Band of Brothers, John Adams ve Generation Kill gibi sevilen mini dizileri televizyon dünyasına kazandıran HBO, geçtiğimiz günlerde büyük yankı uyandıran bir mini diziyi daha izleyicilerin beğenisine sundu. 6 Mayıs’ta yayınlanmaya başlayan HBO mini dizisi Chernobyl izleyiciler tarafından ilgiyle karşılandı. İnsanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birine ışık tutan dizi, bu konuya son derece gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşması ve gerilim dozu yüksek hikâyesi ile beğeni kazandı. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan beşinci ve son bölümüyle final yapan Chernobyl’i bir solukta bitirenlerin mutlaka izlemesi gereken 5 film listesini hazırladık.

Chernobyl’i Bir Solukta Bitirenlerin Mutlaka İzlemesi Gereken 5 Film

Gel ve Gör – Idi i smotri (1985)

Ales Adamoviç’in Kathyn’in Öyküsü eserinden uyarlanan film, II. Dünya Savaşı’nda Alman işgali altındaki Sovyet Rusya’da bir çocuğun savaşa sürüklenme hikâyesinden hareketle Nazi işgalinin yarattığı yıkımı anlatıyor. Yönetmen Elem Klimov’un bugün en önemli savaş karşıtı filmlerden biri olarak anılan başyapıtı, hazin ve bir o kadar çarpıcı öyküsünün yanı sıra teknik ustalığıyla da dikkat çeker. Kameranın önemli bir bakış açısı oluşturduğu filmdeki kimi sekanslarda seyircisini kahramanın gözünden gösterdiği görüntülerle çarpıcı bir etki yaratır. Bunun yanında Idi i smotri’nin en büyük meziyetlerinden biri de savaşın ortamının yarattığı kaotik atmosferi perdeye yasıtabilmesidir. Chernobyl’in yapımcısı ve yazarı olan Craig Mazin de yaptığı sosyal medya paylaşımlarında bu filmden yapılmış en iyi savaş filmi olarak bahsetmiş ve dizinin tonunun Idi i smotri’ye benzemesini istediğini ifade etmişti. Belki bu savaş filmi tematik olarak Çernobil Felaketi ile doğrudan alakalı değil ama dizinin boğucu atmosferinin kökenini görebilmek adına bu Sovyet sineması şaheseri mutlaka izlenmeli.

Raspad (1990)

Sovyet sinemacı Mikhail Belikov’un yönettiği Raspad, Çernobil Felaketi’nin yaşanmasından dört yıl sonra çekilmiş bir docudrama. Yer yer post-apokaliptik bir bilimkurgu hissi de yaratmayı başaran bu film, yaşanan felaketi o dönem yaşanan ahlaki çöküntünün bir metaforu olarak kullanmasıyla da dikkat çekiyor. Devlet kurumları, evlilikler, modern teknoloji gibi birçok farklı kavram filmin karanlık bakışından nasibini alıyor. Bu bağlamda Raspad’ın tavizsiz ve sert bir olduğunu söyleyebiliriz. Son olarak filmin o yıl, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarıştığını ekleyelim.

Chernobyl Heart (2003)

En İyi Kısa Metraj Belgesel dalında Oscar kazanan Chernobyl Heart’ın yönetmen koltuğunda Maryann DeLeo oturuyor. Bu kısa belgesel genel itibarıyla yaşanan felaketten sonra dünyaya gelen ama bu felaketin etkileri sebebiyle kalp rahatsızlığı yaşayan çocukları merkezine alıyor. Hayatının geçmişte yaşanmış bir felaketin etkisi altından geçirmek zorunda kalan bireylerin dokunaklı öyküsü, aynı zamanda Çernobil’in sadece tarihsel bir olay olmadığını, yarattığı tahribatın ne kadar geniş bir zaman diliminde etkili olduğunu göstermesi açısından da çarpıcı.

Çernobil’in Sırları – Chernobyl Diaries (2012)

2007 tarihli ilk Paranormal Activity filmini yazan ve yöneten Oren Peli’nin senaristlerinden biri olduğu Chernobyl Dairies, sayısız defa tekrarlanan kokru janrı trüklerini bu kez Çernobil Felaketi etrafında bir öykü kurmak için kullanıyor diyebiliriz. Altı turist, alışılmışın dışında bir tur rehberini kendilerini yaşanan felaketten sonra terk edilen ve Çernobil Nükleer Santralinde çalışan işçilerin yaşamış olduğu Pripyat şehrine götürmeleri için tutarlar. Söz konusu gezi, bu filmin korku türüne dâhil olması itibarıyla şaşırtıcı olmayacak şekilde, turist ekibinin bu şehirde beklenmedik olaylarla karşılaşmasıyla ürkütücü bir hâl alır. Açıkça belirtmek gerekirse Chernobyl Dairies için başarılı bir korku filmi olduğunu iddia edemeyiz. Lakin, Chernobyl’in yarattığı etkiyi bir de bu janrada deneyimlemek farklı bir 90 dakika vadediyor diyebiliriz.

Rus Ağaçkakanı – The Russian Woodpecker (2015)

Chad Gracia’nın ilk filmi olan İngiliz yapımı The Russian Woodpecker, kişisel bir anlatı sunmasının yanı sıra tarihsel gerçekliklerden beslenen hikâyesiyle samimi bir mücadele filmi. Çernobil Felaketi, Ukraynalı sanatçı Fedor Aleksandroviç henüz dört yaşındayken gerçekleşmesine rağmen, onun tüm hayatını doğrudan etkilemiştir. Felaketin yaşandığı nükleer santralde neler olduğu hakkında daha fazlasını öğrenmeyi amaçlayan Fedor, ne olduğu belirsiz, Çernobil yakınlarında bulunan kocaman, Sovyet yapımı bir radyo anteni olan Duga’ya kendini kaptırır. Zaman içinde bu antenin Soğuk Savaş sırasında yapılan yüksek maliyetli, gizli bir silah olduğunu ve Çernobil ve Duga arasında bir bağlantı olduğunu öğrenir. Bu şaşırtıcı öyküsünü gayet iyi işleyen bir kurgusuyla destekleyen film, 2015 yılında Sundance Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nün sahibi olmuştu.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi