-woNlmVcdjc


Alfonso Cuarón’un yönetmenliğini yaptığı Children Of Men filminin görsel anlatısına odaklanan video, izleyiciye filmdeki arka planın da en az ana karakterler kadar önemli olduğunu gösteriyor. 

Alfonso Cuarón’un 2006 yapımı apokaliptik filmi Son Umut – Children of Men, televizyondaki haberi izleyen bir grup seyirciyi gösteren bir planla açılıyor. Filmin izleyicileri olarak dâhil olduğumuz hikâyeye içindeki izleyicileri izleyerek başlıyoruz: onlar da tıpkı bizim gibi medya aracılığıyla olan biteni öğreniyorlar ve dünyaya, onlara başkalarının aktardığı anlatılarla bağlanıyorlar. Cuarón’un filmlerini, ekran çerçevesi içinde izlediğimiz her şeyin bir anlamı olduğu bilinciyle izlemek yerinde olur. Ekranın odağındaki ana karakterin başından geçenler kadar, ekranın gerisinde yaşananlar da hikâye evreni için önem arz ediyor. Özellikle de Children of Men gibi apokaliptik bir bilimkurgu hikâyesinde, hikâye evrenini anlamamız ana karakterin çatışmasını ve aksiyonlarını anlamamız için kritik. Theo’nun hayattan ümidini kesmiş derbeder hâli, dünyasının içinde bulunduğu çöküşü anladığımızda tam anlamıyla anlamlanabiliyor ancak. Yeni çocukların doğmadığı bu dünyanın insanları, dünyanın bir geleceği olmadığı düşüncesiyle kaostan beslenen ve daha büyük bir kaosa sürüklenen bir kısır döngüyü benimsemişler. Theo’nun bireysel hikâyesi de dünyasının sıradan bir birey tarafından deneyimlenmiş hâli. Theo’nun oğlu yıllar önce, dünya üzerindeki diğer çocuklar gibi hastalığa yakalanarak ölmüş. Bu ölüm Theo’nun evliliğinin sonlanmasına ve yaşama isteğini kaybetmesine yol açmış.

Yeni Bir Can, Yeni Bir Umut

Filme umutsuz başlayan Theo hamile Kee’yle tanıştığında dünyaya karşı ilgisizliğinin yerini umut ve heyecan alıyor: Kee, yıllardır yeni bir doğumun gerçekleşmediği dünyada canlı bir bebek doğurabilecek mi? Filmi başarılı yapansa bu temel çatışması değil; Cuarón’un bu dünyayı anlatırken kullandığı dil ve insan olmakla ilgili olan bu hikâyeyi işlerken yararlandığı kültürel arka plan. Kameranın sürekli ana karakteri takip etmek yerine etrafta olan biteni kadraja alması, Cuarón’un filmlerinde sıkça kullandığı bir üslup. Bu sayede yönetmen film evrenini oluşturan hikâyeyi hiçbir repliğe ihtiyaç duymadan izleyiciye aktarabiliyor. Sürekli ana karakterin takip edilmediği bir anlatı izleyen seyirci, ana karakterle körü körüne bir özdeşlik kurmak yerine hikâyeyi ana karakterinkinden daha geniş bir perspektiften deneyimleyebiliyor. Bu sayede filmin evrenine dâhil olan izleyici de, hikâyede bir karakter gibi var oluyor. Bir iki kere gördüğümüz ileri teknoloji cihazlar dışında filmde betimlenen gri ve kasvetli dünya, yepyeni ve beklenmedik bir geleceği değil, günümüz dünyasının bir yansımasını resmediyor. Filmde izlediğimiz milliyetçi, yabancı düşmanı politika ve kapitalist tüketim toplumu; 11 Eylül’den sonra Amerika’da tavan yapan İslamofobi, Trump’ın ayrımcı söylemleri, savaş ve fakirlik sebebiyle Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika gibi bölgelerdeki ülkelerinden ayrılarak ekonomisi gelişmiş ülkelerde kendine bir hayat kurmaya çalışan göçmenler ve birçok başka sistemsel çarpıklığın var olduğu dünyamızdan çok da farklı bir dünya değil.

İnsanlığın Kültürel Tarihine Yapılan Göndermeler

Film insanlığın kültürel geçmişine göndermelerle dolu. Kee’nin hamile vücudunu Theo’ya sergilediği sahnedeki duruşu, Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu tablosundaki pozunun bir yeniden üretimi. Filmin başında Theo kuzenini ziyarete gittiğinde, pencereden havada uçan domuz şeklinde bir balon görünüyor, bu görsel kompozisyon Pink Floyd’un ‘Animals’ albüm kapağına yapılan bir gönderme, ki bu albümdeki domuz da George Orwell’in Hayvanlar Çiftliği kitabına yapılan bir gönderme; bu kitaptaki hikayeyse Stalin’in egemenliğindeki sosyalizmin bir alegorisi niteliğinde. İnsanlığın sonuyla ilgili bir filmde insanlık tarihiyle ilgili birçok göndermenin oluşu, anlatı ve anlatılanın bir bütünlük içinde olmasını sağlıyor.

Film karelerinde beliren Michelangelo’nun David heykeli, Picasso’nun Guernica tablosu gibi klasik referansların yanı sıra, ilk sahnede arka planda çalan King Crimson’ın sözlerinde kutsal olan ve dindışı olanı birleştiren progresif rock şarkısı ‘The Court of the Crimson King’ modern dünyaya bir gönderme yapıyor.

Karakterlerimiz özgürleşme amacıyla kaçarken kamera karakterleri takip etmeyi bırakıp oğlunun yasını tutan bir kadına odaklanıyor: Michelangelo’nun Meryem’i çarmıha gerilmiş İsa’yı tutarken resmettiği ünlü heykeli La Pieta’ya yapılan bir gönderme bu. İki görsel de insanlığın gaddarlığını sorguluyor. Cuarón röportajlarda bu görselin ilhamının, Balkan savaşlarında 1990 yılında çekilen Kosova Pieta isimli fotoğraftan geldiğini söylüyor, ki bu fotoğrafın ilham kaynağı da La Pieta. Bütün bu göndermeler, insanlık tarihinin insanlığın sonunu işleyen bu filmde bir bütün halinde gösterilmesini ve insanlığın bir döngüden ibret olduğunun belirtilmesini sağlıyor. Children Of Men, tüm bu insanlık tarihini, modern dünyanın temel paradoksuyla birleştiriyor: kapitalizm dünyayı gittikçe küreselleştirirken ülkeler milliyetçi ve korumacı politikalarla insanlara sınırlar çiziyor ve bu sınırları militer baskı kullanarak dayatıyor. İnsanları birbirinden ayıran sınırlar bir yandan azalırken bir yandan da artıyor.

Tarafsız Bir Seyirci Üretimi

Filmde izleyiciye temel çatışması bir kimliğe veya topluluğa ait olmak değil insanlığın devamını sağlamak olan bir hikâye anlatılarak, seyirci politik olarak tarafsız bir konuma yerleştiriliyor. Bu tarafsız bakış sayesinde filmde insanlığın yarattığı yıkım, kimliklerden bağımsız bir şekilde, tüm çıplaklığıyla izlenebiliyor.

Yıllar sonra dünyadaki ilk çocuğu doğuran Kee’nin siyahi olması da bu politik tarafsızlığa bir vurgu yapıyor: Hristiyanlığın birçok mezhebinde beyaz betimlenen Meryem ve İsa’ya gönderme yapılarak, Kee, dünyaya son umut olan siyah bebeği getiriyor.  Böylece umudun kimliklerde, sınıflarda ya da ırkta değil, hayatta ve yaşamın devamında olduğunu anlıyoruz. Bu farkındalığı, ana karakterin çatışmasına odaklanmak yerine hikâye evreninin arka planına ve çatışmalarına odaklanan bir film anlatısı sayesinde kazanabiliyoruz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi