Türkiye sinemasının yaşanan duraklama döneminin ardından 1990’ların ikinci yarısıyla birlikte yeniden ayağa kalktığını, bu hareketlilik sonucunda birçok önemli yönetmenin kendi sinema dillerini oluşturduğu ve ortaya son derece güçlü filmlerin çıktığını söyleyebiliriz. Bu dönemde sinema kariyerine adım atan yönetmenler 2000’lerin gelişiyle birlikte olgunluk eserlerini vermeye başlarken, onların açtığı yoldan devam eden genç sinemacılar da bu dönemde dikkat çeken filmler çekmeyi başardılar. Bu başlık altında değerlendirebileceğimiz, BluTV arşivinde yer alan 2000’ler türkiye sinemasından kaçırılmaması gereken 7 çarpıcı film seçkisini sizin için derledik.

BluTV Arşivinde Yer Alan 2000’ler Türkiye Sinemasından Kaçırılmaması Gereken 7 Çarpıcı Film

Cenneti Beklerken (2006)

Eflatun isimli bir nakkaş, bir görevi gerçekleştirmek üzere Anadolu’ya varır. Bu gezi, ona, hem kendi sanatını diyar diyar gezdirmek gibi bir imkân tanırken hem de kendi sanatını geliştirmek adına kültürel bir zenginlik bahşeder. Yolculuk esnasında Leyla adında oldukça güzel bir kızla tanışır. 1996 yapımı ilk filmi Tabutta Rövaşata ile Türkiye sinemasında yeni bir dönemin açılmasına önemli bir katkı yapan Derviş Zaim, bu filminde minyatür sanatını sinemaya yansıtmak gibi zor bir işe kalkışıp bunun üzerinden gelmeyi başarmıştı. Cenneti Beklerken aynı zamanda birçok festivalden ödüllerle dönmüş olmasıyla dikkat çekiyor.

Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü? (2006)

Ezel Akay’ın bu coğrafyadan çıkmış çok önemli iki mizah figürünün hikâyesine odaklanan ikinci uzun metrajlı filmi Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü?, yönetmenin kurduğu dünyanın zenginliğiyle ön plana çıkan bir yapım. 14. Yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu’nun yıkılıp, yerine Osmanlı Devleti’nin kurulduğu günlerde geçen film, bu tarihi arka planı güçlü sanat yönetimiyle yansıtırken, Hacivat ve Karagöz efsanesinin doğuşunu ve trajik sonlarını konu alıyor. Başrollerindeki Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk’ün uyumlu bir şekilde hayat verdiği ikilinin beyaz perde ziyareti, yönetmen Akay’ın Türkiye sineması içindeki özgün üslubunun etkisiyle son derece görkemli ve eğlenceli bir anlatıya dönüşüyor.

İki Dil Bir Bavul (2008)

Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın birlikte yönettikleri bir docu-drama olan İki Dil Bir Bavul üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatıyor. Bir yıl boyunca öğretmenin farklı bir topluluk ve kültür içindeki yalnızlığına, çocuklar ve köylülerle yaşadığı iletişim problemine, çocuklardaki değişime tanık oluyoruz. Bu süreç boyunca öğretmen ve çocuklar birbirlerini yavaş yavaş tanımaya ve anlamaya başlıyorlar. Film, Türkiye coğrafyasının en önemli sorunlarından biri olan ana dilde eğitim konusuna eğilirken, didaktik olmadan gerçekleri ortaya koyma biçimiyle dikkat çekiyor. 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü’ne layık görülen İki Dil Bir Bavul, Uluslararası Ortadoğu Filmleri Festivali’nde En İyi Ortadoğu Belgeseli Ödülü’nü de kazanmıştı. 16. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreni esnasında Nuri Bilge Ceylan’ın Türk izleyicisine izlemesini şiddetle tavsiye ettiği film, SİYAD Ödülü ve Jüri Yılmaz Güney Özel Ödülü’nün de sahibi oldu.

Min Dît (2009)

Diyarbakır – Batman yolunda karanlık bir gecede, on yaşındaki Gülistan’ın ve kardeşi Fırat’ın hayatı acı bir şekilde değişir. Gazeteci olarak çalışan babaları ve anneleri çocukların gözleri önünde öldürülürler. Geriye sadece Gülistan, Fırat ve annelerinin kollarında ağlayan altı aylık kız kardeşleri Dilovan kalır. Parasızlıktan evin eşyalarını satmaya başlayan çocuklar, evin kirasını ödeyemeyince Diyarbakır’ın sokaklarında yaşamaya başlarlar. Türkiye yakın tarihindeki en karanlık sayfalardan birine, JİTEM gerçeğine eğilen ilk filmlerden biri olma özelliğini taşıyan, yönetmen Miraz Bezar’ın ilk uzun metrajlısı Min Dît, katıldığı festivallerde toplam 13 kazanmış bir yapım.

Annemin Şarkısı (2014)

Erol Mintaş’ın ilk uzun metrajı filmi olan Annemin Şarkısı, hafızalarındaki şarkının peşine düşmüş bir anne ile oğlunun nahif ve samimi hikâyesine odaklanıyor. 90ʼlı yıllarda Doğuʼda boşaltılan köylerinden İstanbulʼa göç etmek zorunda kalan aile, yerleşmiş oldukları Tarlabaşıʼnın kentsel dönüşüm projesiyle boşaltılması üzerine ikinci bir göçe zorlanırlar. Taşındıkları yeni semtte yükselmiş beton binalar ve İstanbulʼun değişen yeni yüzüyle karşı karşıya gelmek zorunda kalan yaşlı annenin travması, köye dönme hayali ve oğlunun bu durumla mücadelesi, Annemin Şarkısı’nın ana izleğini oluşturuyor. Türkiye sinemasının son yıllarda öne çıkan ilk filmlerinden biri olan yapım, katıldığı Saraybosna Film Festivali’nde Béla Tarr başkanlığındaki jüriden en iyi film ödülünü almıştı.

Benim Varoş Hikâyem (2017)

Yunus Ozan Korkut’un yazıp yönettiği kurmaca bir film olan Benim Varoş Hikâyem, Adana’nın ilçesi Ceyhan’ın arka sokaklarında yaşayan insanların hayatını konu alıyor. Filmde; karanlık hikâyelerin, yoksulluğun ve imkânsızlığın en yalın ve gerçek hâli sergileniyor. Filmin büyük bir şehrin varoşlarına odaklanan herhangi bir yapımdan ayrıldığı nokta ise, yönetmen Korkut’un anlatısını mockumentary üslubuyla anlatması. Gerçeklerden yola çıkarak yaratılmış kurmaca unsurların belgeselmişçesine sunuluşu hem gerçeklik duygusuna katkı yapıyor hem de mizahi bir ton katıyor Benim Varoş Hikâyem’e. Aynı zamanda bir ilk film olan Benim Varoş Hikâyem’in içerdiği çarpıcı karakterle şimdiden hafızalardaki yerini aldığını söyleyebiliriz.

Körfez (2017)

30’lu yaşlarında, yeni boşanmış Selim, ailesinin yanına İzmir’e döner. Selim, eski hayatının izleriyle karşılaşırken, körfezde gerçekleşen bir kaza şehirdeki hayatı derinden sarsar. Selim, yıllar sonra geri döndüğü İzmir’de yeni bir dünyayı keşfe dalar. Emre Yeksan’ın yazıp yönettiği, senaryosunu Ahmet Büke ile birlikte yazdığı filmin başrollerini Ulaş Tuna Astepe, Merve Dizdar, Müfit Kayacan ve Serpil Gül paylaşıyor. Birçok festivalde gösterilen Körfez, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. Özellikle Gezi sonrası ülkenin atmosferini yansıtma noktasında geliştirdiği özgün yaklaşımla dikkat çeken film, Türkiye sineması içinde yeni bir yönelimin adımlarından biri olarak da izlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi