Belirleyici yüksek kültür, popüler kültürü yaratan güç olmuştur. Bu yaratım büyük kitlelerce anlaşılan tüm kültür ürünlerini alt kültür ilan etmiştir. Az anlaşılanı ve özellikle bu şekilde tasarlanılanı ise üste layık görmüştür. Bu çoğunlukla sinemada da böyle karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar kültürün içinde yaşanılan topluma ait genel izler taşıdığı düşünülse de sanat özelinde konuşacak olursak bir eserin ‘’güzelliği’’ onun yüksek kültüre ne kadar yakın konumlandırıldığıyla ilgilidir. Yüksek kültürün sanat eserlerine karşı belirleyici bakışı, 20.yüzyılın sonlarına kadar alt kültür ürünlerine küçümseyerek kendinden uzak tutardı. Çoğunlukla alt kültür ise büyük kitle beğenisiyle eşdeğer tutulup değersizleştirilirdi. Bir eseri çok fazla kişinin beğenmesi bir alt kültür işaretiydi… Sonra bir şey oldu, önceleri genelev barlarında çalınan caz müziği birden yüksek kültür ürünü hâline geldi. Üst kültür, birden müstehcenliği sahiplenmeye başladı. Bugün ise caz müziği, alt kültüre en az temas eden müzik türlerinden biridir. Tam bu noktada sanatın başına muazzam bir hareket geldi: Camp... Camp estetiği, geçmişte ‘’çirkin’’ olarak görülen bir şeyin bir anda ‘’güzel’’ sayılabileceğini bize gösterir. Camp; yapaylık, üslupta aşırılık, müstehcenlik ve cinsel belirsizlikten beslenir. Olağan estetik yargının belirlediği iyi-kötü, güzel-çirkin gibi ayrımları yok ederek bütünlüklü bir estetik değere kavuşur. Bu bağlamda Queen, bir camp grubudur. Bunu da göğsünü gere gere gösterir; kostümler ve çıplaklık abartılmıştır, cinsiyet temsilleri belirsizdir ve müzik hem opera gibi yüksek kültürden hem de popüler rock tınılarından beslenir. Freddie Mercury gibi isimler yüksek kültürün tepeden bakan hâline dil çıkarıp, alt kültürün değerlerini yüceltmiştir. Daha kapsayıcı bir şekilde söyleyecek olursak altı yukarı çıkartmak yerine, üstü aşağı çekmiştir. Böylece ikisini eşitlemiştir. Zaten camp dediğimiz görüşün de temel prensibi budur: ‘’önemli’’ olanı ‘’önemsize’’ dönüştürmek.... Bryan Singer yönetmenliğindeki filmin Bohemian Rhapsody adını alması kesinlikle bilinçli bir tercih. Çünkü bu şarkının en önemli özelliği  gerçekten de tüm kalıplarda dans etmesi, kültürlerarası bir yolculuğa çıkmasıdır. Film biçimsel ve içerik üslubunda şarkının tüm aykırılığını kendine örnek almış durumda. Bohemian Rhapsody: Kim Olacağıma Ben Karar Veririm! Biyografi filmlerinde karşılaştığımız en büyük sorun, ele alınan kişiliklerin yeterince derinlikli yansıtılamaması olmuştur. Çoğunlukla kişi ya basında yer aldığı şekilde ya da toplumun onu görmek istediği şekilde ele alınmıştır. Elbette bir insanın bütün yönlerini dramatik bir filmin içine yerleştirmek zorlama duracaktır. Bir çare olarak, ele alınan kişinin belirli bir zamanı anılara dayandırılarak anlatılabilir ancak. Bohemian Rhapsody, her ne kadar kendini Freddie Mercury filmi olarak nitelendirse de onunla bağlantılı olarak aslında daha çok bir Queen filmi. Çünkü ekranda izlediğimiz Freddie’nin fazla özeline kesinlikle girmiyoruz, onun kendini tanımladığı hâlinden öte bir Freddie görmüyoruz. Film, büyük bir kararlılıkla sadece bilinen Freddie Mercury’e odaklanıyor. Dolayısıyla Freddie’nin yarattığı ve onu yaratan Queen grubu kesinlikle ikinci plana itilmiyor. Bu amaçla da Freddy’nin hikâyesine paralel olarak ‘’Love of My Life", ‘’I Want to Break Free’’ ve ‘’Bohemian Rhapsody’’ gibi başat şarkıların oluşum aşamalarını izliyoruz. Bohemian Rhapsody, seyir zevki yüksek bir biyografi filmi. Film, Freddie Mercury’i ve eksenindeki Queen’i ne ilahlaştırıyor ne de seyirciye nostaljiden güç alan zorlama bir duygusallık sunuyor. Hiçbir şey aşırıya kaçılmadan olabildiğince yaşandığı gibi seyirciye sunuluyor. Yönetmenin bu tercihi belki de filmi daha fazla etkili kılıyor. Filmin tek olumsuz özelliği, sırtını sürekli olarak bir konser ambiyansına…

Yazar Puanı

Puan - 76%

76%

Film, Freddie Mercury’i ve eksenindeki Queen’i ne ilahlaştırıyor ne de seyirciye nostaljiden güç alan zorlama bir duygusallık sunuyor.

Kullanıcı Puanları: 4.35 ( 6 votes)
76

Belirleyici yüksek kültür, popüler kültürü yaratan güç olmuştur. Bu yaratım büyük kitlelerce anlaşılan tüm kültür ürünlerini alt kültür ilan etmiştir. Az anlaşılanı ve özellikle bu şekilde tasarlanılanı ise üste layık görmüştür. Bu çoğunlukla sinemada da böyle karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar kültürün içinde yaşanılan topluma ait genel izler taşıdığı düşünülse de sanat özelinde konuşacak olursak bir eserin ‘’güzelliği’’ onun yüksek kültüre ne kadar yakın konumlandırıldığıyla ilgilidir. Yüksek kültürün sanat eserlerine karşı belirleyici bakışı, 20.yüzyılın sonlarına kadar alt kültür ürünlerine küçümseyerek kendinden uzak tutardı. Çoğunlukla alt kültür ise büyük kitle beğenisiyle eşdeğer tutulup değersizleştirilirdi. Bir eseri çok fazla kişinin beğenmesi bir alt kültür işaretiydi… Sonra bir şey oldu, önceleri genelev barlarında çalınan caz müziği birden yüksek kültür ürünü hâline geldi. Üst kültür, birden müstehcenliği sahiplenmeye başladı. Bugün ise caz müziği, alt kültüre en az temas eden müzik türlerinden biridir. Tam bu noktada sanatın başına muazzam bir hareket geldi: Camp

Camp estetiği, geçmişte ‘’çirkin’’ olarak görülen bir şeyin bir anda ‘’güzel’’ sayılabileceğini bize gösterir. Camp; yapaylık, üslupta aşırılık, müstehcenlik ve cinsel belirsizlikten beslenir. Olağan estetik yargının belirlediği iyi-kötü, güzel-çirkin gibi ayrımları yok ederek bütünlüklü bir estetik değere kavuşur. Bu bağlamda Queen, bir camp grubudur. Bunu da göğsünü gere gere gösterir; kostümler ve çıplaklık abartılmıştır, cinsiyet temsilleri belirsizdir ve müzik hem opera gibi yüksek kültürden hem de popüler rock tınılarından beslenir. Freddie Mercury gibi isimler yüksek kültürün tepeden bakan hâline dil çıkarıp, alt kültürün değerlerini yüceltmiştir. Daha kapsayıcı bir şekilde söyleyecek olursak altı yukarı çıkartmak yerine, üstü aşağı çekmiştir. Böylece ikisini eşitlemiştir. Zaten camp dediğimiz görüşün de temel prensibi budur: ‘’önemli’’ olanı ‘’önemsize’’ dönüştürmek…. Bryan Singer yönetmenliğindeki filmin Bohemian Rhapsody adını alması kesinlikle bilinçli bir tercih. Çünkü bu şarkının en önemli özelliği  gerçekten de tüm kalıplarda dans etmesi, kültürlerarası bir yolculuğa çıkmasıdır. Film biçimsel ve içerik üslubunda şarkının tüm aykırılığını kendine örnek almış durumda.

Bohemian Rhapsody: Kim Olacağıma Ben Karar Veririm!

Biyografi filmlerinde karşılaştığımız en büyük sorun, ele alınan kişiliklerin yeterince derinlikli yansıtılamaması olmuştur. Çoğunlukla kişi ya basında yer aldığı şekilde ya da toplumun onu görmek istediği şekilde ele alınmıştır. Elbette bir insanın bütün yönlerini dramatik bir filmin içine yerleştirmek zorlama duracaktır. Bir çare olarak, ele alınan kişinin belirli bir zamanı anılara dayandırılarak anlatılabilir ancak. Bohemian Rhapsody, her ne kadar kendini Freddie Mercury filmi olarak nitelendirse de onunla bağlantılı olarak aslında daha çok bir Queen filmi. Çünkü ekranda izlediğimiz Freddie’nin fazla özeline kesinlikle girmiyoruz, onun kendini tanımladığı hâlinden öte bir Freddie görmüyoruz. Film, büyük bir kararlılıkla sadece bilinen Freddie Mercury’e odaklanıyor. Dolayısıyla Freddie’nin yarattığı ve onu yaratan Queen grubu kesinlikle ikinci plana itilmiyor. Bu amaçla da Freddy’nin hikâyesine paralel olarak ‘’Love of My Life”, ‘’I Want to Break Free’’ ve ‘’Bohemian Rhapsody’’ gibi başat şarkıların oluşum aşamalarını izliyoruz.

Bohemian Rhapsody, seyir zevki yüksek bir biyografi filmi. Film, Freddie Mercury’i ve eksenindeki Queen’i ne ilahlaştırıyor ne de seyirciye nostaljiden güç alan zorlama bir duygusallık sunuyor. Hiçbir şey aşırıya kaçılmadan olabildiğince yaşandığı gibi seyirciye sunuluyor. Yönetmenin bu tercihi belki de filmi daha fazla etkili kılıyor. Filmin tek olumsuz özelliği, sırtını sürekli olarak bir konser ambiyansına dayandırması. Hikâye ne zaman tekdüze bir duruma gelse, grubun şarkıları devreye giriyor ve seyirciyi havaya sokuyor. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki eğer film yönetimiyle, senaryosuyla, kurgusuyla başarısız olsaydı bile onu izlemeye değer kılacak olan Rami Malek gibi bir oyuncusu dimdik orada duracaktı; muhteşem bir performans!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi