John Berry’nin 1974 yapımı uzun metrajı Claudine, geçmişten günümüze değişmeyen adaletsizliğin komedi türüyle harmanlanmış bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. 1945 yapımı ilk kısası Tuesday in November ve ardından 1946 yapımı ilk uzun metrajı Miss Susie Slagle’s ile şekillenmeye başlayan kariyerinde Berry adını 1948 yapımı Casbah ve 1951 yapımı Sevgili Bir Katildi – He Ran All the Way ile geniş kitlelere ulaştırıyor. Berry’nin drama ve film noir‘la şekillenen filmleri, onun anlatısının ritmini belirleyen en önemli etkenlerden. Bununla birlikte karakterlerin hayatında olanları ve kendilerini içinde buldukları maceraları, seyirciler de bir kovalamacayı takip eder gibi merakla ve heyecanla takip ediyorlar. Hızlı akan kurgu, diyaloglarla kuvvetlendirilmiş sekanslar, suç türünün konvansiyonlarıyla beraber birleşerek gözlerimizin önüne geliyor. Claudine de ritim açısından önceki filmlerine benzer izler taşısa da komedi türüne daha yakın durması sebebiyle daha farklı bir konumda. Bu ayrıca yazının başında da bahsi geçen adaletsizlik temasıyla birleşince ortaya çıkan tezatlığı ve dramı belirginleştirmek için de önemli bir etken oluyor.

Claudine: Var Olmanın Kargaşası

John Berry’nin sinema kariyerinde 1950’lerde Hollywood’un sürdürdüğü “komünist avı”nda kara listeye alınması bir dönüm noktası. Berry’nin hayatından, Amerika’daki siyahların konumlarına, gelir adaletsizliğine ve çalışma koşullarına kadar uzanan bir arka planı var Claudine’in. Bu elbette Berry’nin hayat görüşü ve içinde bulunduğu durumları perdeye yansıtmasıyla da yakından ilgili. Çünkü yönetmenin, adının kara listeye alınmasının ardından Amerika’yı terk etmek zorunda kalması, filmlerini ülkesinde hayata geçirememesi ve kariyerine devam edebilmek adına mücadeleler vermesi, anlattığı hikâyelerdeki kahramanların karşılaştığı adaletsiz koşullarla da eşleşiyor. Claudine’de karşımıza çıkan hikâye de bunun en iyi örneklerinden. Claudine, 1970’lerde Amerikalı siyah bir ailenin hikâyesine odaklanıyor. Başkarakter Claudine Price (Diahann Carroll), bir taraftan beyaz bir ailenin evinde çalışıp bir taraftan da çocuklarının geçimini sağlayan bir kadın. Devletten yoksullukla ilgili destek alan Claudine için bu mücadele sadece çalışma hayatını etkilemiyor. Onun için romantik bir ilişki içinde olmak bile olumsuz bir duruma dönüşüyor, çünkü bir ilişkisi olması durumunda evlenebilme ihtimali sebebiyle bu desteği alamama riski ortaya çıkıyor. Sözün özü, Claudine için birini sevmek bile Amerika’nın “daha eşit” vatandaşlarına nazaran bir lüks. Hayatı, çocukları, sevdiği adam olan Rupert “Roop” B. Marshall (James Earl Jones) ve işi arasında sıkışıp kalmış Claudine’in bu hayatla baş etme çabası filmin esas konusunu oluşturuyor. Bununla birlikte büyük oğlu Charles’ın (Lawrence Hilton-Jacobs) siyah hakları için bir aktivist grubun içinde yer alması hem dönemin eşitsizliğini hem de bu ailenin yaşam mücadelesini görmek bakımından filmde ikinci ve önemli hikâye olarak kuruluyor.

John Berry’nin anlatısı filmin son bölümüne kadar iki farklı çatıda ilerliyor. İlki Price ailesinin yaşamını ve birbirleriyle ilişkilerini gördüğümüz sahnelerin oluşturduğu düzlem, ikincisi ise Claudine’in Rupert’la birlikte aşklarını daha rahat yaşamak istedikleri için yalnız kaldıkları sahnelerin olduğu bölümler. Bu iki çatının da birbirine bağlandığı noktalar Rupert’ın aileye dâhil olmaya başlamasıyla ortaya çıkıyor. Claudine ve Rupert’ın ilişkilerini gördüğümüz sahneler Amerikan toplumunun vatandaşlarına tanımadığı hakların ve eşitsizliğin bir sembolü gibi. İşinden ve hayatındaki sıkışmışlıktan bunalmış olan Claudine’in aslında yanında olmayı çok istediği Rupert’la beraber vakit geçirecek hâli bile yok. Çünkü içinde bulunduğu bu kargaşa onun bir birey olarak var olmasını dahi engelliyor. Rupert’la geçirdiği kısıtlı vakitte, kendine dinlemek için kısa anlar yaratmaya çalışan Claudine’in tek başına olduğu bir sahneye rastlayamıyoruz film boyunca. Yapıma adını veren bu karakterin, filmde kendine ait ve sadece kendiyle ilgili olduğu bir sahnenin bile olmamasının hayatını var etmeye çalışan bir kadının varoluşunun gölgelenmesinin altının çizilmesi bakımından önemli bir anlamı var. Claudine ve Rupert’ın yalnız kaldığı sahnelerde gerilimi arttıran etkenler ise bu ilişkinin peşinde olan otoritenin izleri olarak karşımıza geliyor. İçeride sesini duyamadığımız, varlığını hissedemediğimiz Claudine, dışarıda odaya girmeye çalıştığını düşündüğümüz tehditkâr sesler… Hepsi Claudine’e, temsil ettiklerine, hayatını yaşamasına karşı duran otoritenin yarattığı ayrıntılar olarak filmde yerlerini alıyorlar. Charles’ın eşitlik mücadelesini sürdürmek için yer aldığı aktivist grubun sürekli polis baskınlarıyla, tutuklanmalarla karşı karşıya kalması da bu ailenin özelinde Amerika’nın sergilediği ayrımcı tutuma yakından bakabilmek adına oldukça önemli. Ailenin Rupert’la olan ilişkisinde, yapılan uzun konuşmalarda filmin mizahi tonu daha belirgin olarak ortaya çıkıyor, özellikle Rupert karakteriyle birlikte gelişen bu ton, iki çatıdan oluşan hikâyenin birleşmesinde bir belirleyici. Ancak filmin son bölümüne geldiğimiz zaman, yani Rupert’ı artık aileden biri olarak görmeye başladığımız sahnelerde aktivist grubun göz altına alınmaya başlamasıyla direkt olarak Claudine’in hayatının da etkilenmesi, bu mizahi tonun yazının başında da bahsi geçen tezatlığı belirginleştirmek için kullanıldığı daha da iyi anlaşılıyor. Yaşanan tüm adaletsizliğin ortasında kendi seslerini, kendi neşelerini yaratmaya çalışan aile bireylerinin, seslerini ve neşelerini almaya çalışan otorite karşısında nasıl bir dramla baş başa kaldıklarını izliyoruz filmin sonunda. Aslında anlatının başından beri anlatılan gerçekleri, son bir nokta olarak filmin genelinden bağımsız bir sertlikte görüyoruz finalde. John Berry anlatısının gerçekliğini film boyunca arttırarak son sahnede bir ayna gibi seyircilere tutuyor.

John Berry’nin filmografisinde unutulmaması gereken bir yerde duran Claudine, ele aldığı temaları ve anlatısıyla günümüzde de adaletsizliğe dair farkındalık yaratması açısından bizlere sesleniyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi