Çağımızın önde gelen sinemacılarından Avusturyalı yönetmen Jessica Hausner, bu yıl yeni filmi Küçük Joe – Little Joe ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. Yönetmenin senaryosunu Géraldine Bajard ile birlikte yazdığı yapım, filmle aynı ismi taşıyan, görünürde insanları mutlu etmek gibi, gayet anlaşılır bir amaçla üretilen bir çiçeği ve bu çiçeği geliştirenler etrafında olan bitene çeviriyor kamerasını. Böylesine “insani” bir noktadan kaynağını alarak günümüz toplumuna, iş hayatının dinamiklerine, başarı hırsına dair distopya soslu bir anlatı ortaya koyan filmde Emily Beecham, Ben Whishaw ve Kerry Fox gibi isimler yer alıyor. Bu hafta sinemada Küçük Joe izlemek için 10 sebebi bir araya getirdik.

Bu Hafta Sinemada Küçük Joe İzlemek İçin 10 Sebep

Yönetmen Jessica Hausner

Avusturyalı yönetmen Jessica Hausner, ilk uzun metrajlı filmi Rita’dan itibaren Cannes Film Festivali’nin favori isimlerinden biri hâline gelen, Avrupa’nın önemli sinemacılarından biri. Kadın karakterlerin öykülerine odaklanmayı tercih eden ve Rita (2001), Hotel (2004) gibi filmleriyle Cannes’da Belirli Bir Bakış adlı bölümde yarışan Hausner, 2009 yapımı müthiş filmi Lourdes’le asıl çıkışını gerçekleştirdi ve Venedik Film Festivali’nden ödüllerle döndü. Filmi aynı zamanda ülkesi Avusturya’da da ödüle boğuldu ve son 20 yılın en iyileri listelerinde kendisine yer buldu. Little Joe öncesinde 2014 yapımı filmi Çılgın Aşk – Amour fou’yla bir kez daha Cannes’da boy göstermiş olan Hausner, sıradan bir hayat süren karakterlerini sıradışı olayların ortasında bıraktığı öykülere belirli bir mesafeyle yaklaşmayı tercih eden bir yönetmen olarak Cannes Film Festivali’nde geride bıraktığımız yıl En İyi Kadın Oyuncu Ödülü kazanan filmi Little Joe’da da tutarlı tarzını sürdürüyor.

Başroldeki Emily Beecham’ın Performansı

Little Joe’da yeni tür bitki ve çiçekler üzerinde araştırmalar yapan bir şirkette çalışan Alice rolünde karşımıza çıkan İngiltere doğumlu oyuncu Emily Beecham, mutluluk arayışındaki günümüz insanının trajedisine odaklanan bu gerilim dolu öyküde incelikli performansıyla dikkat çekiyor. Beecham, neredeyse duygusuz diyebileceğimiz bir atmosferde ilerleyen ve Hausner’in, oyuncularını bilinçli biçimde belirli bir alanda kısıtlayan rejisine karşılık, çok zor sahnelerin altından başarıyla kalkmasını biliyor, izleyicinin yolunu kaybetmemesini sağlıyor. Minimalist performansına karşılık Cannes Film Festivali’nde kendisine verilen En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün bu anlamda cesur bir karar olduğunu belirtmekte fayda var.

Yenilikçi Bir Frankenstein Çeşitlemesi

Mary Shelley’in 1816’da kaleme aldığı efsanevi roman Frankenstein ya da Modern Prometheus, şüphesiz ki hem korku türünün hem de edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri. Hem anlatısı hem de tezahür ettiği görsel dünya ile sinema sanatına da ilk yıllarından beri film vermiş olan bu romanın sayısız uyarlaması çekilmiştir günümüze kadar. Doğrudan uyarlamaların yanında, bu romandan esinlenmiş birçok yapım da bulunmaktadır. Bizzat yönetmen Jessica Hausner’in ifade ettiği üzere Küçük Joe da Frankenstein’dan esinlenmiş sinema filmlerinden biri aslında. Orijinal anlatının merkezindeki, doğanın sırrını çözmek, tanrının gücüne sahip olmak isteyen “çılgın bilim insanı” ile Küçük Joe’nun ana karakteri Alice arasındaki benzerlikler de bunu kanıtlar nitelikte. Fakat Emily’nin iddiası Dr. Frankenstein’ınki kadar büyük değil; insanlığı mutlu eden bir çiçek “yaratarak” kariyerinde yükselmek isteyen biri.

Filmin Festival Yolculuğu

Küçük Joe, dünya prömiyerini geçtiğimiz Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirmişti. Dünyanın bu en prestijli film festivalinde Altın Palmiye için yarışan film, başrol oyuncusu Emily Beecham’a En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandırmış. Bu başarılı açılışın ardından festival yolculuğu Londra ve Busan gibi önemli film festivallerinde devam eden Küçük Joe’nun Türkiye’deki ilk durakları ise Filmekimi ve Adana Altın Koza Film Festivali olmuştu.

Anlatıya Paralel Olarak Tasarlanmış Görüntü Yönetimi

Filmde sade bir anlatıyı tercih eden, ses tasarımı ve müzik kullanımındaki minimalist tarzını görsel üslubunda da sürdüren yönetmen Hausner, geniş kadrajları, karakterlerin duygu durumuna göre yer yer kontrast sergileyen renk kullanımı ve sahnenin dinamiklerine göre hareket eden zoom lensleriyle dikkat çekiyor. Görüntü yönetmeni Martin Gschlacht’ın kadraj çalışmalarıysa izleyiciyi filmin atmosferine dâhil etmekte bir hayli etkili oluyor.

Günümüz Toplumunun Beklentilerine Yönelik İncelikli Bir Hiciv

İnsan doğası gereği mutlu olmak ister, mutluluğu elde etmek için çabalar. En azından bu konudaki en yüzeysel kabul böyle. Bu böylesi bir kabulün, özellikle ticaretin, iş dünyasının fazlasıyla işine gelmesinin ötesinde bu kabulün doğrudan çok uluslu şirketlerin güdümünde yaratıldığı dahi söylenebilir. Küçük Joe da kaynağını bu kabulden alıyor aslında. İnsanları mutlu eden bir çiçek üretmenin peşine düşen, bunun ticari bir başarı için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu fark eden insanların, bu uğurda ellerinden gelenleri artlarına koymadıklarına ve buradan doğan sorunlara tekrar tekrar şahit oluyoruz film boyunca.

Filmin Oyunbaz Dili

Her ne kadar kağıt üzerinden oldukça karanlık bir dünya tasviri sunacak gibi görünse de Küçük Joe’nun bu sulardan uzak bir yerden konumlandığını, ele aldığı konuya hiciv tonuyla yaklaştığını söyleyebiliriz. Filmin yönetmeni olmasının yanında iki senaristinden de biri olan Jessica Hausner’in, anlatının karanlıklaşabilecek dünyasına kattığı mizahi tat, Küçük Joe’ya oldukça özgün bir yapı kazandırıyor.

Zengin Referansları

Günümüzde birçok dizi ya da sinema filminin geçmişte yaratılmış eserler referans verdiğini, hatta bunu bir adım öteye taşıyıp tüm yapısını bu minvalde bir yaklaşım üzerine kurduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar yukarıda da belirttiğimiz gibi Küçük Joe bir Frankenstein çeşitlemesi olsa ve birçok farklı sinema klasiğine bariz referanslar içerse de, kendi anlatı yapısı kendi başına kurabilmiş bir yapım. Bu yapımın içine yerleştirilen ve seyir keyfine olumlu katkı yapan referanslardan ikisi özellikle dikkat çekici. Roger Corman’ın 1960 tarihli kült b-filmi Küçük Korku Dükkanı – The Little Shop of Horrors, anlatının merkezinde “tehlikeli” bir çiçeğin olması sebebiyle referansların ilk akla geleni. Diğeri ise birçok farklı versiyonu çekilmiş ama en başarılısı açık ara 1956 yapımı olan Invasion of the Body Snatchers. Türkiye’de Merihten Saldıranlar adıyla gösterilmiş olan bu muazzam distopya, insanların dış görünüşlerinde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, duygusuzlaşmaları noktasında Küçük Joe’ya kaynaklık etmiş gibi görünüyor.

Başarılı Ses Tasarımı ve Müzik Kullanımı

Baştan sona insanı diken üstünde tutan bir gerilim atmosferi inşa ederken, yönetmen Jessica Hausner’in en çok faydalandığı enstrümanların başında müzik ve ses tasarımı geliyor. Film için özgün müzik çalışmasına ihtiyaç duymayan yönetmen, Japon avangart besteci Teiji Ito’nun Watermill albümünden parçalara yer veriyor. Ünlü besteciyi Maya Deren’in filmleri için bestelediği şamanik müziklerden de anımsıyoruz. Ito’nun besteleri, filmin tedirgin edici atmosferini güçlendiriyor. Aynı zamanda Matz Müller ve Erik Mischijew’in ses tasarımı çalışması da çoklukla kapalı mekanlarda geçen filmin rahatsız edici etkisini her sahnede daha da baskın hâle getiriyor.

Filmin Etkileyici Fragmanı

“Küçük Joe, bilimkurguseverlere ve genetik bilimini endişeyle izleyenlere düşünmek için alan açan, insan dünyasının ötesine bakan bir hikâye. Laboratuvar ortamında genetik deneylerle yaratılan tuhaf kırmızı bitki Küçük Joe kokusuyla insanlara mutluluk verir, ama polenini ciğerine çeken bir daha aynı insan olamaz. Sürekli ilgi ve sevgi isteyen bu bitki aynı zamanda piyasa kuralları ve ahlak arasında sıkışıp kalan bir gelecek tasavvurunu sorguluyor.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information