David Mitchell’in aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmenleri Wachowski Kardeşler ve Tom Tykwer; altı farklı hikâyeyi, altı farklı zamanda, aynı ruhta Cloud Atlas üzerinden anlatırlar. Cinsiyetleri, işleri, yaşadıkları yerler ve zamanlar birbirinden bağımsız olan altı ana karakterin ortak bir yanı vardır. Kendi hayatlarında veya kendi içlerinde yaşadıkları sorunlar sonucunda, bir dönüm noktasına gelirler. Hepsi yaşadığı dönüşüm sonrasında ise kendi içlerinde büyük çaplı bir kelebek etkisi yaratarak, birbirlerinin hayatlarını etkilerler.

Bu altı hikâyenin anlatım biçimi kurgusal olarak flashback ve flashforwardlarla gösterilerek, zamanın lineer akışından çıkılır. Bu; reenkarnasyon, görelilik kuramı ve belirsizlik ilkesi gibi temalardan beslenen öyküyü desteklemek için oldukça doğru bir kurgu seçimi olmuştur. Kurgudaki muazzam geçişlerin, öykülerin birbirine bağlanmasına katkısı ise yadsınamaz. İlk başta kurgu yüzünden filmi anlamak zor olsa da ana karakterlerden biri olan Timoth Cavendish’in yazdığı “Timoth Cavendish’in Korkunç Çilesi” kitabında; “Bir editör olarak engin deneyimlerim biraz geçmiş, biraz gelecekten sahnelere gitmeyi ve bu kurnazca marifetleri küçümsemememi gerektirse de siz sevgili okuyucum sabrınızı biraz daha sürdürebilirseniz, bu çılgınca hikâyede bir düzen olduğunu keşfedeceğinize inanıyorum.” dediği gibi sabırlı olunursa taşlar yerine oturuyor.

Kuantum Dolanıklık İlkesi: Her Şey Birbiriyle Bağlantılı

Kuantum dolanıklık ilkesi günümüzde kanıtlanmıştır. Dolanıklık ilkesine göre ana kaynaktan çıkan moleküller farklı yerlere gitseler bile etkileşim içerisinde olurlar. Hatta evrenin iki farklı ucunda olsalar dahi, biri herhangi bir etkiye maruz kaldığında diğerine dokunulmamasına rağmen, aynı etkiyi aynı anda onda da görürüz. Cloud Atlas filminde sıkça karakterlerin birbirine bağlı oldukları ima edilir. Altı ana karakterin vücutlarının farklı yerlerinde olan kuyruklu yıldız şeklindeki doğum lekesi bu bağı simgelemektedir. Filmde bir karakterin ürettiği kitabı, müziği, filmi veya sahip olduğu bir nesneyi; diğerinin, kimi zaman yüzyıllar sonra “tesadüfen” bulduğunu görürüz. 1800’lü yıllarda yaşamış avukat Adam Ewing’in ceket düğmesinin 2300’lü yıllarda Vadili çoban Zachary’nin eline geçmesi, 1936’da Robert Frobisher’ın kendini ve müziğini ispatlamak için kaldığı evde yine Ewing’in okyanusta yazdığı günlüğü bulup, saplantılı şekilde okuması, 1973’te gazeteci Luisa Rey’in Frobisher’ın sevgilisi Sixsmith ile aynı asansörde mahsur kalması, 2009’da yaşlı yayıncı Timoth Cavendish’in eline Luisa Rey’in Gizemi isimli bir kitap taslağı gelmesi, 2144’te hizmetçi klon Sonmi 451’in gizlice “Timoth Cavendish’in Korkunç Çilesi” isimli filmin bir kısmını izlemesi ve kıyamet sonrası 2300’lü yıllarda yaşayan Zachary ve diğer vadililerin Sonmi’yi tanrıları olarak görüp ona tapmaları; ana karakterlerin döngüsel olarak bağlı veya dolanık olduklarını gösterir. Aynı zamanda bu kesişmelerden sonra durağan hayatlarından koparak, yaşayacakları dönüm noktalarına doğru olan yolculuğa çıkarlar.

Senfoni ve Ruh İlişkisi

Eşcinsel olduğu için babası tarafından reddedilen ve mirastan mahrum bırakılan Frobisher, babasını pişman etmek ve kendi müzik kariyerini oluşturmak için yaşlı ve saygın bir besteci olan Vyvyan Ayrs’ın evine, bir nevi sekreterlik yapmak için gider. Ayrs bir gece uyandığı gibi Frobisher’ın yanına koşar ve rüyasında korkunç bir ortamda harika bir melodi duyduğunu, onu yazmaları gerektiğini söyler. Fakat melodiyi unutur. Ayrs’ın tasvir ettiği yer ise Sonmi 451’in çalıştığı fast food dükkanıdır. Frobisher daha sonra kendi bestesini çalarken Ayrs onu duyar ve rüyasındaki melodinin tıpa tıp aynısı olduğunu fark eder. Ayrs bir şekilde Frobisher’a melodiyi aktardığını düşünse de Frobisher uzun süredir bu beste üzerinde çalıştığını ve besteyi duyup, rüyasıyla birleştirdiğini düşünür. Bestenin adı ise Bulut Atlası Altılısı’dır.

Luisa Rey’in Frobisher ile Sixsmith’in mektuplarını bulduktan sonra Bulut Atlası Altılısı’nı dinlediğinde verdiği ilk tepki, bu müziği daha önce dinlemiş olduğudur. Dolanıklık İlkesi’ne göre Big Bang’den önce her şey birdi, patlamayla birlikte moleküller dağıldı ama aramızdaki bağ kopmadı. Kuantum Dolanıklığı dışında, filmi analiz ederken sunulabilecek bir başka teori ise bu altı ana karakterin reenkarnasyon geçirmiş, tek bir ruh olmasıdır. Luisa Rey’in Bulut Atlası Altılısı’nı hiç dinlememiş olsa bile senfoniyi bilmesinin sebebi bir önceki hayatında yazmış olma olasılığıdır. Reenkarnasyon fikrini destekleyen şeylerden biri de altı ana karakter dışındakiler de dolanıktır fakat onlar arasında böyle bir bağlantı yoktur.

Bahsedilen bağlantı, birbirlerinin hayatlarını etkilemeleridir. Fakat yan karakterler tamamen birbirlerinden bağımsız gösterilirler. İstisna olan iki yan karakter hariç, diğerlerinin reenkarne olduklarına dair bir belirti yoktur. Örneğin, Bulut Atlası Altılısı’nın kime ait olduğunu tartışan, Robert ve Vyvyan arasında geçen diyalog şöyledir;

Vyvyan: “Besbelli birlikte çalışmamızın ürünü.”

Robert: “Sanırım ki Atlas, hayatımda yaptığım tek değerli şey. Ancak biliyorum ki bu beste seni tanımasaydım mümkün olmazdı. Atlas’ta birçok bölümü, bizim çağlar boyunca tekrar tekrar bir araya gelmemizi hayal ederek yazdım.”

Vyvyan: “Bu kadar önemli bir şey senin ya da benim diye tanımlanamaz. Bu bizimdir.”

Robert: “Ben de tam öyle hissediyorum, Vyvyan.”

Yan karakterlerin genelinde böyle bir bağlantı göremeyiz. Bu yüzden altılı arasında dolanıklıktan öte, görünmez bir bağ ve ruh göçü vardır diyebiliriz.

Cloud Atlas; katman katman ilerleyen bir yapıya sahip. Üst katmanında reenkarnasyon inancı bulunuyor. “Hayatlarımız ve tercihlerimiz, her karşılaşmada bize olası yeni bir yön sunar. Bizler başkalarına bağlıyız, geçmişe ve günümüze. Her kötülükte ve her iyilikte geleceğimize doğarız.” Dolanıklık ilkesiyle desteklenen; her şeyin bağlı olduğu, herkesin bir bütünün parçası olduğu ve aynı kaynaktan çıktığı gerçeği; yer yer karakterlerin kendilerini çok önemsiz, yer yer ise her şeyi değiştirebilecek güçte, çok önemli hissetmelerine yol açıyor. Başlangıçta yalpalasalar bile yaşadıkları dünyanın içinde hoşnut olmadıkları bir şey olduğunda ise değiştirmeye başlıyorlar. Kozmik düzende, evrendeki yerini fark eden modern insan da karakterler gibi bütünün bir parçası olmanın ve ona yön verebilecek olmanın şaşkınlığını yaşıyor olsa gerek ki; bulunduğu konumdan ve siyasal düzenden şikayetçi olmasına rağmen harekete geçmiyor. Cloud Atlas’ta harekete geçen ruh ise altı farklı bedende gelişimini ve yolculuğunu tamamlarken kendi senfonisini ortaya çıkarıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi