Bu yıl Hereditary’deki performansıyla çok konuşulan Toni Collette ve usta aktör Harvey Keitel’ı bir araya getiren Madame, 27 Temmuz’da vizyona giriyor! Kariyerinde daha önce 2009 yapımı Je vais te manquer isimli bir filmin yönetmenliğini ve senaristliğini yapan Amanda Sthers, yeni filmi Madame‘da önemli oyuncuları bir araya getiriyor. Başrollerde bu yıl Hereditary’deki performansıyla övgüler alan Toni Collette, usta oyuncu Harvey Keitel ve İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar filmlerinin parlayan yıldızı Rossy de Palma‘nın yer aldığı Madame bu hafta vizyona girmeye hazırlanırken, yazın en keyifli komedilerinden biri olmaya aday olduğunu da kanıtlıyor.

Dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Sidney Film Festivali’nde yapan Madame’ın senaryosunda ise Sthers ile daha önce Guillermo del Toro filmi Crimson Peak’in senaryosunu yazmış olan Matthew Robbins‘in imzası var. Yüksek sosyeteden zengin bir çift olan Anne ve Bob’un düzenleyecekleri özel bir akşam yemeğine katılmak zorunda kalan hizmetçileri Maria’nın konuklardan biri ile beklenmedik bir şekilde yakınlaşması akabinde yaşanan olayları konu alan Madame; sınıf farklılıkları üzerinde kurulu tuhaf ve absürt bir Kül Kedisi (Sindirella) masalına dönüşüyor. Madame’ın 27 Temmuz‘da vizyona girecek olması sebebiyle, bu hafta sinemada Madame izlemek için duymak isteyebileceğiniz 10 sebebi sizler için sıraladık.

Türler Arasında Keskin Geçişler Yapabilen Usta Bir Aktris: Toni Collette

The Sixth Sense, Little Miss Sunshine, Velvet Goldmine, The Hours… Ve birbirinden farklı türlere sahip onlarca film daha… Toni Collette’in rol aldığı Hereditary’de çizdiği korku dolu imajın ardından bir komedi filmiyle izleyici karşısına çıkması, farklı türler arasında keskin geçişler yapabilen başarılı bir oyunculuğun getirilerinden biri olarak görülebilir. Nitekim başarılı oyuncu yer aldığı her projede girdiği birbirinden farklı rollerde sergilediği performanslarla kabına sığmadığını ortaya koyuyor. Madame filminde yüksek sosyeteden evli ve snob bir karakteri canlandırmadaki başarısı da türler arasında keskin geçişler yapma konusundaki yeteneğini kanıtlarken filmin değerini de artırıyor.

Amanda Sthers

Madame, kariyerinde daha önce 2009 yapımı Je vais te manquer isimli bir filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen Fransız roman ve oyun yazarı Amanda Sthers’ın ikinci uzun metrajı. Henüz oldukça genç bir yaşta ne kadar üretici bir karaktere sahip olduğunu ortaya koyduğu birçok yazılı ve görsel eserle kanıtlayan Sthers; Madame filminin yönetmen koltuğunda oturmasının dışında kendi yazmış olduğu bir hikâye olan Madame’ın senaryosunu Crimson Peek filminin de senaristliğini üstelenen Matthew Robbins ile birlikte kaleme alıyor. Madame filminde Toni Collette, Harvey Keitel ve Rossy de Palma gibi birbirinden güçlü oyuncuları bir araya getiren Sthers; böylesine büyük isimleri yönetme konusunda da ne denli yetenekli olduğunu kanıtlıyor.

Hiciv Geleneğinden Gelen Politik Bir Taşlama

Sinema tarihi sınıf çatışmalarını ve sınıfsal farklılıkları ortaya koyan yüzlerce hatta belki de binlerce filmle dolu. Sınıflar arasındaki sosyo-ekonomik dengesizlikleri ve uçurumları ortaya koyan bu filmlerin büyük çoğunluğu ise tür olarak kendilerine dramı seçiyor. Amanda Sthers’in Madame filmi ise bundan daha farklı bir metot tercih ederek komedi türünün alt türlerinden biri olan hiciv üzerinden bir sosyal sistem eleştirisi getiriyor. Böylece ortaya toplumsal olduğu kadarıyla ekonomik ve politik bir taşlama da koyan Madame türün dinamiklerini başarıyla yönetiyor.

Yıl Kaç Olursa Olsun Hiç Bitmeyecekmiş Gibi Duran Sınıfsal Farklılıklar

Madame komedi türünde bir film olmasına rağmen yıl kaç olursa olsun hiç bitmeyecekmiş gibi duran sınıfsal farklılıkların ve sınıf çatışmalarının varlığını bir kez daha hatırlatmayı başaran bir film. Tıpkı Luis Bunuel’in Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği isimli başyapıtındaki gibi -büyük bir gönderme olduğu oldukça aşikâr- Madame filminde de aynı ziyafet masası etrafında oturan yüksek sosyeteden kişilerin riyakâr ve ikiyüzlü tutumlarını resmeden Sthers; masaya bir de alt sınıftan gelen beklenmedik bir misafir ekleyerek estetik değer yargılarımızın insan seçimlerimizi ve görüşlerimizi nasıl belirlediğini ve karar mekanizmamızı nasıl manipüle ettiğini ortaya koyuyor.

Rossy de Palma

1986 yılında İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar tarafından Madrid’de bir kafede keşfedilen ve yönetmenin Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar filminden son filmi Julieta’ya kadar çoğu filminde muhteşem performanslar sergileyen Rossy de Palma’nın Madame filminde canlandırmış olduğu hizmetçi Maria karakterindeki performansı filmin en büyük artılarından biri. Karakteristik yüzü ve doğal oyunculuğuyla filmin yıldızına dönüşmeyi başaran Rossy de Palma; Toni Collette ve Harvey Keitel gibi uluslararası ünü oldukça yüksek oyunculardan rol çalmayı da ihmal etmiyor.

Tuhaf ve Absürt Bir Kül Kedisi Masalı

Amerikalı çift Bob ve Anne romantik şehir Paris’te bir malikaneye taşınmışlardır ve yüksek sosyeteden dostları için özel bir akşam yemeği düzenleyeceklerdir. Son dakikada eklenen bir konuk nedeniyle davetli sayısının 13’e çıkması, uğursuzluk getireceği düşüncesiyle mükemmeliyetçi ev sahibesi Anne’i rahatsız eder. O da çözümü hizmetçisi Maria’nın 14. kişi olarak yemeğe katılmasında bulur. Fakat ondan çok özel bir istekte bulunur: Maria eksantrik ve aristokrat bir zengin rolü yapacak ve işverenlerini rezil etmeyecektir. Fakat Maria kimliğini gizleyerek o geceki konuklardan biriyle yakınlaşıp beklenmedik bir aşka yelken açınca olaylar tuhaf ve absürt bir Kül Kedisi masalına dönüşür.

Simetriye Önem Veren Etkileyici Bir Sinematografi Anlayışı

Fransız görüntü yönetmeni Régis Blondeau’nun filmin anlatısına hakim olan sınıf farklılıklara göndermeler taşıyan simetrik kareleri, dış ve iç mekânlarda kullandığı farklı ışıklandırma tercihleri Madame’ın neden sinemada izlenmesi gereken bir film olduğunu ortaya koyan bir niteliğe sahip. Nitekim Anne karakterinin mükemmeliyetçi tavrını ve hayata bakışını aşırı düzenli ve simetrik kadrajlar içerisine yerleştirirken; Anne’in baş hizmetçisi olarak görev alan Maria’yı daha düzensiz olmasına rağmen daha geniş ve ferah kadrajlar içerisine konumlandırmasının elbette bir sebebi var.

Burjuvazinin Başkenti: Paris

Büyük bir burjuvazi ve aristokrasi eleştirisine soyunan bir filmin kendine mesken olarak Paris’i seçmesi elbette manidar ve önemli bir detay. Burjuvazinin doğduğu ve hâlen başkenti statüsündeki Paris’in ve hatta Fransızcanın, Madame filmi içindeki konumu geri plana atılacak gibi değil. Zira hemen her ulustan insanın göçmen olarak yaşadığı Paris, kent tarihi boyunca sınıfsal çatışmanın en yüksek düzeyde yaşandığı yerlerden biri. Burjuvazinin doğuşuyla birlikte kentin kültürel değeri ve öneminin iyice artması ise sınıflar arasındaki uçurumu iyice keskinleştirir. Bu anlamda Madame filminin Paris’te geçmesinin metaforik bir açılıma da sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Sanat Yönetimi

Günümüz Paris’inde geçen ve yüksek sosyeteden hayatlar ile alt sınıftan gelen bir hizmetçinin hikâyelerini kesiştiren Madame’ın özellikle sanat yönetimi konusunda oldukça titiz ve gösterişli bir estetiği tercih ettiğini ve bunun da filme artı değer kazandırdığını söylemeden geçemeyiz. Özellikle Anne ve Bob çiftinin yaşadığı malikane, ziyafet masasının düzenlenişi, set tasarımındaki dekorlar ve hatta filmin geçtiği mekânların seçimi bile incelikli bir sanat yönetiminin dışavurumu olarak dikkatleri çekiyor.

Filmden Yayınlanan Etkileyici Fragman

Filmin sinopsisi ise şöyle:

Amerikalı çift Bob ve Anne romantik şehir Paris’te bir malikaneye taşınmışlardır. Çift, yüksek sosyeteden dostları için özel bir akşam yemeği düzenleyecektir. Son dakikada eklenen bir konuk nedeniyle davetli sayısının 13’e çıkması, uğursuzluk getirecek diye mükemmeliyetçi ev sahibesini rahatsız eder. O da çözümü hizmetçisi Maria’nın 14. kişi olarak yemeğe katılmasında bulur. Tabii eksantrik ve aristokrat bir zengin gibi davranarak rol yapması şartıyla! Maria, yemekte rol yaparken tesadüfen sanat uzmanı konuk David ile yakınlaşınca olaylar beklenmedik bir şekilde gelişir. Maria’nın gerçek kimliğini saklayarak romantik bir aşka yelken açması üzerine Anne, bu ilişkiyi bitirmek için elinden geleni yapacaktır. Oscar adayı yıldızlar Toni Collette ve Harvey Keitel’e Pedro Almodóvar filmleriyle tanınan Rossy de Palma’nın eşlik ettiği film, kahkahalarla dolu bir komedi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi