Paweł Pawlikowski’nin Cannes’dan En İyi Yönetmen ödülüyle dönen yeni filmi Soğuk Savaş (Cold War), birbirinden tamamen farklı olmalarına rağmen bir şekilde kaderleri birbirine bağlanan iki insanın tutkulu ve bir o kadar da imkânsız aşkını konu ediniyor. Siyah-beyaz görselliğiyle dikkat çeken filmin arka planında 1950’lerin Soğuk Savaşı sırasındaki Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris’i görmek mümkün. Gerek eleştirmenler gerek seyirciler tarafından övgüyle karşılanan Soğuk Savaş, daha önce kazandığı ödüllere ek olarak geçtiğimiz günlerde dağıtılan 31. Avrupa Film Ödülleri‘nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere beş ödül birden kazandı. Geride bırakmakta olduğumuz yılın en iyi filmleri arasında gösterilen Soğuk Savaş, 21 Aralık‘ta sinemalarda. Kaçırmayın!

Bu Hafta Sinemada Soğuk Savaş İzlemek İçin 10 Sebep!

Paweł Pawlikowski

Polonya doğumlu Paweł Pawlikowski, ilk yönetmenlik çalışmalarına Britanya televizyonları için çektiği belgesellerde başlamıştı. İkinci uzun metrajlı kurmaca filmi Last Resort, yönetmenin adının uluslararası alanda duyulmasını sağlamasının yanında; başta BAFTA olmak üzere birçok ödüle layık görülmüştü. Yönetmenin Soğuk Savaş’tan önceki ve ülkesine dönüş filmi olan Ida’nın toplamda kazandığı 69 ödülün arasında Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı da bulunuyor. Tüm bunlar ışığında Pawlikowski’nin günümüzün önemli yönetmenlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Etkileyici Oyunculuklar

Soğuk Savaş; özünde çok güçlü bir şekilde perdeye yansıtılmış, çok yoğun bir aşkı merkezine alıyor. Bunu yaparken de düz bir tarih akışını tercih etmek yerine, sık sık zamansal atlamalara başvuruyor. Bu tercih, hikâyenin geniş bir zaman aralığına yayılmasını sağlarken, oyuncular için karakterlerin duygu devamlılığının sağlanması açısından başarılı bir performans gerekliliğini artırıyor. Fakat filmin başrolündeki Joanna Kulig ve Tomasz Kot ikilisi harika performanslarıyla bu zorluğun üzerinden geliyor.

Göz Alıcı Sinematografi

Yönetmen Paweł Pawlikowski’nin Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’na uzanan önceki filmi Ida, dokunaklı hikâyesinin yanında, göz alıcı siyah-beyaz görüntüleri ve karakterin ruh hâlini başarıyla yansıtan kadrajlarıyla hafızlarımızda yer etmişti. Pawlikowski, yeni filminde de benzer bir damardan ilerleyerek hikâyesini siyah beyaz bir görsellikle anlatıyor. Bunun yanından 4:3 formatında görüntü tercihi dış koşulların karakter üzerinden etkisini hissettirmekte son derece etkili. Bu tercihler filmin duygu dünyasına müthiş bir katkı yapıyor.

Filmin Merkezinde Yer Alan Tutkulu Aşk

Filmin başında, halk şarkıları ve dansları topluluğu kurmayı ve çeşitli organizasyonlarda sahne almayı amaçlayan Wiktor ve Irena, topluluklarına katılacak sanatçılar için seçme düzenliyorlar. Bu seçmelerde sesiyle ve duruşuyla diğerlerinden ayrı bir yerde duran Zula’yla Wiktor’un arasında ise zaman içinde yıllara yayılacak olan aşkın filizleri veriliyor. Soğuk Savaş’ında devamında bu iki karakter arasında gelişen ilişkinin farklı biçimlerine şahit oluyoruz. Fakat, senaryo da, görsellik de, oyunculuklar da bu ilişkiye öyle başarılıyla hizmet ediyor ki film, son yılların en etkileyici aşk hikâyelerinden birine dönüşüyor.

Dokunaklı Müzikler

Soğuk Savaş’ın, öne çıkan en önemli özelliklerinden biri de hikâyesinin merkezindeki aşkın yoğunluğunu hissettirebilmekteki başarısı. Bu noktada filmde kullanılan şarkılar da büyük önem taşıyor. Kavuşamayan iki aşığın hikâyesinin anlatıldığı bir Polonya halk şarkısı olan “Dwa serduszka”, hiç buluşamayacak gözler üzerine yazılmış bir ağıt gibi. Soğuk Savaş’ın hikâyesini de düşündüğümüzde bu şarkının etkileyiciliği daha da artıyor.

Filmin Festival Yolculuğu

Soğuk Savaş, dünya prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yapmıştı. Altın Palmiye için yarıştığı bu festivalde En İyi Yönetmen ödülünü kazan film, böylelikle büyük bir başarı elde etmişti. Devamında Toronto ve San Sebastián gibi saygın festivallerde gösterilen Soğuk Savaş, Türkiye’de ise Filmekimi kapsamında seyircilerle buluşmuştu.

Ödül Sezonu Başarısı

Film, iyiden iyiye hareketlenmeye başlayan ödül sezonunun da en öne çıkan filmlerinden biri. Son olarak 31. Avrupa Film Ödülleri’ne damga vuran Soğuk Savaş, En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere beş ödül birden kazandı. Diğer üç ödül ise En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu. Film, ayrıca bu seneki Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nın en güçlü adaylarından biri.

Anlatının Tarihsel Arka Planı

Yönetmen Pawlikowski, Soğuk Savaş’ın anlattığı tutkulu aşk hikâyesinin arka planına dönemin Avrupa’sında yaşanan dönüşümleri yerleştiriyor. 1949 yılında Polonya’da açılan film, 1960’ların başına uzanan bir arayış hikâyesi sunuyor. Yönetmen, yolu Doğu Berlin’e, Yugoslavya’ya, Paris’e düşen karakterlerin peşinden Avrupa’nın yakın tarihinin de etkileyici bir çerçevesini çiziyor.

Filmi Zenginleştiren Folklorik Ögeler

Soğuk Savaş, ortaya zengin bir Avrupa portresi koymakta son derece başarılı. Bunda da kullanılan folklorik ögelerin etkisi büyük. Halk dansları ve şarkılarıyla yansıtılan Avrupa’nın bütünlüklü ve çok kültürlü yapısı Soğuk Savaş’ın dikkat çekici özelliklerinden biri.

Filmden Yayınlanan Etkileyici Fragman

“Ida ile En İyi Yabancı Film Oscar Ödülü kazanan Pawel Pawlikowski’nin Cannes Film Festivali’nden En İyi Yönetmen Ödülü ile ayrılan filmi Soğuk Savaş’ta Zula ve Wiktor savaştan harabe hâlinde çıkan Polonya’da karşılaşır. Farklı geçmişlere ve karakterlere sahip olan kahramanlarımız birbiriyle asla anlaşamayacak tiplerdir; ama kader yollarını ayrılmayacak şekilde birbirine bağlamıştır. 50’li yılların Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris’inin soğuk savaş atmosferini kendine fon edinen Soğuk Savaş; politik görüş, kişilik özellikleri ve kaderin cilveleriyle savrulan bir çiftin, imkânsız zamanlarda geçen imkânsız aşk hikâyesi.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi