Geride bıraktığımız 2018, sinema açısından oldukça verimli bir yıldı diyebiliriz. Başyapıt seviyesinde birçok film izleme şansı bulduğumuz yılın, heyecan verici yeni yönetmenlerin ilk uzun metrajlılarıyla imza attığı başarılarla hatırlanması da muhtemel. Belçikalı yönetmen Lukas Dhont’un ilk uzun metrajlısı olan Girl – Kız da bu başarılı ilk filmlerden biri. 15 yaşındaki trans birey Lara’nın hem balerin olmak için verdiği mücadeleye hem de buna paralel olarak trans geçiş sürecine odaklanan film, yönetmenin yarattığı olgun sinema diliyle dikkat çekiyor. Buna ek olarak, anlattığı hikâyeyi son derece soğuk kanlı bir şekilde ele alışıyla, son dönemin en güçlü LGBTI+ anlatılarından birini ortaya koyuyor. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre adayı olan Girl, son dönemin en dokunaklı filmlerinden biri.

Bu Hafta Sinemada Girl İzlemek İçin 10 Sebep!

Cannes Film Festivali Başarısı

2018’in Mayıs ayında gerçekleşen 71. Cannes Film Festivali’nin ana yarışma seçkisi ilk açıklandığında, önemli yönetmenlerin merakla beklenen filmlerinin dışarıda kalması hararetli tartışmalara yol açmıştı. Festival sürdükçe, seçkideki filmlerin bazıları şüpheleri haklı çıkarsa da aralarında, adını şimdiden sinema tarihine yazdırma ihtimali olan yapımlar olduğu da zaman içerisinde ortaya çıktı. Bu filmlerden biri de, ana seçkide bulunmamasına rağmen Girl’dü. Belirli Bir Bakış bölümünde yer alan Girl, bu seçkinin en dikkat çekici filmlerinden biri olarak dikkat çekti ve bu ilginin altını da kazandığı ödüllerle doldurdu. Film, Belirli Bir Bakış bölümünde kazandığı FIPRESCI ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerinin yanında festivalin en iyi ilk filmine verilen Altın Kamera’ya ve Kuir Palmiye’ye de layık görüldü.

2018’in En Dikkat Çeken İlk Filmlerinden Biri

Girl, yönetmen Lukas Dhont’un ilk uzun metrajlısı. Bu filmden önce L’Infini, Huid von Glas ve Corps perdu isimli üç kısa metraja imza atan yönetmen aynı zamanda toplam 10 yönetmenin çektiği bölümlerden oluşan Boys on Film X’in Headlong segmentini çekmişti. Bunun yanında başarılı electropop grubu Oscar and the Wolf’un Strange Entity şarkısına çektiği klipte de son derece başarılı bir iş ortaya koymuştu Dhont. Tüm bunlar genç yönetmenin ilk uzun metrajlı filminin merak konusu olmasını sağlamıştı. Girl ise, bu merakın hakkını başarıyla veren bir yapım. Bir ilk film olmasına rağmen, yönetmenin yakaladığı olgun sinema dili Dhont’u günümüzün en çok ümit vadeden sinemacılarından biri hâline getirmesinin yanında, Girl’ü de geride bıraktığımız 2018’in en dikkat çekici ilk filmleri arasına soktu. Cannes’da kazandığı Altın Kamera da bunun bir kanıtı durumunda.

Bale Filmleri Geleneği

Bale, bu sanat dalıyla ilgilenenler için fiziksel ve mental anlamda oldukça zorlu süreçlerin geçirilmesinin zorunlu olduğu bir disiplin. Bu sebeple, bale sanatçısı olmak isteyen bireylerin yaşadıkları sürecin dramatik anlamda oldukça yoğun etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Sinema da bu gerçekliğe tepkisiz kalamamış olacak ki, tarih boyunca birçok usta yönetmen bale hikâyelerini perdeye taşımış durumda. Bunun yakın tarihli, en bilinen örneklerinden biri tabii ki, Darren Aronofsky imzalı Black Swan. Michael Powell ve Emeric Pressburger ikilisinin başyapıtlarından 1948 yapımı The Red Shoes ve Ingmar Bergman’ın 1951 Sommarlek’i de bu başlık altında değerlendirebiliriz. Bunlara bir de Nijinsky gibi gerçek bale sanatçıların hayatlarına odaklanan filmleri eklediğimizde ortaya yoğun bir gelenek çıkıyor. Lukas Dhont’un Girl’ü de bu geleneğin yeni ve çağdaş Avrupa sinemasında çıkan güçlü bir örneği.

Altın Küre Adaylığı

Girl, Cannes Film Festivali’nde elde ettiği başarının devamında katıldığı diğer festivallerden de çeşitli ödüllerde döndü. Öyle ki, filmin şu ana kadar tüm festival ve ödül törenlerini birlikte düşündüğümüzde 18 adaylık sonucu kazandığı 14 ödülü bulunuyor. Film, bu başarılı süreci Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Altın Küre adaylığı elde ederek taçlandırdı. Girl, bu kategorideki adaylığını Roma, Capharnaüm, Shoplifters ve Werk ohne Autor gibi son dönemim öne çıkan filmleriyle paylaşıyor.

Çarpıcı Bir LGBTI+ Hikâyesi

LGBTI+ filmlerinin, sinema dünyası içinde kendilerine has bir yer edindiği aşikâr. Bunu dünyanın en büyük film festivallerinde bu içerikteki filmlere verilen ödüllerde ve açılan özel bölümlerde görebiliyoruz. Hatta bu yıl maalesef ki bildiğimiz ve alıştığımız şekilde düzenlenmeyecek olan !f İstanbul’da LGBTI+ filmlerinin bulunduğu Gökkuşağı bölümü Türkiyeli sinemaseverlerin kolay kolay unutabileceği bir durum değil. Bu içerikteki filmler hikâyeleri itibarıyla bireylerin toplumun geneli tarafından konulmuş, yazılı olmayan kurullara dair meydan okuma minvalinde bir mücadeleye de işaret ediyor genellikle. Girl de, balerin olmak isteyen genç Lara’nin hikâyesini, yaşadığı trans geçiş süreciyle birlikte ele alırken gösterdiğini başarıyla son dönemin en başarılı ve etkileyici LGBTI+ filmleri arasında yer almayı sonuna kadar hak ediyor.

Başroldeki Victor Polster’in Başarılı Performansı

Girl, hikâyesinin merkezinde yer alan trans birey Lara’ya hayat veren genç oyuncu Victor Polster’in kamera karşısına geçtiği ilk yapım olma özelliğini de taşıyor. 15 yaşındaki bale sanatçısı adayı Lara’nın içinde bir tür hapis hayatı yaşadığı erkek bedeninin etkilerini ve toplumun koyduğu kurallar arasında sıkışmışlığını verme konusunda son derece çarpıcı bir performans sergileyen Polster’in henüz 17 yaşında olduğunu da düşünürsek, Girl’ü yakın gelecekte, yeni kuşağın önemli oyuncularından biri olarak anılacak Polster’in doğuşuna işaret eden film olarak anmamızın ihtimal dahilinde olduğunu söyleyebiliriz. Oyuncunun Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde kazandığı ödül de bu ihtimali güçlendirir nitelikte.

Balenin Anlatı Açısından İşlevsel Kullanımı

Bale, doğası gereği yoğun miktarda fiziksel fedakârlık talep eden bir sanat dalı. Kişilerin başarılı birer bale sanatçısı olabilmeleri için bedenlerini küçük yaşlardan itibaren bu yolda eğitmeleri, bu şartlara adapte etmeleri gerekiyor. Girl’ün merkezindeki Lara’nın balerin olmak isterken yaşadığı süreç de bundan farklı değil. Yönetmen Dhont, Lara’nin bedenini kadın bedenine dönüşmesi süreci ve balenin talep ettiği fiziksel fedakârlık arasında güçlü bir paralellik kurarak filminin anlam dünyasını oldukça genişletiyor. Böylelikle filminin tek bir düzlemde ilerlemesinin önüne geçerek, çok katmanı hâle gelmesini ve dolayısıyla daha derinlikli bir anlatı sunmasını sağlıyor.

Filmin Aile Kurumuna Yönelttiği Sorgulayıcı Bakış

Aile; çoğu LGBTI+ filmin bireylerin cinsel yönelimleri önünde bir engel olarak konumlandırılır. Bu durum, Girl için tamamıyla geçerli değil. Zira, Lara’nın ailesi tarafından baskı görmek bir yana, özellikle babasınca desteklendiğini görebiliyoruz. Sürecin devamı ise bu şekilde sorunsuz sürmüyor. Tüm iyi niyetine rağmen, babasının dahi Lara’yla empati kuramadığına, yaşadıklarını algılamakta zorlandığına şahit oluyoruz. Böylelikle Girl’ün aile kurumunu tartışmaya açması daha çetrefil bir hâl alıyor. Bu da filmin dramatik yapısını güçlendiren unsurların başında geliyor.

Yaşanmış Bir Olaydan Uyarlama Olması

Girl’ün konusunun kaynağını, filmin yönetmeni ve aynı zamanda senaristlerinden biri olan Lukas Dhont’un 18 yaşındayken okuduğu gazete haberinden alıyor. O sırada henüz kendi homoseksüelliğini topluma ve çevresine açıklayamamış olan Dhont; 15 yaşındayken balerin olmak istediğini söyleyen bireyin hikâyesini gazetede okuduğunda çok etkilenmiş ve “Eğer bir gün film çekersem konusu bu olacak.” demiş.

Filmden Yayınlanan Etkileyici Fragman

“Girl, profesyonel bir balerin olmak için çabalayan 15 yaşındaki ergen trans birey Lara’nın hikâyesini anlatıyor. Lara, bir yandan ergenliğin getirdiği huzursuzlukla başa çıkmaya çalışırken bir yandan da bale eğitimindeki zorlukları aşmaya çalışıyor. Yönetmen Dhont, ‘Böyle bir cesaret öyküsü, benim ilk filmimin konusu olmalı.’ diyerek 2009’da Belçika’da bir gazetede okuduğu haberden yola çıkmış. Girl, Oscar and the Wolf’un ‘Strange Entity’ şarkısına çektiği kliple de tanınan Dhont’un yönettiği ilk uzun metrajlı film.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi