Bu yıl Toronto Film Festivali'nde gösterilen Boy Erased ve prömiyerini Sundance Film Festivali'nde yapan, vizyondan önce de İstanbul Film Festivali kapsamında izleme fırsatı bulduğumuz Cameron Post'a Ters Terapi filmleri 2018 yılının aynı konuyu temel alan iki yapımı. İki film de bir dönüştürme terapisini konu ediyor. Bu dönüştürme terapisi, kilisenin çatısı altında gerçekleşen ve eşcinselliği bir hastalık olarak kabul edip karşılıklı rızayı da gözeterek psikolojik bir "tedavi" sunuyor. Ancak tedavi görecek kişinin de rızasının olduğu varsayılan bu dönüştürme seanslarında ailenin ve toplum baskısının etkisi yok sayılıyor. Orada bulunan gençlerin genellikle aile baskısı sebebiyle terapiye dahil olduklarını söyleyebiliriz. Cameron Post (Chloë Grace Moretz) da okulun popüler isimlerinden biri aslında. Mezuniyet gecesinde kız arkadaşıyla yakalanmasının ardından gelişen süreçte, bu durumun "kabul edilemez" olduğunu görüyoruz. Cameron Post bu sebeple ailesinden ve kız arkadaşından uzakta bir terapi merkezine gönderiliyor. Gördüğü terapinin merkezinde ise din bulunuyor. "Doğru" olanın peşinden gittiğinde bütün "yanlışların" düzeleceğini ön gören bu terapi çeşidi, az önce bahsettiğim gibi Boy Erased filminin de esas konusu. İki filmin de bir uyarlama olması da ayrıca enteresan. Zira Cameron Post'a Ters Terapi, Emily M. Danforth'un aynı adlı romanına dayanıyor. Cameron Post'a Ters Terapi: Bir Arada Olmanın Gücü İlk uzun metrajı Makul Davranış (2014)'ta aynı zamanda oyunculuk hünerlerini de sergileyen  Desiree Akhavan, The Bisexual adlı dizinin de yönetmeni ve oyuncusu. Bu yıl Cameron Post'a Ters Terapi filmini izleyiciyle buluşturan yönetmen, başrolde çağımızın yeteneğiyle parlayan genç isimlerinden Chloë Grace Moretz'e yer veriyor. American Honey filminin başarılı oyuncusu Sasha Lane'in de dahil olduğu hikâye, aynı terapi merkezinde bir araya gelen ve değişme hâlinin maruz kaldıkları baskılardan kaynaklandığını keşfetmelerinin keyifli bir anlatısını sunuyor. Bazı gerçekler, toplum tarafından birçok kişinin hayatını mahvedebilecek ölçüde büyük bir tepkiyle karşılaşsa da karşısında durulduğu sürece normalleşmenin de başladığını öngörebiliriz. Bu oldukça optimist bir söylem olsa da, kitleleri etkisi altına alma noktasında en güçlü kozları elinde bulunduran sinema sanatının, aynı yılda Hıristiyanlıkla iç içe ilerleyen bir eşcinsel terapi çerçevesinde kendini bulma ve büyüme hikâyesine evrilen iki yapımla taçlanması, söylenecek birçok sözün olduğunun bir kanıtı gibi. Cameron Post'a Ters Terapi gibi filmler; kadınların, siyahilerin, eşcinsellerin mücadeleyle git gide daha fazla görünür olmaya başladığı beyaz, orta sınıf erkeğin sinemasının değişiminin izlerini sürmemizi sağlıyor. Cameron Post'a Ters Terapi, tespitleriyle 1993 yılında geçen olaylardan -görünürlük açısından özellikle Amerika'da ve Avrupa'da ilerleme kaydedildiğini söyleyebilecek olsak da- günümüze uzanan bir hikâye anlatıyor. "Hastalığından" ya da işlediği günahlardan bir merkezde arındırılmaya çalışılan gençler, çeşitli aşamalardan geçiyorlar. Cameron, öncelikli olarak belki de henüz adını koyamadığı deneyimlerinin ortaya çıkmış olmasıyla ilgili şok geçirirken bir yandan etrafından aldığı yoğun tepki sebebiyle kendisini hatalı olarak görüyor. Bir süre çabalayan, süreci kabul eder gibi görünen Cameron'ın imdadına ise merkezde tanıştığı arkadaşları koşuyor. Bir arada olmanın, birbirini anlamanın ve artık öteki olma düşüncesinden sıyrılarak kendini normal görebilmenin bir gerçeğe dönüştüğü bu arkadaşlık bağları karakterlerin özgürlüğe attıkları ilk adımın zeminini hazırlıyor. Bu yüzden Cameron Post'a Ters Terapi, umutlu bir büyüme hikâyesi. Cameron'a, Jane'e ya da Adam'a sonrasında ne olduğunu bilemeyecek ya da tahmin edemeyeceğiz ancak filmin izleyicisini bıraktığı yer, adım atmanın, kendine ve hislerine inanmanın gerekliliğini vurguluyor. Birbirinden keyifli sekansların bulunduğu anlatıda, hayatın trajik ve…
Puan - 70%

70%

Ajite edilebilecek bir hikâyenin mizahi unsurlarla seyri keyifli bir hâle getirilmesi, Desiree Akhavan'ın filmle ilgili en önemli başarısı. 

Kullanıcı Puanları: 3.9 ( 2 votes)
70

Bu yıl Toronto Film Festivali’nde gösterilen Boy Erased ve prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan, vizyondan önce de İstanbul Film Festivali kapsamında izleme fırsatı bulduğumuz Cameron Post’a Ters Terapi filmleri 2018 yılının aynı konuyu temel alan iki yapımı. İki film de bir dönüştürme terapisini konu ediyor. Bu dönüştürme terapisi, kilisenin çatısı altında gerçekleşen ve eşcinselliği bir hastalık olarak kabul edip karşılıklı rızayı da gözeterek psikolojik bir “tedavi” sunuyor. Ancak tedavi görecek kişinin de rızasının olduğu varsayılan bu dönüştürme seanslarında ailenin ve toplum baskısının etkisi yok sayılıyor. Orada bulunan gençlerin genellikle aile baskısı sebebiyle terapiye dahil olduklarını söyleyebiliriz. Cameron Post (Chloë Grace Moretz) da okulun popüler isimlerinden biri aslında. Mezuniyet gecesinde kız arkadaşıyla yakalanmasının ardından gelişen süreçte, bu durumun “kabul edilemez” olduğunu görüyoruz. Cameron Post bu sebeple ailesinden ve kız arkadaşından uzakta bir terapi merkezine gönderiliyor. Gördüğü terapinin merkezinde ise din bulunuyor. “Doğru” olanın peşinden gittiğinde bütün “yanlışların” düzeleceğini ön gören bu terapi çeşidi, az önce bahsettiğim gibi Boy Erased filminin de esas konusu. İki filmin de bir uyarlama olması da ayrıca enteresan. Zira Cameron Post’a Ters Terapi, Emily M. Danforth’un aynı adlı romanına dayanıyor.

Cameron Post’a Ters Terapi: Bir Arada Olmanın Gücü

İlk uzun metrajı Makul Davranış (2014)’ta aynı zamanda oyunculuk hünerlerini de sergileyen  Desiree Akhavan, The Bisexual adlı dizinin de yönetmeni ve oyuncusu. Bu yıl Cameron Post’a Ters Terapi filmini izleyiciyle buluşturan yönetmen, başrolde çağımızın yeteneğiyle parlayan genç isimlerinden Chloë Grace Moretz’e yer veriyor. American Honey filminin başarılı oyuncusu Sasha Lane’in de dahil olduğu hikâye, aynı terapi merkezinde bir araya gelen ve değişme hâlinin maruz kaldıkları baskılardan kaynaklandığını keşfetmelerinin keyifli bir anlatısını sunuyor.

Bazı gerçekler, toplum tarafından birçok kişinin hayatını mahvedebilecek ölçüde büyük bir tepkiyle karşılaşsa da karşısında durulduğu sürece normalleşmenin de başladığını öngörebiliriz. Bu oldukça optimist bir söylem olsa da, kitleleri etkisi altına alma noktasında en güçlü kozları elinde bulunduran sinema sanatının, aynı yılda Hıristiyanlıkla iç içe ilerleyen bir eşcinsel terapi çerçevesinde kendini bulma ve büyüme hikâyesine evrilen iki yapımla taçlanması, söylenecek birçok sözün olduğunun bir kanıtı gibi. Cameron Post’a Ters Terapi gibi filmler; kadınların, siyahilerin, eşcinsellerin mücadeleyle git gide daha fazla görünür olmaya başladığı beyaz, orta sınıf erkeğin sinemasının değişiminin izlerini sürmemizi sağlıyor. Cameron Post’a Ters Terapi, tespitleriyle 1993 yılında geçen olaylardan -görünürlük açısından özellikle Amerika’da ve Avrupa’da ilerleme kaydedildiğini söyleyebilecek olsak da- günümüze uzanan bir hikâye anlatıyor. “Hastalığından” ya da işlediği günahlardan bir merkezde arındırılmaya çalışılan gençler, çeşitli aşamalardan geçiyorlar. Cameron, öncelikli olarak belki de henüz adını koyamadığı deneyimlerinin ortaya çıkmış olmasıyla ilgili şok geçirirken bir yandan etrafından aldığı yoğun tepki sebebiyle kendisini hatalı olarak görüyor. Bir süre çabalayan, süreci kabul eder gibi görünen Cameron’ın imdadına ise merkezde tanıştığı arkadaşları koşuyor. Bir arada olmanın, birbirini anlamanın ve artık öteki olma düşüncesinden sıyrılarak kendini normal görebilmenin bir gerçeğe dönüştüğü bu arkadaşlık bağları karakterlerin özgürlüğe attıkları ilk adımın zeminini hazırlıyor. Bu yüzden Cameron Post’a Ters Terapi, umutlu bir büyüme hikâyesi. Cameron’a, Jane’e ya da Adam’a sonrasında ne olduğunu bilemeyecek ya da tahmin edemeyeceğiz ancak filmin izleyicisini bıraktığı yer, adım atmanın, kendine ve hislerine inanmanın gerekliliğini vurguluyor.

Birbirinden keyifli sekansların bulunduğu anlatıda, hayatın trajik ve eğlenceli yanlarının bir aradalığı başarılı bir biçimde sunuluyor. Ajite edilebilecek bir hikâyenin mizahi unsurlarla seyri keyifli bir hâle getirilmesi, Desiree Akhavan’ın filmle ilgili en önemli başarısı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi