50’li yaşlarında yalnız bir kadın olan Gloria’nın hikâyesini anlatan yönetmen Sebastian Lelio, aslında bu hikâyeyi kendi dilinde 2013 yılında anlatmış ve bu şekilde adını duyurarak uluslararası birçok festivalden ödülle dönmüştü. Film, hatrı sayılır bir kitle tarafından çok sevildi ancak bu kitlenin içinde öyle biri vardı ki, film adeta onun için yeniden çekilmeye değer görüldü. Julianne Moore ve Sebastián Lelio bir araya gelerek bu filmin Moore’un başrolü üstleneceği şekilde yeniden ve daha büyük bir yapım tasarımıyla çekilmesi gerektiğine kanaat getirdiler. Böylelikle Gloria Bell yeniden doğdu ve aslında kendi özünden, coşkusundan ve meydan okumasından hiçbir şey kaybetmeyerek sinema tarihinde yerini alıyor.

Bu Hafta Sinemada Gloria Bell İzlemek İçin 10 Sebep!

Yönetmen Sebastiàn Lelio

Yeni jenerasyon Şilili yönetmenlerden Pablo Larraín, Sebastián Silva gibi incelikli filmografi sunan önemli isimlerin arasında filmlerini dünyaya duyuran Sebastián Lelio, 2017 yılında En İyi Yabancı Film Oscar’ını alan Muhteşem Kadın – Una Mujer Fanstástica’nın başarısıyla sinemaseverlerin adını daha çok duyacağı yönetmenler kervanına katılmıştı. Lelio, Şili’deki toplumsal konuları kendine has bir dille sinemasal anlatıma kavuşturduğu filmleriyle dikkat çekerken aynı zamanda kadın karakter yaratımında sinema tarihindeki en başarılı yönetmenlerden biri olmaya aday. Yarattığı derinlikli karakterler ve gerçekçi anlatılarıyla, filmlerinin yalnızca kendi ülkesinin değil, evrensel bir sinema yapısının içinde yer almasını sağlıyor.

Julianne Moore’un Etkileyici Performansı

Saatler – The Hours, Safe, Son umut – Children of Men gibi filmlerdeki performansı ile Hollywood’un en başarılı karakter oyuncuları arasında yer alan ve Unutma Beni – Still Alice’teki rolüyle Oscar ödülü almaya hak kazanan başarılı oyuncu Julianne Moore, Gloria’nın yeniden çevriminde başrolü üstleneceği açıklandığında beraberinde gelen soru işaretlerinin de öznesi olmuştu. Zira Paulina García, Gloria karakterini canlandırırken o kadar efsanevi bir oyunculuk sergilemişti ki, Moore kadar büyük bir oyuncunun bile bu performansın gölgesinde kalabileceği düşünülmüştü. Ancak Julianne Moore bu meydan okumayı karakter tasarımındaki tecrübesini sergilemek için bir fırsata dönüştürdü ve Gloria’yı adeta yeniden yarattı. Anlatısının tamamen bir karakterin gelişimi üzerine kurulu olduğu Gloria, Julianne Moore’un varlığıyla adeta yeniden parlıyor.

Julianne Moore ve John Turturro Arasındaki Uyum

Gloria Bell’in en göz dolduran unsurlarının başında Julianne Moore’un oyunculuğu yer alsa da aslında onun da bu muhteşem performansı filmde ona eşlik eden karakterin ince detaylarla işlenmiş ve yine en az Moore kadar hakkını veren bir performansla canlandırılmış olmasından kaynaklanıyor. Gloria Bell’in sorunlu ama bir o kadar da tutkulu bir ilişki yaşadığı erkek arkadaşı Arnold rolünde, 2 Altın Küre adaylığı ve Barton Fink’teki rolüyle Cannes’dan En İyi Aktör ödülünü alan John Turturro yer alıyor. Moore ve Turturro’nun uyumu sayesinde film hem gerçekçi hem de izlemesi keyifli bir seyir sunuyor. İkilinin bu uyumu en az Gloria kadar zorlu bir performans gerektiren Arnold’ın başka bir oyuncu tarafından canlandırılması fikrini adeta imkânsız kılıyor.

Farklı Bir Büyüme Hikâyesi

Sinema tarihindeki temaların en çok işleneneleri arasında büyüme hikâyeleri önemli bir yer kaplar. Bir karakterin hayatında yeni bir döneme girdiği, karakterini şekillendiren bir serüvenin, dönüşümünün ve gelişiminin izini süren anlatılar içinde de aslında konvansiyon dâhilinde genç karakterler tercih edilir. Bunun nedeni de genç karakterlerin daha fazla enerji ve merak uyandıran hikâyelere sahip olmasıdır. Ancak tam da bu noktada Sebastián Lelio bir önyargıyı kırıyor ve Gloria Bell karakteri ile ilginç, merak uyandıran ve coşku dolu bir hikâyenin, orta yaşlarında bir karakter üzerinden anlatılabileceğini gösteriyor.

Derinlikli ve Güçlü Bir Kadın Hikâyesi

Gloria Bell, büyüme hikâyesi ekseninde geliştirilen orta yaşlı bir kadın olmasıyla konvansiyonları yıkarken, diğer yandan da tek sorumluluğunun bu olmadığını fazlasıyla detaylı bir portre çizerek göstermeti başarıyor. Sinema dünyasında yarattığı kadın karakterlerindeki ince ve hassas çizgiyi oldukça sağlam bir dille aktarmayı başaran sayılı yönetmenden biri olan Lelio, Gloria’nın eşsiz mizacını yaratırken son derece detaylı olarak anne, çocuk, çalışan, arkadaş, sevgili, eski eş ve nihayetinde bir insan olarak Gloria’yı farklı boyutlarla incelemiş. Gloria Bell de böylelikle yalnızca 50’li yaşlarında dans etmeyi seven bir kadın değil, sinemada daha sık görmek istediğimiz derinlikli ve güçlü bir kadın karaktere dönüşmüş.

