90’lı yıllarda başladığı oyunculuk kariyerinde etkileyici karakterlere bürünen Ryan Gosling, kendi tarzını yaratarak başarılı isimler arasına girdi. Oyuncunun birbirinden farklı karakterlere hayat verme konusunda uyguladığı stratejilerin önemi bir yana; Gosling dramatik kurguların aranan yüzü haline geldi. Romantik komediler aracılığıyla tartışmasız büyük bir kitle yakalayan oyuncu, müzikallerde de pek çok yıldızın önüne geçti. Güçlü adımlarla ilerlediği Hollywood’ta, seyircinin nabzını tutmayı ihmal etmedi. Bir öğretmen, kimi zaman ise aşık rolüne kolayca uyum sağlayan Gosling’in gelecek yıllarda Oscar adaylıkları konusunda pek çok başarı elde edeceğini söylemek de mümkün. Birbirinden farklı karakterlere hayat vererek kariyerinde de çeşitliliği koruyan Ryan Gosling’in 9 unutulmaz performasını sizler için derledik.

Hazırlayanlar: Furkan Yücel, Janset Atacan, İbrahim Cem Özsefil

Çok Yönlülüğüyle Hafızalarımıza Kazınan 9 Ryan Gosling Performansı

Half Nelson

ryan-gosling-1-filmloverss

Oyuncu Hollywood serüveninde popülerliğin tadını almadan önce; Half Nelson’ın başarısını kariyer basamaklarını birer birer tırmanmak için kullanmış oldu. Karakteri oyuncunun uzun soluklu performans yaşamındaki en etkili rollerin arasında yer aldı. Sundance Film Festivali’nde seyirci karşısına çıkan film, Ryan Gosling’in muazzam performansları arasına girdi. Madde bağımlılığı olan bir lise öğretmenini canlandıran oyuncuya Akademi Ödülleri’nin kapılarını aralayan rol, kariyerine ivme de kazandırdı. Gosling’in bu filmle bir nevi Hollywood camiasına tanıtıldığını söylemek mümkün.

Lars and the Real Girl

lars-and-the-real-girl-filmloverss

Şu sıralarda I, Tonya’yla gündemde olan Craig Gillespie’nin ikinci uzun metrajı olan 2007 yapımı Lars and the Real Girl, yönetmenin Amerika’daki tanınırlığını oldukça artırmıştı. İçine kapanık bir karakter olan Lars’ın oyuncak bir bebekle yaşadığı sıra dışı aşkı konu edinen kara komedi, Ryan Gosling’in performansıyla da ön plana çıkmıştı. Canlandırması oldukça zor bir karakterin altından hakkıyla kalkan Gosling, bu performansıyla Altın Küre adaylığı elde etmişti.

Blue Valentine

ryan-gosling-3-filmloverss

Romantizmin doruklarında gezen film, izleyiciyi bir çiftin karmaşık hayatına davet ederken; Ryan Gosling hayranlık uyandırıcı bir performans sergiledi. Canlandırdığı role usta bir şekilde bürünerek, kamera karşısında seyirciyi adeta diken üstünde tuttu. Gosling’e En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Altın Küre adaylığı getiren film, oyuncunun performansları arasında göze çarpmayı başardı.

Drive

Drive-ryan-gosling-FilmLoverss

Drive filmi, Ryan Gosling’in romantik komedi filmleri ile bağdaştığı dönemleri geride bırakma noktası olarak görülebilir. Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen Nicolas Winding Refn imzalı Drive filmi, aslında Ryan Gosling için söylenilen ‘donuk oyunculuk’ ifadesi için biçilmiş kaftan sayılabilir. Ryan Gosling filmdeki karakterin soğuk kanlılığı, durağan hareketleri ve duygusal devinimlerini bakış ve duruşlarıyla başarılı bir şekilde veriyordu. Aslında bu, oyunculuğun fazla mimik kullanma olarak yerleşen algısının aksine karakterin filmin ritmine göre tüm duygu durumlarına bürünebilmesi açısından yerinde de bir örnektir.

The Ides of March

ryan-gosling-ides-of-march-filmloverss

Son filmi Suburbicon’la beklentilerin altında kalan George Clooney’nin yönettiği ve başrolü Ryan Gosling’le paylaştığı 2011 yapımı The Ides of March, Amerika’daki başkanlık yarışı sırasında iki taraf arasında kalan Stephen Meyers’ın hikayesini anlatıyor. Filmde idealist bir karakter olan Meyers’a hayat veren Gosling’in filmdeki performansı oldukça beğenilmiş ve oyuncuya kariyerindeki dördüncü Altın Küre adaylığını getirmişti. Gelgelelim Gosling’in Altın Küre’ye ulaşması için La La Land’i beklemesi gerekti.

The Big Short

Left to right: Ryan Gosling plays Jared Vennett and Jeffry Griffin plays Chris in The Big Short from Paramount Pictures and Regency Enterprises

Adam McKay imzalı The Big Short aslında Ryan Gosling’in oynadığı filmler içerisinde farklı bir yerde duruyor diyebiliriz. Genellikle ‘iyi adam’ olarak kategorize edebileceğimiz karakterlere hayat veren Ryan Gosling’i bu filmde kapitalist sistemin en azılı ve güvenilmez adamlarından biri olarak görüyoruz. Christian Bale, Steve Carell ve Brad Pitt gibi oyuncuların yanında Ryan Gosling filmin aynı zamanda anlatıcısı olarak konumlanıyor. Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak anlatılan filmde Ryan Gosling, tüm soğuk kanlılığı ve kazanma hırsıyla kariyerinin en iyi performanslarından da birini sergilemektedir.

The Nice Guysnice_guys_ryan_gosling-FilmLoverss

The Nice Guys filmini başarılı bir komedi filmi yapan en önemli etkenlerden birisi de Ryan Gosling’in oyunculuğu diyebiliriz. Tabii burada Russel Crowe gibi büyük bir oyuncuyla tutturdukları ahengi de hesaba katabiliriz. Shane Black imzalı The Nice Guys, yönetmenin Kiss Kiss Bang Bang filminde de olduğu gibi aslında biraz aşırıya kaçan tepkiler üzerine bir komedi sunuyor. Fakat filmde hikayenin orijinalliğinin yanında karakterlerin de sıra dışılığı gerçekten de takdire şayan. Özellikle Ryan Gosling, kendisine verilen karakterin sakarlığından aşırıya kaçan tepkilerine kadar tüm özelliklerini o kadar güzel veriyor ki, film kendisinin komedi türündeki en iyi performanslarından birisi diyebiliriz.

La La Land

LLL d 35_5707.NEF

Damien Chazelle’in yönetmen koltuğunda oturduğu La La Land, tartışmalarla dolu bir Oscar sezonunda 14 adaylık elde ederek Titanic’le birlikte bir rekora imza atmış oldu. Filmin başarısı Chazelle’in yanı sıra, Emma Stone ve Ryan Gosling’in kariyerine de yeni bir soluk getirdi. Gosling farklı rollere girmekte sıkıntı çekmediğini ortaya koydu. Dramatik bir kurgunun içinde görmeye alıştığımız oyuncu dans yeteneğini gözler önüne serdi. Tüm bunların yanında Ryan Gosling’in film için piyano çalmayı öğrenmesi ve bu konuda dublör kullanmayı reddetmesi de önemli detaylardan. Sebastian’ın Gosling’in en iyi performansı olduğunu iddia etmek pek mümkün değil. Ancak oyuncunun gelecek yıllarda müzikallerin kapısını çalacağı kesin.

First Man

Damien Chazelle ve Ryan Gosling ortaklığının ikinci meyvesi olan First Man’de oyuncuyu Ay yüzeyine ayak basan ilk insan olarak bilinen Neil Armstrong rolünde izledik. Klasik Hollywood biyografilerinin aksine, kahramanlık vurgusunu ikinci plana atıp bir babanın yaşadığı dramdan uzaklaşabilmek adına kendini kariyerine adaması temelinde bir anlatı kuran First Man’nin bu mesafeli yaklaşımı Gosling’den de aynı çizgide bir performans talep ediyordu. Özellikle uzay araçlarının içindeyken karakterin yüzüne yapılan yakın planlardaki sakin ama karakterin hissini seyirciye sona kadar yansıtmayı başaran yoğun oyunculuğuyla Gosling’in, bu seneki Akademi Ödülleri’nde de iddialı olacağını tahmin edebiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi