Stephen King’in romanından sinemaya uyarlanan Brian De Palma imzalı 1976 yapımı Carrie, izleyici gerim gerim geren sahneleri, tekinsizlik hissiyatını veren müzikleri, birbirinden başarılı oyuncu performansları ve De Palma’nın romanı uyarlama şekliyle hafızalara kazınmıştı. Korku sinemasının en filmlerinden biri olarak gösterilen, başrollerinde Sissy Spacek ve Piper Laurie’nin yer aldığı film, özünde bastırılmış duyguların şiddetli bir şekilde açığa çıkmasıyla yaşanan olayları konu alıyordu. Çevresindeki insanlarla pek ilişki kurmayan Carrie, bir yandan evde bağnazlık derecesinde dinine aşırı bağlı annesinden gördüğü baskıyla mücadele etmeye çalışırken diğer bir yandan da okuldaki insanlar tarafından dışlanmanın ağırlığıyla başa çıkmak zorunda kalır. Sahip olduğu telekinezi yeteneğini farkına varmasıyla Carrie, yıllarca içinde tuttuğu öfkeyi filmin balo sahnesinde açığa çıkarır. Vücudunun domuz kanıyla kaplanmış olması, tam hayatındaki belki de en mutlu olduğu anı yaşandığını düşündüğümüz Carrie için bardağı taşıran son damla olur. Bu noktadan sonra film, tıpkı bir saatli bomba gibi izleyiciyi final sahnesine adım adım götürür ve ortaya sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden biri çıkar. Yönetmeninden, oyuncu kadrosuna; teknik özellerinden, birçok ilki barındırmasına kadar Carrie hakkında bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Carrie Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Carrie, Stephen King’in Sinemaya Uyarlanan İlk Romanı

Carrie, hem filmdeki bazı oyuncular için hem de Stephen King için birçok ilki bünyesinde barındırıyor. Carrie, Stephen King’in kaleme aldığı ilk roman olmakla beraber King’in sinemaya uyarlanan ilk eseri olma özelliğine de sahip. Aynı zamanda Stephen King’in, Carrie’den sonra çıkaracağı It, Misery, Cujo, The Green Mile, Firestarter, 11.22.63, Under the Dome gibi eserlerinin de sinemaya ya da televizyona uyarlanmasının öncüsü oluyor. Bugün baktığımızda King’in neredeyse her eserinin bir uyarlamasını izlememiz, Carrie’nin sinema dünyasında yarattığı etkiyle doğru orantılı.

Roman ve Film Arasındaki Farklılıklar

Brian De Palma’nın, Stephen King’in romanını filme birebir uyarlamaması, filmin artı özelliklerinden biri olarak akıllarda yer ediniyor. Yönetmen, yaptığı değişikliklerle sinemasal anlamda izleyicinin ilgisini çeken kararlara imza atıyor. Örnek verecek olursak; roman, Carrie’nin hikâyesini geçmişe dönük olarak anlatır ve Carrie’nin yaşadıklarını biz, balo gecesi mağdurlarıyla yapılan röportajlar, gazete kupürleri, dergi alıntıları, mektuplar aracılığıyla öğreniriz. Oysa ki filmde böyle bir anlatım biçimi yoktur. De Palma, olayları Carrie’nin gözünden izleyiciye aktarır ve biz, izleyici olarak Carrie’nin neler yaşadığına birebir tanık oluruz.

Romanda telekinezi ile ilgili bilimsel bilgilerin verilmesi ise okuyucu ve Carrie arasındaki bağın önüne bir duvar koyar. Bununla beraber romanda Carrie, telekinezi güçlerinin etkisiyle annesinin kalbini durdurarak onu öldürürken; filmde ise bu olay farklı bir şekilde varlık gösterir. Filmde Carrie, annesini telekinezi güçlerinin yardımıyla bir bıçakla öldürür. Ayrıca romanda Carrie, yaşadığı olaylar sonucunda tüm şehri yok ederken; filmde ise bu durum sadece lise ile sınırlandırılmıştır. Böyle olmasının sebebi ise filmin daha fazlasını yapmaya yetecek yeterli bütçesinin olmaması.

Alfred Hitchcock’un Unutulmaz Eseri Pscyho’ya Yapılan Göndermeler

Brian De Palma, hayranı olduğu usta yönetmen Alfred Hitchcock’un sinema dilini, kendine özgü bir biçimde eserlerine aktarmasıyla bilinir. Carrie filminde de Hitchcock’un unutulmaz filmi Pscyho’dan bazı esintiler görürüz. Filmdeki lisenin adı, Norman Bates’e nazire yaparcasına Bates Lisesi’dir. Öte yandan film boyunca kullanılan 4 notalı keman sesi de yine Pscyho’ya yapılmış bir atıf olarak dikkat çeker.

Carrie White Rolü İçin Deneme Çekimine Giren İsimler 

Glenn Close, Melanie Griffith, Pamela Sue Martin, Jill Clayburg, Farrah Fawcett, Linda Blair gibi dönemin birçok önemli oyuncusu, Carrie White rolü için deneme çekimine girdi. Ancak gelinen son noktada rolü, Sissy Spacek aldı. Sissy Spacek’in deneme çekimlerine hazırlanma süreci ise ilginçliklerle dolu.

Sissy Spacek’in sanat yönetmeni eşi Jack Fisk, deneme çekimlerine girmesi için oyuncuyu ikna etmiş ve Brian De Palma’ya, Sissy Spacek’i deneme çekimlerinde izlemesi için yalvarmış. Sissy Spacek ise deneme çekimlerine saçlarına vazelin sürerek, ortaokul yıllarından kalma eski bir elbise giyerek girmiş. Oyuncunun deneme çekimlerini gören Brian De Palma, daha önce Carrie White’ı oynaması için seçtiği Amy Irving’in filmde Sue Snell karakterini canlandırmasına karar vermiş. Sonuç olarak Carrie White karakteri, Sissy Spacek’in muhteşem oyunculuğuyla filmde hayat bulmuş.

Sissy Spacek’in Role Hazırlanma Süreci

Sissy Spacek, çekimler boyunca kendini oyuncu kadrosundaki diğer isimlerden izole etti ve çekim aralarında hiçbir oyuncuyla iletişime geçmedi, giyinme odasını dini ikonografiyle süsledi ve role hazırlanırken Gustave Doré’nin resimli İncil’ini okudu.

Sissy Spacek, İlk Oscar Adaylığını Carrie ile Kazandı

Sissy Spacek’in hem deneme çekimlerindeki oyunculuğu hem de role titiz bir şekilde hazırlanma biçimi, filmde muhteşem bir performans göstermesiyle hayat buldu. Sinema tarihinin en iyi oyuncu performanslarından birine imza atan Sissy Spacek, Carrie’deki dillere destan oyunculuğuyla En İyi Kadın Oyuncu dalında ilk Oscar adaylığını kazandı. Spacek, bu filmle Oscar kazanamadı ama sinemaseverlerin gönlünü fethetmeyi başardı.

Stephen King’in Filmle İlgili Övgü Dolu Sözleri

Stephen King’in, kitabında büyük değişiklikler yapan Stanley Kubrick’in The Shining yorumundan hiç memnun olmadığı ve bu yüzden usta yönetmenle ters düştüğü bilinen bir gerçek. Ancak Stephen King, yukarıda bahsettiğimiz gibi romanda değişiklikler yapmış olmasına rağmen Brian De Palma’nın Carrie yorumundan The Shining’in aksine gayet memnun. Hatta yönetmenin Carrie yorumunu, kendi romanından daha artistik buluyormuş. Filmin romandan çok daha iyi olduğunu söyleyen King, bir röportajında bu konuyla ilgili “De Palma’nın yaklaşımı benimkinden daha hafif, daha becerikli ve çok daha sanatsaldı.” açıklamasını yapıyor.

Stephen King, Romanın Hakları İçin Sadece 2500 Dolar Aldı

Stephen King, romanın film hakları için sadece 2500 dolar almış. Carrie’nin sinema dünyasındaki başarısını düşündüğümüzde, King’in aldığı bu rakamın oldukça düşük kaldığını görüyoruz. Bu konuda herhangi bir pişmanlığı olmadığını söyleyen yazar, kitabın filme uyarladığı için kendisini şanslı hissettiğini belirtiyor.

Piper Laurie, Filmin İlk Başta Kara Komedi Türünde Olduğunu Zannetmiş

Filmde Carrie’nin dinine aşırı bağlı sinir bozucu annesini canlandıran ve filmdeki bu performansıyla Oscar’a aday olan Piper Laurie, filmin ilk başta kara komedi türünde olduğunu zannetmiş ancak Brian De Palma, Laurie’ye hicivli bir yaklaşım istemediğini açıklamış. Yönetmenle gerçekleştirdiği konuşmadan sonra Piper Laurie, bir korku filminde oynayacağını anlamış ve rolünü ona göre şekillendirmiş. Filmdeki rolüyle ilgili “Sadece oynadığım şeyin gerçekliğini tamamen benimsedim. Çocukça davranma ve kötü cadı olma özgürlüğünden keyif aldığımı söylemeliyim. Yapması çok serbest ve eğlenceliydi.” yorumunda bulunması, Piper Laurie’nin filmde oynamaktan çok memnun olduğunu gözler önüne seriyor. Öte yandan filmde Carrie’ye yaptığı kötülüklerle hafızalara kazınan Chris Hargensen karakterini canlandıran Nancy Allen ise son kurguyu görene kadar bir korku filminde yer aldığını fark etmemiş.

John Travolta’nın Adını Geniş Kitlelere Duyurmasını Sağlayan İlk Film

Kariyerinin ilk dönemlerinde televizyon dizilerinde yer alan John Travolta için Carrie filmi ayrı bir önem taşıyor. Billy Nolan rolüyle filmdeki olayların gidişatını önemli ölçüde etkileyen bir karaktere hayat veren Travolta, Carrie filmiyle adını geniş kitlelere duyuruyor ve sonrasında Saturday Night Fever, Grease gibi önem filmlerde rol almasıyla Hollywood’un en önemli oyuncuları arasında kendini göstermeye başlıyor. Travolta’nın kariyerinde Carrie’nin önemi paha biçilemez bir noktaya erişiyor.

Brian De Palma ve George Lucas, Hem Carrie Hem de Star Wars İçin Ortak Bir Deneme Çekimi Gerçekleştirdiler

Gerçek hayatta çok yakın arkadaş olan Brian De Palma ve George Lucas, 1975’te oyuncu seçmek için hem Carrie hem de ilk Star Wars filmi için ortak bir deneme çekimi gerçekleştirdiler. Carrie filminde Tommy Ross ve Sue Snell olarak izlediğimiz William Katt ve Amy Irving, aynı zamanda ilk Star Wars filmi için deneme çekimlerine girdi. Sonuç olarak bu iki oyuncu, Carrie filminde karşımıza çıktı. Oyuncuların Star Wars için girdikleri deneme çekimi videolarına buradan ulaşabilirsiniz.

Balo Sahnesinin Çekimleri İki Haftadan Fazla Sürdü

Filmdeki ikonik balo sahnesinin çekimleri iki haftadan fazla sürmüş ve bu durum, toplam 35 tekrarı beraberinde getirmiş. Balo sahnesinin çekim sürecinde Sissy Spacek, sahte kanla örtünmüş vücudunu yıkamayı reddetti ve bu durum, usta oyuncunun üç günlük çekim sürecinde kanlı kıyafetleriyle uyumasına kadar gitti. Filmde elbette domuz kanı kullanılmadı, onun yerine mısır şurubu ve gıda boyası kullanıldı.

Kırmızı Rengin Olağanüstü Kullanımı

Sinemasında ekranı ikiye bölme, zoom in ve zoom out gibi kamera hareketlerinden yararlanan Brian De Palma, filmlerinde karakterlerini izleyiciye daha ayrıntılı aktarmak için renklerden yararlanır. Carrie’de ise renklerin etkin kullanımını özellikle finaldeki balo sahnesinde sergiler. Carrie’nin gördüğü şiddetin ve baskının sonucu olarak telekinetik güçlerini kullanmasıyla yaşanan olayları izlediğimiz bu balo sahnesinde, Carrie’nin baştan aşağı domuz kanıyla kaplanmış hâli onun için bardağı taşıran son damla olur ve tam o anda Carrie’nin içindeki şiddetin, kırmızının etkin kullanımıyla açığa çıktığını görürüz. Burada De Palma, şiddetin temsilini kırmızı rengin gücünden yararlanarak izleyiciye aktarır.

Filmin Gişe Başarısı

Bir korku filmi olarak Carrie, elde ettiği gişe başarısıyla da adından söz ettirdi. 1.8 milyon dolarlık düşük bütçesine karşılık film, gişede 33,8 milyon dolar hasılat elde etti ve bütçesinin 18 katını gişede kazanmış oldu.

Yeniden Çevrimler ve Müzikal Uyarlaması

Carrie’nin sinema dünyasında yarattığı etkiyi düşündüğümüzde, yeniden çevrimin gelmesi kaçınımal bir durum olarak varlık gösteriyordu ve nitekim de öyle oldu. Carrie, biri David Carson imzalı 2002 yapımı televizyon filmi ve Chloë Grace Moretz’in başrolünde yer aldığı 2013 yapımı film olmak üzere iki kere yeniden çevrim olarak karşımıza çıktı. Aynı zamanda film, başarısını Broadway sahnelerine de taşıdı. 1988 yılında Carrie: The Musical isminde filmden uyarlanan Bradway müzikali, tiyatro dünyasında adından söz ettirirken; filmde beden eğitimi öğretmeni Miss Collins’i canlandıran Betty Buckley, müzikalde Carrie’nin annesi Margaret White olarak oyunda rol aldı.

Kaynak: IMDB, Mental Floss

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information