69. Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaparak hem Altın Ayı’yı hem de FIPRESCI Ödülü’nü kazanan Eş Anlamlılar – Synonymes, yönetmen Nadav Lapid’in 5. uzun metrajı olarak hem kendi ülkesi İsrail’de, hem de uluslararası boyutta tartışmaların odağı olan konusuyla Türkiye’de de vizyona girmeye hazırlanıyor. İsrail ordusunda çalıştıktan sonra ülkesinden kaçıp Fransa’da yeni bir hayat inşa etmeye çalışan genç Yoav’ın, kendi kültürü ve diliyle Fransa’nın medeniyeti arasında sıkışmasını oldukça yaratıcı ve farklı bir bakışla irdeleyen film, yönetmenin kendi yaşamından da izler taşıyor. Berlin’de elde ettiği başarıyla beraber ülkemizde İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen ve Quentin Dolmaire, Louise Chevillotte, Uria Hayik ve Olivier Loustau gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı Fransa, İsrail ve Almanya ortak yapımı Eş Anlamlılar, 13 Eylül’de vizyona girecek. Bu başarılı yapımın bu hafta sinemada izlenmesi için 10 sebebi derledik.

Bu Hafta Sinemada Eş Anlamlılar İzlemek İçin 10 Sebep

Yönetmen Nadav Lapid’in Kişisel Deneyimleri

İlk filmi Policeman ile 2011 yılında Locarno Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’nü alarak gelecek vadeden bir yönetmen olduğunu uluslararası arenada gösteren İsrailli yönetmen Nadav Lapid, ismini Altın Ayı ödülünü alarak Eş Anlamlılar ile birlikte bir kez daha duyurdu. Lapid’in kendi hayat öyküsüyle benzerlik kuran Eş Anlamlılar’ın konusu, yönetmenin kişisel deneyimleri ile ince detaylar üzerinden beyazperdeye aktarılıyor böylece izleyenler filmin kurmaca hikâyesinden öte gerçekliğe dayanan olaylar silsilesine tanık olma şansını yakalıyor.

Tom Mercier’nin Oyunculuğu

Bir Judo dövüşçüsüyken, 19 yaşında bu dövüş sanatını terkedip dansa başlayan ve idolleri arasında Beyoncé’yi gösteren 1993 doğumlu Tom Mercier, ilk uzun metraj film deneyimi olan Eş Anamlılar’daki rolü ile film eleştirmenleri tarafından Marlon Brando’yla karşılaştırılacak kadar büyük bir performans sergilemeyi başarıyor. Dans ve dövüş sanatlarından gelen beden esnekliğinin ve koreografi yeteneğinin yanı sıra karakterin derinliği ve geçmişinden gelen travmanın yansımalarını da üstün bir oyunculukla sergileyen Mercier’nin performansı adeta büyüleyici.

Filmin Festival Yolculuğu

Eş Anlamlılar Berlin Uluslararası Film Festivali’nden kazandığı Altın Ayı ile yolculuğuna başladıktan sonra, dünya çapında Hong Kong Uluslararası Film Festivali, Toronto Uluslararası Film Festivali, Taipei Film Festivali ve Türkiye’de de İstanbul Film Festivali gibi birçok festivalde gösterilerek adını duyurmayı başardı.

Filmin Anti-militarist Söylemi

Film İsrail ordusunda görev aldıktan sonra Fransa’ya yerleşmeyi seçen Yoav’ın hikâyesini anlatırken, Yoav’ın karakter özellikleri ve geçmişiyle ilgili söyledikleri ile militar sistemin sorunlarına dolaylı ve nitelikli anlatım yöntemleriyle değinmeyi başarıyor. Yoav’ın İsrail ordusu ve İsrail hakkında söyledikleri ülkesinde de o kadar büyük bir tartışmaya neden olmuş ki oyuncu Tom Mercier gittiği bir barda filmi henüz izlememiş bir adamın kendisini solcu olmakla “suçladığını” söylüyor.

Gerçekçiliğe Gerek Duymayan Performans

Filmin, yönetmenin kendi yaşam hikâyesinden esinlendiğini bu nedenle de aslında biraz da gerçek olaylara dayandığından bahsetmiştik. Bu nedenle film hakkında tamamen gerçekçi bir anlatıma sahip olduğunu düşünebilirsiniz ancak özellikle oyunculuk performansı dâhilinde yer yer performans sanatının da etkilerini gösteren ve son dönem İsrail sinemasında başka örneklerine de rastalayabileceğimiz koreografi becerisi içeren bir oyunculuk sergileniyor filmin yetenekli oyuncuları tarafından.

Kişisel Bir Hikâye

İsrail ordusu hakkındaki açık tavrının ve politik söyleminin de ötesinde film aslında daha da kişisel bir yerden, yönetmenin kendi travmalarından da beslenerek doğduğu yerden kaçmaya çalışan genç bir adamın hikâyesine odaklanıyor. Bu doğrultuda kendi dilini, ülkesini, geçmişini ve varlığını tamamen unutup, hepsini yeniden en baştan yapılandırmaya çalışan, adeta bir bebek gibi yeniden doğan bir karakter ile filmin konusu oldukça dokunaklı hâle geliyor.

Avrupa’da Bir Orta Doğulu Olma Meselesi

Orta doğu ülkesi vatandaşı iken, kendi coğrafyasında yaşadığı sorunlardan kurtulmak için medeniyetin topraklarına, Avrupa’nın en özgürlükçü ülkesi Fransa’ya yerleşmeyi ve burada hayata sıfırdan başlamayı göze alan Yoav’ın bu süreçte yaşadıklarını ve Fransa’da varolma çabalarını gösteren film, “coğrafya kaderdir” savına dair derinlikli bir söylem üretme çabasıyla birlikte Fransa’yı ve medeniyeti de irdelemenin peşinde. Bu konuda başarılı bir çizgide olduğunu söylemek de mümkün.

Konvansiyon Dışı Anlatım

Ana karakterin varoluş hikâyesi ve yolculuğunu anlatan ve oldukça klasik bir anlatımla kotarılabilecek bir film iken Eş Anlamlılar, riske girmeyi göze alarak filmin bu kadar başarılı ve farklı olabilmesini sağlayacak anlatım yöntemlerine kucak açmayı tercih etmiş. Yoav, Emile ve Caroline arasında geçen diyalogların ve olayların tutarlı ve sade bir dille anlatılmasıyla birlikte yer yer konvansiyonların dışına taşan bir anlatımı da uygun görmüş yönetmen Nadav Lapid.

Karakterleri Tanımlayan Mekânlar

Eş Anlamlılar, söylemek istediğini ve büyük hikâyesini olabildiğince izleyicinin “gözüne sokmadan”, en az aktarmak istediği duyguların kendi varlığı kadar katmanlı bir dille, dolaylı bir anlatımı tercih eden bir film. Bunun bir yansıması da filmde kullanılan mekânların karakterleri yansıtmaktan da öte onların o anki duygu durumlarını, dönüşümlerini gösterecek yapıda olmaları. Filmi izlerken ana karakter Yoav’ın bulunduğu her bir mekân adeta onun gelişiminde ciddi rol oynayan başka bir karakter gibi yer alıyor.

Filmin Etkileyici Fragmanı

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi