2013’te ölüm döşeğindeki küçük bir çocuğun hayal dünyasına daldığı Helium adlı kısa filmiyle Oscar kazanan Danimarkalı yönetmen Anders Walter, ilk uzun metraj filmi olan Dev Avcısı – I Kill Giants‘ta da benzer sularda yüzüyor aslında. Dünya prömiyerini geçtiğimiz yılın eylül ayı içerisinde Toronto Film Festivali’nde yapan film, Türkiye prömiyerini ise şubat ayında, 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali aracılığıyla gerçekleştirmişti. Genel manada olumlu yorumlar alan ve beğenilen film, 27 Temmuz’da vizyona giriyor. Biz de bu sebeple bu hafta sinemada I Kill Giants – Dev Avcısı izlemek için duymak isteyebileceğiniz 10 sebebi sizler için sıraladık.

Bu Hafta Sinemada I Kill Giants İzlemek İçin 10 Sebep!

Anders Walter

I Kill Giants, Danimarkalı yönetmen Anders Walter’ın ilk uzun metrajlı filmi. Öncesinde dört kısa film çeken yönetmen bu yapımlarla rüştünü çoktan kanıtlamıştı. Bu filmlerden 2013 tarihli Helium’ın en bilineni olmasının yanında En İyi Kısa Film dalında Oscar Ödülü’ne de sahip. Seyirciyi ölüm döşeğindeki bir çocuğun hayal dünyasına davet eden Helium, konusu ve kurduğu atmosfer itibarıyla I Kill Giants’la ciddi paralellikler taşıyor. Genç bireylerin ucu bucağı olmayan hayal güçlerini perdeye yansıtmadaki başarısını Oscar kazanarak kanıtlayan Anders Walter’ın aynı meziyetlerini bir uzun metrajda deneyimleyebilmek için I Kill Giant çok iyi bir fırsat.

Madison Wolfe

2012 yılında Yolda (On the Road) filmiyle kariyerine ilk adımını atan Madison Wolfe, yıllar içerisinde True Detective’den Joy’a birçok dizi ve filmde rol alan, 16 yaşında oldukça genç bir aktrist. Nitekim I Kill Giants filminde oynadığı başrol ile filmi tamamen sırtlayabilen ve oyunculuğu aracılığıyla filmin temposunda hiçbir problem yaratmayan bir isim olarak karşımıza çıkıyor Madison Wolfe. I Kill Giants, genç oyuncunun kariyerini takip etmek ve oyunculuk yeteneğini görmek için bile izlenebilir.

Çizgi Roman Uyarlaması

Joe Kelly’nin hayal gücü ve J. M. Ken Niimura’nın çizimleriyle oluşturulan I Kill Giants, 2008 yılında yayınlanan bir çizgi roman olarak karşımıza çıkıyor. Jeo Kelly’ye göre, biraz aykırı bir karakter olarak tanımlayabileceğimiz Barbara’nın neredeyse hiç arkadaşı yok ve Barbara canavarlara takmış durumda. Bu obsesyonu biraz daha ileri boyutlara taşıyan Barbara’nın artık insanlarla da yalnızca canavarlar hakkında konuştuğunu görürüz. Joe Kelly’nin kendi çizgi romanından sinemaya uyarlanan filmin senaryosunda da yine Joe Kelly’nin imzasını görüyoruz.

Gerçekle Fantastiğin Arasında Bir Büyüme Hikâyesi

Çocukluğumuzda bazen o dönemlerde bilinçli bir biçimde farkına varamadığımız travmatik durumlarla, hastalıklarla, kayıplarla mücadele ederiz. Bu mücadele hâli, her zaman olağanca gerçekliğiyle orada bulunmaz ancak içsel bir savaşa dönüşür ve bu savaştan ancak hayal gücünün yardımıyla çıkabilir ya da tüm silahlarımızı kuşanabiliriz. Etrafımızı saran ve bizi üzen durumlardan bazen bir sihirle kaçarız, bazense daha büyük bir canavar imdadımıza koşar. Tüm bunlar bastırılan duyguların farklı biçimlerde açığa çıkışını betimler. I Kill Giants, Barbara’nın yaşadığı travmaları canavar avcılığı üzerinden tanımlıyor. Barbara’nın hissettikleri öylesine yoğun, öylesine gerçek ki filmi izledikten sonra herkesin ona belirttiği gibi “Canavarlar gerçek değil.” demek mümkün değil. Çünkü bazen canavarlar gerçek olabilir, hem de her şeyden daha gerçek.

Canavar Tasvirleri

Sinemada ve edebiyatta canavar tasvirleri sıklıkla yer alıyor. Çünkü canavarlar aslında var olmaması üzerinden korkularımızın yanılsamalarını en işlevsel biçimde tanımlayan varlıklar. Bu sebeple korkularımıza göre canavarların görünümleri de değişim göstermekte. I Kill Giants filminde Barbara’nın canavarları ise, yalnızca Barbara’nın görebildiği ve hayatın üzerine en çok geldiği anlarda havanın aniden kararmasıyla ortaya çıkan devasa büyüklükteki canavarlar.

Arkadaşlık ve Anlaşılma İhtiyacı

I Kill Giants, oldukça yalnız bir karakterin hayatını perdeye yansıtıyor. Sophia ise bu yalnızlığın içinde Barbara’nın yeni tanıştığı tek arkadaşı. Bu arkadaşlık Sophia’nın Barbara’yı anlamasıyla gelişiyor. Sophia canavarların var olmadığından emin olsa da Barbara’nın yanında durmaya devam ediyor, elbette zaman zaman korkarak. Bu buhranların içerisinde Barbara’ya en çok yardımcı olmaya çabalayan diğer isim ise okulun psikoloğu. Barbara’yı anlamaya ve problemlerini çözmeye çalışan Mrs. Mollé, Sophia ile birlikte Barbara’nın kurguladığı dünyanın çözülümünü kolaylaştırıyor.

Film Boyunca Korunan Merak Unsuru

I Kill Giants, en başından beri o evrende canavarların bulunmadığını bildiğimiz bir anlatı düzeni kurarken merak unsurunu “Canavarlar gerçek mi, değil mi?” sorusu üzerinden kurmuyor. Aksine Barbara’yı bu hayal dünyasına yönelten problemlerin ne olduğunu aşama aşama ve oldukça gizemli bir biçimde ortaya koyuyor. Filmin ilerleyen dakikalarında birçok parçayı birleştirir hâle gelsek de olayın asıl kaynağı bir soru işareti olarak kalmaya devam ediyor. Bu açıdan I Kill Giants, başarılı bir anlatı kurgusuyla merak unsurunu sürekli olarak korumayı başarıyor.

Animasyon Sekans

Özünde fantastik ögelerle bezeli live action bir film olan I Kill Gaints, ana karakter Barbara’nın hayatta karşısına çıkan son derece zorlu engellerle hayal gücü yardımıyla baş etme mücadelesini anlatıyor. Yönetmen Anders Walter, gündelik hayatın dertleriyle genç bir kızın hayal dünyasının iç içe geçtiği filmin akışında bir parantez açıp buraya animasyon bir sekans yerleştiriyor. Barbara’nın yakın arkadaşı Sophia’ya devler hakkında bildiklerini aktardığı bu bölüm, filmin fantastikle gerçeklik arasında gidip gelen rüyavari atmosferini daha da zenginleştiriyor.

Genç ve Güçlü Bir Kadın Olmanın İlk Adımları

Barbara, çok fazla arkadaşı olmayan ve toplumun dışında durmayı seçen bir genç olarak kendi içerisinde büyük problemlerle boğuşsa da bu durum onun genç ve güçlü bir kadın olma yolunda attığı ilk adımların sinyallerini veriyor. Bu durumu I Kill Giants’ın hikâyeyi anlatmayı tercih ettiği kanal üzerinden de okumak mümkün. Çünkü yönetmen bu hikâyeyi oldukça dramatikleştirebilecek etmenleri elinin altında bulundursa da herhangi bir duygu sömürüsüne yer vermeden Barbara’nın gerçeklerle yüzleşmesine ve yüzleştiği anda büyümenin ilk tohumlarını atmasına da olanak tanıyor. Barbara, kasabayı canavarlardan, kendisini ise buhranlardan kurtaran güçlü bir karaktere evriliyor.

Filmden Yayınlanan İlgi Çekici Fragman

Hiçbir şeyden korkmayan, keskin dili ve kıvrak zekasına hayran kalacağınız Barbara Thorson yeni nesil kahramanınız olabilir! Okul çantasında antik Warhammer oyunu taşıyan ve hayatta kalmak için devleri öldürmeyi kendisine dert edinmiş birisini ne korkutabilir ki? Harry Potter’ın yapımcılarının imzasını taşıyan Dev Avcısı / I Kill Giants, hem gerçek dünyadaki hem de hayal dünyasındaki canavarları alt etmeye çalışan genç bir kızın nefes kesici hikayesi. Oscar ödüllü Anders Walter’ın yönettiği ve Joe Kelly’nin kültleşmiş çizgi romanından uyarlanan filmin başrollerinde Zoe Saldana (Avengers: Infinity War, Guardians of the Galaxy, Avatar) Madison Wolfe (The Conjuring, Joy) ve Imogen Poots (Need for Speed, 28 Weeks Later, V for Vendetta) bulunuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi