Blue Velvet filmi; 1980’li yıllarda, huzurlu görünen, tipik bir Amerikan kasabası olan Lumberton Kasabası’nda geçer. Üniversite öğrencisi, sakin bir genç olan Jeffrey Beaumont, babasının kaza geçirip hastahaneye kaldırılması sonucu doğduğu kasaba olan Lumberton’a geri döner. Hastahaneden sonra eve giderken, bulduğu kesik kulağı, komşuları Dedektif William’a götürür ve kasabanın huzurlu atmosferi bozulur. Dedektifin kızı Sandy’nin Jeffrey’e dava hakkında bilgi sağlamasıyla birlikte, Jeffrey ve Sandy olayı araştırmaya başlarlar. Özellikle Jeffrey için büyük bir gizem kaynağı olan kesik kulak vakası için Jeffrey, dedektifliğe soyunur. Sandy’nin olayın Dorothy Vallens adında şarkıcı bir kadınla ilişkisi olabileceğini söylemesi üzerine Jeffrey, gözlem yapmak için Dorothy’i sahnede izlemeye gittiğinde, ondan büyülenerek davayı iyice takıntı hâline getirir.

David Lynch’in yönettiği, Blue Velvet filmi birçok sahnesiyle Frued’un psikoseksüel gelişim teorisinden yararlanarak simgesel bir anlatımda bulunmuştur. Psikoseksüel gelişim teorisi; Sigmund Freud’un her bireyin kişilik gelişiminde doğumundan on sekiz yaşına kadar olan süreçte belirli (oral, anal, fallik, latent, genital) dönemlerden geçtiğine dair öne sürdüğü bir kuramdır. Filmde özellikle fallik dönemde ortaya çıkan oedipus kompleksi ve kastrasyona (iğdiş edilme korkusu) yönelik simgeler ve sahneler dikkat çekmekte ve psikoseksüel gelişim teorisi bağlamında okuma yapmaya imkân tanımaktadır. Hortum, makas, bıçak, silah gibi fallik simgelerin film boyunca bolca gösterildiğini görürüz. Henüz filmin başlarında, Jeffrey’nin babası bahçeyi suladığı sırada kaza geçirip yere düşer ama o hâldeyken bile hortumu tutuş şekli fallik simge olarak gösterilir. Babasının hastahaneye kaldırılması sonucu Jeffrey’nin kasabaya dönmesi ve filmin sonlarına doğru aynı hortumla bahçeyi sulaması Freudyen bakış açısıyla yaşlı adamın iktidarını oğluna devredişi olarak okunabilir.

Blue Velvet Üzerinden Oedipus Kompleksinin Gösterimi

Sandy ile birlikte kesik kulak gizeminin Dorothy ile bağlantısı olduğunu öğrenen Jeffrey, ipucu bulmak için Dorothy’nin evine gizlice girer. Dorothy eve erken gelince de dolaba saklanır. Fakat dolaptan gelen sesler sonucunda Dorothy, Jeffrey’nin varlığından haberdar olur. Eline bir bıçak alıp Jeffrey’i sorgular. Korkarak, dolabından kendini dikizleyen yabancının kim olduğunu öğrenmeye çalışır. Freud’a göre kadın iğdiş edilmiştir ve ‘iktidar’ sahibi olabilmesinin tek yolu da fallusa ulaşmasından geçer. Bu görüş doğrultusunda; Dorothy’nin Jeffrey’i ilk kez gördüğü ve onu elindeki bıçakla tehdit ederek soyduğu sahnede de bıçak, iğdiş edilmiş kadının iktidar sahibi olmak istediğini gösterir. Aynı şekilde makas da Frank’in, Dorothy’nin kocası Don’un kulağını keserek onu iğdiş ettiği fallik bir simgedir. Dorothy’nin kocasını ve oğlunu kaçıran Frank ise; 50’li yaşlarda, sapkınlık derecesinde şiddet ve cinselliğe takıntılı, narsist, oedipus kompleksine sahip, kirli işlerle uğraşan bir polistir.

Fallik dönemdeki erkek çocuğun annesine duyduğu aşkın/cinsel ilginin baba tarafından cezalandırılacağı korkusu ve babayı saf dışı bırakma isteği olan oedipus kompleksi, Frank’te yoğun bir şekilde gözükmektedir. Dorothy, Jeffrey’i tehdit ederken, Frank’in eve gelmesiyle birlikte Jeffrey tekrar dolaba saklanır. Freudyen bakışa göre başarısız bir fallik dönemin sonucu olarak sadomazoşist zevkler ve cinsel sapkınlıklar ortaya çıkmaktadır. Sadomazoşist zevkleri olan Frank, Dorothy’i cinsel ilişki için zorlar. Frank’in sevişirken Dorothy’e “mommy” diye seslenip, kendine de hem “baby” hem de “daddy” demesi, oedipus kompleksinin yansımasıdır. Çoğu dönemle ilişkili olan skopofilik dürtü (izleme hazzı) hem iki farklı erkek hem de yönetmen ve seyirci tarafından “dikizlenen” Dorothy üzerinden gösterilmektedir. Jeffrey’nin dolapta olduğu ve Dorothy ile Frank’i izlediği sahnede; Frank, Dorothy’i karşısından izler, izleyici ise hepsini birden izler. Bu sahnede izleyiciyi; hem Frank ile hem de Jeffrey ile özdeşleştirilerek, Dorothy üzerinden farklı skopofilik hazlar yaratılır. Aynı zamanda bu sahnede hem Frank’in Dororthy’e hem de Dorothy’nin Jeffrey’e söylediği ve bolca tekrar edilen “bana bakma” sözünün eril bakışı simgelediği söylenebilir ve kişinin iktidar sahibi olma arzusunu gösterir. Yine bu sahne Jeffrey için primal scene (ilksel sahne), yani anne ve babasının cinsel ilişkisine tanık olma, anıdır. Burada Jeffrey çocuk olarak konumlanırken, Frank baba figürü, Dorothy de anne figürü olur. Böylece kendisi de oedipus kompleksi yaşayan Jeffrey, Frank’i düşmanı olarak görüp, Dorothy’e yardım etmek için gereken içsel motivasyona ulaşır. Fallik dönemde gerçekleşen oedipus kompleksi, filmin üç ana karakterini etkisi altına almıştır. En son Frank’i öldürdüğünde ise iktidar sahibi olur ve hem gerçek hem de mecazi anlamda görevini tamamlayarak (fallik dönemi geçerek), oedipus kompleksini aşmış olur.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi