Advertisement


Cannes Film Festivali Direktörü Thierry Frémaux, Deadline’a verdiği röportajda festivalin ve sinemanın geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Cannes Film Festivali, pandemi nedeniyle yıllar sonra festival programında büyük değişiklikler yaptı. Normal tarihlerinde düzenlenmesi planlanan festival iptal edilirken festivalin resmi seçkisinde yer alması planlanan bazı filmlerin güz dönemi festivallerinde gösterileceği açıklandı. Festival ayrıca yatırımcılar ile yönetmen ve yapımcıları bir araya getiren Marché du Film (Cannes Film Market)’in sanal bir versiyonunu hazırlamak mecburiyetinde kaldı.

Cannes Film Festivali Direktörü Thierry Frémaux, Deadline’a verdiği röportajda salgının sinemalar ve festival üzerindeki etkisine, yaklaşık 70 yıl sonra ilk kez festivalin iptal edilmesine, bu yıl resmi seçkiye alınan filmlere dair önemli açıklamalar yaptı. Resmi seçkinin diğer festivallerde gösterilecek olmasından, kadın yönetmenlere açılan alana kadar pek çok farklı konuya dair samimi açıklamalarda bulunan Frémaux, önümüzdeki yıl için hiç olmadığı kadar güçlü dönüp göz kamaştırıcı bir Cannes Film Festivali düzenlemeyi umduklarından bahsetti.

Sinemanın hiç olmadığı kadar canlı olduğunu ifade ettiniz. Sinema sektörü salgın dolayısıyla zor günler geçirirken yayın platformları ise oldukça ilgi çekiyor. Sinemanın bugün ve önümüzdeki süreçteki yeri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Zaman ilerledikçe yeni mecralar ortaya çıkıyor. Bir zamanlar televizyon, sonra VHS, DVD gibi araçlar çıktı. Şimdi de internet ile birlikte dijital platformlar popüler. Bence zaman geçtikçe filmler ve sinema özel bir şey olarak var olmaya başlıyor. Öncelikle sahip oldukları tarihsel anlamdan dolayı, sinemaya gitmek evden çıkmayı, sadece bildiğimiz anlamda sinemanın sağlayabileceği, filmlerle olan eşsiz bir deneyim yaşamayı ifade ediyor. Sonra, yapısı gereği diziler platformları domine ediyor ve 2 saatlik bir film izlemek ile 15 saatlik bir dizinin farklı deneyimler olduğunu söylemeye gerek yok.

Salgının geleneksel anlamda sinema üzerinde kitlesel bir etkisi olduğu aşikâr ve geleceğine dair daha karamsar tespitler olacaktır. Ancak tam tersinin doğru olduğu kanısındayım. Şöyle ki sinemanın diğer sanat dallarının boy ölçüşemeyeceği o içsel gücü, kendi eşsizliği ortaya çıkacak. Ancak bunun için bir adım atmalı, izleyiciyi bunun için harekete geçirmeli. Sinemaya gitmek benim için sahip olunacak çok şahane bir gaye. Filmler yemek gibidir, tedarik zincirinde eksik olanı öncelemek gerekir, yerel sinemalara gidip onları desteklememiz gerekir.

Thierry Frémaux: “Ana Yarışma Bölümünde Yarışan Filmlerin Mutlaka Sinemalarda Gösterime Girmesi Gerekir.”

Spike Lee’nin Da 5 Bloods filminin Cannes’da gösterileceğini ve Netflix’in üç yıldan sonra festivale dönebileceğini söylemiştiniz. Netflix daha önce yaptığı açıklamada ana yarışma kategorisinde olmadığı sürece festivale filmlerini göndermeyeceğini söylemişti. Bu süreçte neler oldu ve sizce önümüzdeki yıl festivalde platformdan bir film olabilir mi?

Jüri başkanı olduğu için Spike Lee’nin filmi özel bir gösterimle festivalde yer alacaktı ki biz de bunun için çok heyecanlıydık. Netflix böyle bir filmi yapmaktan ve biz de gösterecek olmaktan dolayı çok gururluyduk. Bu Ted Sarandos ve Scott Stuber ile yaptığımız görüşmelerin oldukça çabuk gerçekleştiğini gösteriyor. Bu ayrıca benim için Netflix’e festivalin yarışma filmlerinde ibaret olmadığını gösterme fırsatı olacaktı. Kurallar gereği yarışmadaki filmlerin sinemalarda gösterime girmesi gerekir. Netflix’in kendi prosedürü var ve buna saygı duyuyorum. Ancak kırmızı halılı Özel Gösterimler ve Grand Théâtre Lumière de harika olabilir. Pixar, Warner ve diğer büyük Hollywood stüdyoları Özel Gösterimler bölümüne alışıklar. Aynı şekilde bazı Fransız filmleri de.

Umarım önümüzdeki yıl tekrar festivalde karşılaşırız. Netflix’in yaptığı işlere gerçekten hayranım ve diğer film takvimlendirme prosedürlerimiz ile neden aynı fikirde olmadıklarını anlayabiliyorum. Cannes’ın bunu kontrol etme imkânı yok. Ancak yarışmadaki filmlerin mutlaka sinemalarda gösterilmesi konusunda sarsılmaz bir inancımız var.

Steve McQueen’in neden iki filmine resmi seçkide yer verdiniz? Aynı yönetmenin iki filmine ilk kez mi bir resmi seçkide yer veriyorsunuz? İki film de sanırım yarışma kategorisinde olacaktı…

Evet bu ilk kez oluyor. Eğer yarışma kategorisi yapabilseydik bu iki film de şüphesiz yarışmada olacaktı ve bu ilk kez olacaktı. 2006’da Richard Linklater iki filmi ile festivale katılmıştı ama biri Ana Yarışma bölümünde diğeri Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilmişti. Steve McQueen’in iki filmi de harika olduğu için yarışmaya dâhil ettik. Bize dört film sunmuştu ki dördü de olabilirdi. Bu yıl özel bir yıl. 12 günlük bir süre içinde film göstermeyecek olmak bu konuda bize geniş bir alan açtı. 

Frémaux, Festivallerin Zamanla Birlikte İlerlemesi ve O Dönemin Meselelerine Göre Evrilmesi Gerektiğini Düşünüyor

George Floyd’un öldürülmesi ve geniş çapta yayılan Black Lives Matter protestolarından sonra bu iki film nasıl yankı buldu?

George Floyd’un ölümü göz önünde bulundurulduğu filmler bunla alakalı. Çünkü temel mevzusu aynı: ırkçılık ve ırkçılıktan doğan şiddet. Ama Steve McQueen ayrıca kendi toplumuna bir aşk mektubu yazma amacı da güdüyor. Steve McQueen efsanevi bir sinemacı ve çalıştığı aktörler için harika bir yönetmen. İkisi de çok güçlü filmler.

Sanıyorum açıklanan 56 film içinde iki siyah yönetmen bulunuyor. Cannes’ın siyah yönetmenleri desteklemek için daha çok kendini geliştirmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

Yönetmenlerinin 2021 seçkisinde olması için ertelediği harika Afrika yapımı filmlerimiz var. Yine de biz sadece gönderilen filmler ile çalışabiliriz. Filmleri sanatsal değerine göre inceliyoruz ve bu yüzden yeni kuşağı inceliyoruz. Afrika yapımı filmler tomurcuklanan çiçekler gibi. Bu gururlanılacak bir şey ve geliştirilmesi gerekir. Gelecek onların.

Steve McQueen, Mati Diop, Ryan Coogler gibi yönetmenlerin ilk filmlerinin seçilmesinden ve Abderrahmane Sissako’nun Cannes’ın düzenli katılımcıları arasında olmasından kıvanç duyuyorum. Ve Spike Lee’nin ilk Afrikalı Amerikan jüri başkanı olması harika bir şey. Film festivallerinin film nerede gösterilir, gelecekte ne olacak, sanatçılar içinde bulundukları ortamı nasıl tartışıyorlar, sinema bir sanat dalı olarak nasıl yenilenebilir, dünyada neler oluyor gibi birtakım ana değerleri tartışırken zamanla birlikte ilerlemesi ve kendi döneminin önemli meseleleriyle bağlantılı şekilde evrim geçirmesi gerekir.

Bu yıl rekor sayıda ilk filme yer veriyorsunuz. Hangileri bu yılın en harika keşifleriydi? Uzun Cannes kariyerine sahip olabilecek yeni yönetmenler var diyebilir misiniz?

Bu yıl ilk filmini yapan oldukça başarılı yönetmenleri izledik ve seçkide bunlara yer vermek istedik. Bu bizi sinemanın geleceğinin parlak olup olmadığı sorusuna yönlendiriyor. Dünyanın her yerinden gelen filmleri izleyince diyorum ki cevabım evet. Özellikle bahsederek yönetmenleri karşılaştırmak istemem. Ancak ilk film her zaman geleceğin icadıdır. Zor olan kısım yönetmenin ikinci üçüncü filmi ile gelir.

Altın Kamera ödülü Jim Jarmush, Mira Nair, Jafar Panahi, Naomi Kawase, Steve McQueen gibi yönetmenlerin yanında sonradan sırra kadem basan bazı yönetmenlere verildi. Eleştirmenlerin bu yönetmenlerin potansiyeli hakkında ne kararlar vereceğini göreceğiz. Ayrıca bu kategorideki yönetmenlerin yarısının kadın olması da buradaki önemli bir nokta.

Thierry Frémaux: “Havada Değişim Kokusu Var”

Cannes Film Festivali geçmişte kadın yönetmenlerin yetersizliği nedeniyle eleştirilmiştir. Geçen yılki kadın yönetmenlerin başvuru sayısından az olmasına rağmen bu yıl resmi seçkide rekor sayıda kadın yönetmene yer verildiğini görüyoruz. Koronavirüs salgını olmasaydı böyle bir mevzu gündeme gelecek miydi? Bazı yorumcular Nanni Moretti, Apichatpong Weerasethakul, Paul Verhoeven ve Leos Carax gibi yönetmenlerin filmlerinin büyük olasılıkla festivalde olacağını belirtmişti.

Evet ama ayrıca filmlerini 2021’e erteleyen kadın yönetmenler bulunuyor. Kadın yönetmenlerin gelecek sene tekrar güçlenerek gelip gelmeyeceğini göreceğiz. Bir değişim yaşanıyor, filmlerin geleceğinin kadınların imzasını taşıdığına işaret eden bir hareket. Havada değişim kokusu var. Ellilerde sayıları çok azdı. Şimdi ise oldukça fazla ve çok daha fazlası yolda.

Yıllardır şunu söylüyorum, bizim duruşumuza kesinlikle inanıyorum -ki bu Agnès Varda’nın duruşuyla aynıdır-, kadın yönetmenler için işleri kolaylaştırmıyoruz. Cannes’da olmalarının nedeni filmlerinin yüksek kalitede olmasıdır, başka bir şey değil. Ancak kadınların sektördeki temsiliyetlerinin artırılması için uğraş veren dernekler ile birlikte çalışıyoruz ki bu bizim için çok önemli bir şey. Agnès Varda ve Cate Blanchett’ın o merdivenlerde nasıl yürüdüğünü hatırlayın. Kitlesel anlamda çok büyük ve sembolik bir hareketti. Cannes Film Festivali değişiklik için çalışmaya kararlıdır.

Cannes bir filmin menşe ülkesini belirleme yöntemini neden değiştirdi? Bu yıl yönetmenlerin ulusuna göre belirlendiğini anlıyoruz. Geçmişte bu yapım şirketinin menşeine göreydi…

Farkı çok iyi görebiliyorsunuz. Duyuru farklı olduğu için normalden daha fazla detay ekledik. Normalde önce seçkiyi duyururduk. Ardından bir ay sonrasında basın, eleştirmenler, herkes filmleri izler ve hepimiz eşit noktaya gelirdik. Bu kez basına ve Cannes takipçilerine kolaylık olabilmesi için çok fazla bilgi sunduk. Filmlerin yapıldığı ülkeleri ve yönetmenlerin ülkelerini de verdik ki bu her zaman aynı olan bir şey değil.

Filmlerin Venedik Film Festivali’nde Cannes etiketi altında gösterme konusunda durum nedir, böyle bir şey olacak mı? Venedik’in Cannes etiketi ile film göstermeyeceği konusunda söylentiler var…

Venedik’in dünya prömiyeri konusunda güçlü bir geleneği var. Bu yüzden Cannes’a seçilen filmleri göstermek istemiyorlar. Bu yıl, San Sebastian’daki gibi bir istisna yapmak harika bir şey olabilirdi. Venedik ile bir şeyler yapmanın mümkün olup olmayacağını göreceğiz. Dostum Alberto Barbara bir seçki hazırlıyor ve yakında yine konuşacağız.

Amerikan stüdyolarının filmlerini Venedik ve diğer sonbahar festivallerinde göstermesini bekliyor musunuz?

Bilmiyorum, umarım gösterirler. Bu yıl sonbahar için cevapsız birçok soru var, yolculuklar, izinler, virüs… Berlin’den sonra fiziksel olarak gerçekleştirilecek ilk festival Venedik, bu yüzden çok önemli olacak. Cannes’ın gerçekleşmesi, sanatçılarımızın desteklenmesi, filmlerimize 2020 Resmi Seçkisi adı altında yer açılması için sunulan yolları idare edeceğiz. Cannes Film Market’in online versiyonu sayesinde sektörü destekleyeceğiz.

Salgın ve bu yılki festivalin iptali önümüzdeki yılın hazırlıklarını ne derecede etkiler? Seçilebilecek film havuzunun daralması gibi bir öngörünüz var mı?

Bu tamamen bu küresel sağlık tehdidinin kapsamına bağlı. Eğer umduğumuz gibi durum kontrol altına alınırsa geri dönüşü göz kamaştırıcı bir Cannes festivali ile kutlamamız gerekecek. 2021 yılında merakla bekleyeceğimiz filmler olacak.

Cannes Film Festivali’nin iptal edilmesi ne ölçüde finansal bir kayba yol açtı?

Yaklaşık 5 milyon euroluk bir açığa neden olacağı tahmin edilen, gelirimizin yüzde 80’ini kaybettik. Ama ekonomik kriz herkesi etkiledi. Etkinliklerin iptali, turizmin olmamasından dolayı Cannes şehri, çok büyük bir anlamda etkilendi. El birliğiyle çalışarak önümüzdeki yıl unutulmayacak bir festival için eskisinden daha güçlü bir şekilde döneceğiz.

Cannes’ı dünyanın prömiyer festivali yapmak için çok çalıştınız. Festivali kendi açınızdan ne kadar daha sürdürmek istiyorsunuz? Aklınızda bitiş için bir tarih var mı?

Ben bir atlet gibiyim, gereğinden bir sezon daha fazla devam etmek istemiyorum. Ama The Last Dance‘in sonunda Michael Jordan Chicago Bulls ile 7. şampiyonluğa koşmayı çok istediğini söylediğinde ağladım. Bir pişmanlığa mahal bırakmadan, doğru zamanın geldiğini ve Cannes’ın her zaman parlak bir geleceğe sahip olduğunu bilerek ayrılmak isterim. Karantina sürecinde ilk aşkım judo ile ilgili bir kitap yazdım. İleriye bakmak için her zaman bir şeyler bulunuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information