Dansa Davet Eden Müzik Seçimi

Dans tutkunu bir kadının hikâyesini anlatabilmek için elbette ki o kadını dans ettirecek kadar iyi bir müzik seçkisi gerekir. Gloria Bell de bu konuda neredeyse izleyicinin de ana karaktere eşlik etmek isteyeceği kadar iyi bir müzik seçkisiyle beklentileri karşılıyor. Filmin ana karakterine ismini veren orjinalinde Umberto Tozzi’ye ait olan ve İngilize’de Laura Branigan’ın seslendirdiği şarkı filmin en sonunda çalarken, aradaki tüm şarkılara bir şekilde dansıyla ya da sesiyle eşlik eden Julianne Moore aslında bu seçki sayesinde Gloria’nın nasıl bir kadın olduğunun da çerçevesini çekebiliyor. Olivia Newton-John’dan A Little More Love, John Paul Young’dan Love is in the Air, Gilbert O’Sullivan’dan Alone Again Natuarally gibi şarkıların yer aldığı filmin müzik seçkisi uzun süre çalma listelerinde yer alacak gibi görünüyor.

Erkek Bakışından Sıyrılan Sinematografi

Tek bir karakterin takip edildiği ve onun dünyasının tasarısını sunmaya çalışan filmlerin belli bir düzeyde yaratıcı bir sinematografi sunması beklenir çünkü böylece, karakterin neden bütün film boyunca izlenecek kadar önemli ve ilginç olduğu aslında bu şekilde deşifre edilmiş olur. İşte bu noktada da Lelio oldukça yerinde bir karar vererek Gloria Bell’in sinematografisini La teta asustada ve The Neon Demon gibi önemli yapımların görüntü yönetimini de üstlenen Natasha Braier’e teslim etmiş ve böylelikle oldukça ilginç ve eşsiz bir kadının portresini yaratırken, bir kadının bakışıyla anlatımını şekillendirme fırsatı yakalamış. Bu tercihin sonucunda, sinema kuramında da geniş bir yer kaplayan “erkek bakışı”ndan kurtulan ana karakter, klasik sinema anlatısında neredeyse konvansiyon hâline gelen kadının “izlenilecek bir obje”ye dönüşmesinin ötesinde daha derin ve karmaşık bir yapıda izleyiciye aktarılabilmiş.

Nitelikli Bir Romantizm

İzleyici, Gloria ve Arnold karakterleri arasındaki uyumu hayranlıkla izlerken yer yer aralarındaki gerilim unsurlarına da tanık oluyor. Her gerçek hikâyede olduğu gibi kendi içinde sorunları ve çıkmazları olan bir ilişkiyi izlerken aslında filmde çok da dozunda seyreden oldukça nitelikli bir romantizm bulunuyor. Birbirinden oldukça farklı olan iki karakterin arasındaki çekimi ve tutkuyu bazen sevimli bir şiirle bazen küçük bir bakışla bazen de önüne geçilemez bir öfkeyle izleyiciye sunan film, romantizm konusunda asla aşırıya kaçmayan oldukça gerçekçi bir tavır sergiliyor.

Yalnızlığın Tadını Çıkarma Dersleri

Ana karakter Gloria yalnız bir kadın. Ancak filmin anlatımından da anlaşılacağı gibi bu her zaman hüzünlü ve bunaltıcı bir durum olmak zorunda değil. Film, tam da bu konuda kendisini yalnız hisseden herkese yalnızlığın tadının nasıl çıkarılacağını göstermek istiyor gibi. Aslında bir yandan da film konvansiyonları bu boyutta da yıkıyor diyebiliriz çünkü yalnız ve güçlü bir karakter portresi çizmek isteyen yönetmenlerin tercih edeceği yüzeysel özellikler seçmek yerine yönetmen Lelio, karakteri çeşitli sorunlarla imtihan edip her seferinde kendisine has bir zaferle çıkabilmesini sağlıyor. Gloria Bell, 50’li yaşlarında yalnız bir kadın olmanın, genel yargının aksine ve gerçeklikteki birçok zorluğa rağmen aslında son derece eğlenceli olabileceğini anlatarak, izleyiciye kalıplara inanmamak gerektiğini gösteriyor.

Filmden Yayınlanan Etkileyici Fragman

“Kocasından boşanmış, dul bir kadın olan Gloria Bell 50’li yaşlarındadır. Ancak bir anneanne olmaktan daha etkin bir hayatı hedefleyen Gloria gündüzlerini ofisinde çalışarak geçirir. Akşam olduğunda ise kendini dans pistine bırakır. Özgür ruhlu bir kadın olan Gloria’nın hayatı, dışarı çıktığı bir gece Arnold adında bir adamla tanışması ile bambaşka bir hal alır. Aşkın büyülü heyecanını yeniden hissetmeye başlayan Gloria, kendisini flört, aile, kimlik karmaşası içerinden beklenmedik bir romantizm içerisinde bulur. İlk başta her şey çok güzel gitse de zamanla hayatının ikiye bölünmüş olduğunu fark eder. Bir yandan kendi yetişkin çocukları, bir yandan Arnold’un üzerinde hala çok güçlü bir baskıları olan eski eşi ve yetişkin kızları arasında kalan Gloria, geçmişten nasıl kurtulacağını bilemediği gibi nasıl ilerleyebileceğini de çözememektir. Tek bildiği şey, kendi hayatının yönünü kendi belirlemek zorundadır.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi