıyor. Ana karakterin bünyesindeki çelişkilerin en büyüğü ise, geldiği kasabada kendini yalan söyleyerek bir din adamı olarak tanıtması ve kasabada bu çerçevede kabul görmesiyle başlıyor. Zira yönetmen Komasa ve senarist Mateusz Pacewicz, Daniel’in bu yolu gerçekten kasaba sakinlerinin hayatlarına fayda sağlayacağı, iyilik peşinde bir görev yapmak istediği için mi, yoksa bir kilise görevlisi olmanın kendisine daha rahat şartlar sunacağını düşündüğü için mi yaptığı sorusunun karşılığını net bir şekilde vermiyorlar. Böylelikle başroldeki Bartosz Bielenia’nin karakterin karmaşık yapısının hakkını veren bir performansla canlandırdığı Daniel karakterinin temelleri atılmış oluyor. Daniel’in kasaba hayatındaki önemi mevcut papazın geçici bir süre için izne ayrılması sonucu, kilisedeki en önemli kişi konumuna yükselmesiyle artıyor. Lakin bu noktada Corpus Christi’nin senaryosunda ciddi bir gedik olduğunu belirtmekte fayda var. Öyle ki gerek kasaba sakinleri gerekse de kilisede görevli kişiler, Daniel’in sözüne fazla kolay şekilde inanıyorlar ve ona hiç de yabana atılmayacak öneme sahip bir işi pek de düşünmeden layık görüyorlar.

Daniel’in kasabaya gelişi ve burada karşılanılma şeklinin Coprus Christi’yi dışarıdan gelen yabancının, küçük bir yerleşim yerindeki kabul ve pratiklerle mücadele ettiği filmlere yaklaştırdığı da pekâlâ söylenebilir. Zira Daniel, kasabada yaşayanların yakın zamanda başlarına gelen trajedinin kökenlerine inmeye gayret edince ciddi bir çatışma doğuyor. Burada çatışmanın kuruluş biçimi ise oldukça ilginç. Bu türden anlatıların belki de en önemlilerden olan ve sinema tarihi boyunca birçok varyasyonu -hatta fecaat bir remake‘i- çekilmiş Gizemli Ada – The Wicker Man, bir adaya gelen polis memurunun bu adada yaşayanların kendi içinde bir tarikat olması gerçeğiyle yüzleşmesini konu alır örneğin. Bu türden anlatılarda kendi inanç sistemini kurmuş olan ya da mevcut bir sistemi sahiplenmiş topluluk, dışarıdan geleni yabancı olarak görüp içine almayı reddeder. Fakat Corpus Christi’de bu anlatı başka bir yerden işliyor. Kasaba halkı ve özellikle de kasabanın nüfuz sahibi kişileri, kurumsallaşmış bir dini, bir inanç sistemini temsil eden, hatta ona kendince daha “yeni” bir yaklaşım katmaya çalışan Daniel’e karşı bir duruş sergiliyorlar. Kanıksanmış bir anlatı pratiğinin kökünü aldığı noktanın ters yüz olması, Corpus Christi’yi özgün bir noktaya çekerken, kendini yalan söyleyerek papaz olarak tanıtan eski bir suçlunun çatışmanın taraflarından biri olması, durumu çok bilinmeyenli bir denkleme dönüştürüyor.

Tüm bunlar ışığında Corpus Christi’nin özellikle anlatı bazında Amerika’yı yeniden keşfetmek gibi bir niyeti olmadığını, Amerika’da -ya da Akademi’nin radarında- görünür olmak için bilindik şablonları kullanmak gerektiğinin farkında olan bir film olduğunu söyleyebiliriz. Bu şablonları işletirken birden fazla noktada ortaya attığı çatışma noktaları ve soru işaretleriyle sonuna kadar merakla takip edilecek bir hikâye anlatmayı da başarıyor. Velhasıl senaryosundaki kimi ciddi boşluklar ve olay örgüsünün temelini fazla tanıdık noktalarda kurması elini zayıflatıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information