20 Haziran’da vizyona giren Luc Besson imzalı Anna, gizemli bir suikastçının hikâyesi üzerinden dünya politikasına dair aksiyon dolu bir seyir sunuyor. Son derece zeki ve soğukkanlı olan Anna, Rusya’daki istihbarat teşkilatı KGB tarafından keşfedilince bir suikast ajanına dönüşüyor. Anna bu dönüşüm sürecinde cesur ve sert bir tavır sergiliyor ancak iç dünyasında da kırılmalar yaşıyor. Başrollerini  Sasha Luss, Helen Mirren, Cillian Murphy ve Luke Evans’ın paylaştığı fimi bu hafta sinemada izlemeniz için 10 sebebi derledik.

Bu Hafta Sinemada Anna İzlemek İçin 10 Sebep!

Kendi Dilini Konuşan Yönetmen: Luc Besson

Sevginin Gücü – Léon: The Professional, Beşinci Element – The Fifth Element, Taken, Nikita, ve Lucy’nin de içinde bulunduğu aksiyon sinemasının konvansiyonlarını yeniden yaratan ve sinema tarihine iz bırakan filmografisi ile Luc Besson, Anna’nın da hem senaristi hem de yönetmeni. Besson, Anna’da da filmografisi boyunca yarattığı anlatım dilini bozmadan koruyor.

Yeni Bir Keşif: Sasha Luss

Luc Besson filmlerinin alametifarikası olan güzel ve tehlikeli kadın başrolünü, Anna’da ünlü süpermodel Sasha Luss üstleniyor. Sasha Luss uzun yıllar bale eğitimi almış ve bu eğitimin getirilerini oyunculuğu sırasında da sergiliyor. Bol aksiyon ve komplike koreografi içeren Anna’da, Luss’un yeteneği sayesinde oldukça etkileyici sahneler ortaya çıkmış. Daha önce ilk kez Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu – Valerian and the City of a Thousand Planets’de Luc Besson’la yönetmenliğinde oyunculuk yapan Luss, kariyerinde bu yolda devam edeceğe benziyor.

Helen Mirren’ın Usta Oyunculuğu

Hollywood’un en usta oyuncularından Helen Mirren’in Rus aksanıyla adeta dans ettiği oyunculuğu, Anna’yı mutlaka sinemada izlemeniz için bir sebep. Dört Oscar adaylığından birini ödülle taçlandıran Mirren, Anna’da Rus İstihbarat Teşkilatı KGB’nin önemli ajanlarından Olga’yı canlandırıyor. Olga son derece başarılı bir istihbarat mensubu olarak, ana karakterin dönüşümünde temel bir rol üstleniyor. Besson’dan Koreografi Dersi

Besson’dan Koreografi Dersi

Filmin bir Luc Besson imzası taşıması nedeniyle bol aksiyon ve yaratıcı koreografi içermesi zaten beklenen bir durum olabilir. Ancak, Besson son filminde dövüş sahnelerini başka bir seviyeye çıkarmış ve son derece komplike olan koreografiyi izleyiciye doğal ve estetik göstermeyi bir kez daha başarmış. Bu sahnelerin etkileyiciliği için de bir kere daha Sasha Luss’un yeteneği ve koragrafi ekibinin üstün başarısı büyük rol oynadığının altını çizmek gerekiyor.

Hikâyenin Politik Altyapısı

Anna konusu gereği bir Rus ajanın Amerikan istihbaratıyla da bir takım olaylara karıştığı bir hikâyeyi içeriyor. Bu hikâye belki de defalarca işlendi hatta günümüzde de Chernobyl ve Beyaz Karga gibi yapımlar sayesinde oldukça revaçta olan Sovyetler Birliği anlatılarının bir uzantısı olarak da görülebilir. Ancak filmdeki politik altyapı bir propaganda aracı olarak kullanılan sinemanın, bu işlevini terkedip çok daha evrensel bir boyuta taşınmasını sağlıyor.

Anna’nın Özgürlük Düşü

Tüm aksiyon ve macera dolu sahneleri keskin zekâsı ve aşırı güzelliğiyle donatan Anna aslında nasıl bir kadın? Hayatı boyunca sürekli baskı altında yaşayan ve sömürülen genç bir kadının en büyük düşü ne olabilir? Travmatik ve son derece zorlu deneyimlerinin altından her seferinde daha da güçlü çıkmayı başaran Anna’nın özgürlüğe giden yolda bu sorulara verdiği yanıtlar, son derece vurucu. Sürükleyici bir casus hikâyesi izlerken, bir yandan da her şeyi feda edip yalnızca özgürlüğünü elde etmek isteyen genç bir kadının serüvenine de tanık oluyoruz.

Kıtalar Arası Yolculuk

Film boyunca ana karakterimiz ile Moskova’dan Paris’e yolculuk edip sonra Cillian Murphy’nin canlandırdığı Lenny Miller ile de New York’a gidiyoruz. Kıtalar arası yolculukta şehirleri karakterlerle beraber gezerek hikâyenin içine de girmiş oluyoruz. Sahnelerin açıklanabilmesi için şehirlerin en bilinen yerlerini kulanmanın da yanı sıra, Besson turistik bir gezi dahilinde göremeyeceğiniz birçok mekanı izleyiciye sunuyor.

Derinlikli Bir Casus

Hollywood yapımı aksiyon macera filmlerinin casus rolünü üstlenen ana karakterlerinin ortak yanları çok da derinlikli karakterler olmaması, hatta görebildiğimiz tek yönlerinin ne kadar iyi bir casus oldukları yönünde bir önyargımız oluşmuş olabilir. Ancak Luc Besson bunu son derece radikal casuslar yaratarak kırmaya and içmiş gibi adeta. Anna da ise daha da öteye giderek, karakterin iyi bir casus olma motivasyonundan çok daha farklı bir dürtüyü temel alarak kurgulamış. Böylelikle, Anna güzel ve zeki bir casus olmaktan daha fazlası; kendi arzuları, derinlikli bir iç dünyası ve komplike bir karakter yapısı olan cesur bir kadın portresi çiziyor.

Thierry Arbogast’ın Deneyimli Görüntü Yönetmenliği 

Zorlu bir aksiyon anlatımı için görüntü yönetmenliğinin deneyimli ellere bırakılmasından daha da iyisi, bu deneyimli ellerin, Luc Besson’un en bilinen ve sinema tarihine geçen filmleri Léon: The Professional, The Fifht Element, Lucy gibi filmlerinin de görüntü yönetmenliğini üstlenen Thierry Arbogast olması. Besson’un, anlatısının en iyi şekillenebileceği anlatım stratejilerini oluştururken yıllardır uyum içinde çalıştığı Arbogast’ın işbirliğine ihtiyaç duyması bir sürpriz değil.

Filmden Yayınlanan Etkileyici Fragman

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi