Advertisement


Ridley Scott’ın yönettiği; Harrison Ford, Rutger Hauer, ve Sean Young gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı, 1982 yapımı Blade Runner, sinema tarihinin en önemli bilimkurgu filmleri arasında yer alır. Philip K. Dick’in Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? – Do Androids Dream of Electric Sheep? isimli romanından uyarlanan film, izleyiciyi 2019 yılının Los Angeles’ına, dünyanın artık distopik bir yaşam alanı hâline geldiği bir döneme davet eder. Firmalar, replikant olarak anılan, dış görünüm olarak insan türünden ayırt edilemeyen robotlar üretirler ve bu robotlar, tehlikeli ve illegal işlerin halledilmesi için kullanılır. Blade Runners isimli özel polisler de bu replikant‘ları yakalamakla görevlidir. Bu konuda uzman olan Rick Deckard, görevini bıraktığı dönemde Los Angeles’a gelen bir grup replikant‘ı yakalamak için verilen son bir görevi kabul eder. Ancak kalabalık olan bu şehirde, görünüm olarak insandan hiçbir farkı bulunmayan bu replikant‘ları tespit etmek hiç kolay olmayacaktır.

Vizyona girdiği dönemde olumlu ve olumsuz eleştiriler alan film, zaman içerisinde kült mertebesine erişti. Rick Deckard’ın bir replikant olup olmadığı sorusu, bugün bile hâlen konuşulmaya devam ediyor. Kendisinden sonra gelen birçok filme de ilham kaynağı olan bu film, kamera önünde yaşananların yanında yapım sürecinde meydana gelen olaylarla da adından söz ettiriyor.

Yönetmeninden, oyuncu kadrosuna; teknik özellerinden, kamera arkasında yaşanan birçok detaya kadar Blade Runner hakkında bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Blade Runner Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Martin Scorsese, Romanı Filme Uyarlamak İçin Philip K. Dick ile Görüşmüş

1969 yılında Martin Scorsese, The Age of Innocence ve Gangs of New York filmlerinde birlikte çalıştığı senarist Jay Cocks ile beraber romanı filme uyarlamak için Philip K. Dick ile görüşmüş. Ancak ilerleyen süreçte bu konuda herhangi bir gelişme kaydedilemediği için bu proje başlamadan bitmiş. Gelinen son noktada Ridley Scott filmi yönetmesi için projenin başına getirilmiş.

Blade Runner’dan Önce Film İçin Düşünülen İsimler

Romanın adı olan “Do Androids Dream of Electric Sheep?”’ten hareketle film için ilk başta Android ve Dangerous Days isimleri arasında gidip gelinmiş. Filmin ismi, Alan Nourse’ün 1974 yılında yayımlanan The Bladerunner isimli romanından geliyor. William S. Burroughs ise Nourse’un kitabına dayanarak bir senaryo ve Blade Runner: A Movie isimli kısa bir hikâye (novella) yazdı. “bladerunner” terimi Nourse’un romanında tıbbı araç ve gereçlerin yasadışı kaçakçılığının yapılmasıyla ilgili bir terim olarak kullanıldı.

Roman ve Film Arasındaki Farklar

Roman ve film arasındaki en büyük farklardan biri Rick Deckard karakteri. Romandaki Deckard, evli ve eşinin sevgisini kazanmak için birçok şey yapan bir karakter olarak karşımıza çıkarken; filmdeki Deckard ise tek başına viski içen ve tek boynuzlu atları düşleyen yalnız bir insan olarak anlatılır.

Roman ve film arasındaki göze çarpan bir diğer fark, romanın hayvanların soyunun neredeyse tükendiği bir dünyada geçiyor olması. Hayvan sahibi olmanın statü sembolü kabul edildiği ve insanların daha ucuz bir alternatif olarak hayvanların mekanik kopyaları ile yetinmek zorunda olduğu bir dünya tasvir edilir kitapta. Filmde ise böyle bir anlatım şekli yoktur.

Ayrıca romanda replikant terimi hiçbir şekilde geçmez, bunun yerine-adından anlaşıldığı üzere- android kelimesi kullanılır. Görüldüğü üzere film, baz aldığı romanı birebir uyarlamak yerine değişiklikler yaparak özgün bir uyarlama olarak sinema tarihinde yer almış.

Rick Deckard Rolünü Canlandırması İçin Düşünülen İsimler

Dustin Hoffman, ilk başta Rick Deckard rolünü canlandırmak için filme dâhil olmuş fakat karaktere yeni şeyler katmak istediği ve yapım ekibiyle bu konuda fikir ayrılıkları yaşadığı için filmden ayrılmış. Dustin Hoffman’ın rolü bırakmasından sonra Gene Hackman, Sean Connery, Jack Nicholson, Paul Newman, Clint Eastwood, Tommy Lee Jones, Arnold Schwarzenegger, Al Pacino, Robert Duvall, Judd Hirsch, Cliff Gorman, Peter Falk, Nick Nolte ve Christopher Walken gibi dönemin birçok önemli oyuncusu Rick Deckard’ı canlandırması için düşünülen isimler arasındaymış. Yapılan görüşmeler sonucunda rolü usta oyuncu Harrison Ford aldı.

Ridley Scott’ın Roy Batty Rolünü Canlandırması İçin Düşündüğü Tek İsim Rutger Hauer

Ridley Scott, Rutger Hauer’in Turkish Delight, Katie Tippel ve Soldier of Orange filmlerini izledikten sonra filmin kilit karakterlerin biri olan Roy Batty rolünü onun canlandırmasını istemiş. Deneme çekimine girmeden rolü kapan Haurer, kariyerinin en unutulmaz performanslarından birini sergiledi.

Filmdeki Dünyanın Mimarisi, Fritz Lang’in Metropolis Filminden Esinlerek Yaratılmış

Blade Runner’da, hikâyenin geçtiği 2019 yılının Los Angeles’ına baktığımızda Fritz Lang imzalı sessiz dönemin en önemli filmleri arasında yer alan Metropolis’ten izler taşıdığını görürsünüz. Filmde gördüğümüz koşuşturma içerisindeki kalabalığın doldurduğu sokaklar, göğe uzanan binalar, şehri bir ağ gibi boydan boya kaplayan ulaşım cihazları ve daha birçok şey, Metropolis’teki distopyadan izler taşıyor.

Filmin Gergin Geçen Set Ortamı 

Blade Runner, iyi bir bilimkurgu filmi olmasının yanı sıra gergin çeken set ortamıyla da sinema dünyasında çok konuşulur. Amerikan sendika kuralları nedeniyle, yönetmen Ridley Scott kendi kurduğu ekibi sete getiremedi. Ayrıca Scott’ın sanatsal seçimleri, ekiptekiler ve yapımcılar tarafından tepkiyle karşılandı. Ekipte yer alan bazı Amerikalılar, yönetmenin soğuk ve insanlarla arasına mesafe koyan bir kişiliği olduğunu düşünüyordu. Scott’ın mükemmeliyetçiliği, bazen 13 saat süren çekim günlerinin gerçekleşmesine neden oldu. Bu süreçte işten çıkarılanlar ve ekipten ayrılanlar da oldu. Bütün bu komplike sürece rağmen filmin çekimleri tamamlandı.

Ridley Scott, Filmin Başında Aksiyon Dozu Yüksek Bir Sahne Çekmeyi Planlamış

Normalde Ridley Scott, filmin başında Rick Deckard’ın acımasız kişiliğini izleyiciye göstermek için aksiyon dozu yüksek bir sahne çekmeyi planlamış. Söz konusu bu sahne, Deckard’ın kırsal kesimde yer alan bir evde sessizce beklemesiyle başlıyor. Bu sırada tencerede çorba kaynıyor ve bir adam, koruyucu kıyafetleriyle içeri girerek çorba alıyor. Daha sonra Deckard, kendisine seslenen bu adamı hiçbir kelime etmeden vuruyor ve adamın yapay alt çenesini çıkararak onun bir replikant olduğunu anlıyor. Filmde yer almayan bu sahne, yıllar sonra gelen devam filmi Blade Runner 2049’ın açılış sahnesinde benzer bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Rick Deckard Bir Replikant mı?

Blade Runner’la ilgili yıllardır süregelen bir tartışma konusu ise Rick Deckard’ın bir replikant olup olmamasıdır. Bu soru üzerinden filmle ilgili nice makaleler ve incelemeler yazılmış, teoriler ortaya atılmıştır. Biz de sinema dünyasında bir şehir efsanesine dönüşen bu sorunun cevabını, hem Deckard’ın Rachael ile konuştuğu sahne üzerinden hem de Ridley Scott’ın açıklamalarından yola çıkarak kısaca irdelemeye çalışacağız.

Blade Runner, insan ve replikant ayrımı yapmanın iyice zorlaştığı bir evrende geçer. Rachael ve diğer replikantların gözlerindeki kırmızı parıltısı, onların birer replikant olduğunu söyleyen önemli bir ayrıntıdır. Deckard’ın bir replikant olup olmadığı sorusu ise Deckard’ın Rachael’la konuştuğu bir sahnede kırmızı bir yansımayla verilir. Özellikle Deckard’ın, Rachael’a peşinden gelmemesi gerektiğini söylediği sahnede gözünde-tıpkı diğer replikant‘lar gibi- bir kırmızı ışık beliriyor. Ridley Scott’ın filmin içerisine özenle yerleştirdiği bu detay, filmin en önemli sorusunu izleyiciye sorduruyor. Film boyunca takip ettiğimiz Deckard’ı, çoğu zaman bir insandan tam olarak ayırt edemiyor oluşumuz ise bunu destekler nitelikte.

Ridley Scott, yıllar sonra film için verdiği bir röportajda Deckard’ın bir replikant olduğunu söyledi. Tek boynuzlu at origamisinin Deckard’ın bir replikant olduğunu kanıtladığını söylüyor Ridley Scott. Fakat yönetmenin bu açıklamasına rağmen bugün bile Deckard’ın bir replikant olup olmaması durumu filmle ilgili sinema sohbetlerinde hâlen konuşulmaya devam ediyor.

Rutger Hauer’in “Like Tears in Rain” Monoloğunda Değişiklik Yapması

Filmin final sahnesinde Rick Deckard ve Roy Batty, yüzleşir; Roy Batty, ölmeden önce Deckard’a ikonikleşmiş “Like Tears in Rain” monoloğunu söyler. Aslında bu monolog, orijinalinde daha farklıymış. William Blake’in America: A Prophecy in Chew’s Eye Works adlı kitabından esinlenerek yazılan bu monolog normalde 20-25 satırdan oluşuyormuş. Ancak Rutger Hauer, 20-25 satırlık bu monoloğu doğaçlama yaparak kısaltmış ve monoloğunun sonuna “All those oments will be lost in time like tears in rain. – Tüm o anlar zamanla kaybolacaklar, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.” kısmını eklemiş.

Filmin Sahip Olduğu 7 Farklı Versiyon

Warner Bros.’un filme yaptığı aşırı müdahaleler yüzünden Blade Runner, tam 7 farklı versiyona sahiptir. Özellikle Ridley Scott’ın 1992 yılında düzenlediği kurguda Rick Deckard’ın dış sesini kaldırılırken; yapımcıların isteği üzerine filmin karamsar bakışı ile çelişen mutlu son sahnesi kurgudan çıkarıldı. Bu versiyonlar arasında izleyicilerin beğeniyle karşıladığı versiyon ise vizyon tarihinden tam 25 yıl sonra 2007’de yayınlanan ve Ridley Scott’ın kendi kurgusu olan “The Final Cut” versiyonudur.

Vangelis’in Filmin Müziklerini Besteleme Süreci

New Age ve elektronik müzik alanlarında ortaya koyduğu işlerle müzik dünyasında varlık gösteren Vangelis, filmin müziklerini hazırlarken senaryoyu okumak yerine filmdeki görüntülerin üzerinde bıraktığı etkilerden yola çıkmış. Filmden ilk görüntüleri görür görmez müzikleri bestelemeye başlayan Vangelis, elektronik ve akustik enstürmanlar yardımıyla filmin müziklerine imza atıyor.

Işık ve Gölgenin Etkili Kullanımı

Blade Runner’ın görsel dili, bireylerin insan mı yoksa bir replikant mı olduğu konusundaki ikilemi izleyiciye yansıtırken ışık ve gölge durumlarını başarılı bir şekilde kullanır. Işık ve gölge gibi tezatlık yaratan kavramlar filmin her anına sirayet eder. Tech noir türündeki film, 2019 yılının Los Angeles’ını devasa neon tabelalarla kaplı yüksek binalarla ve binalar arasında kalan karanlık, tenha sokaklar vasıtasıyla ekrana yansıtır. Yani filmdeki atmosferin yaratılmasında ışık ve gölgenin ahenginden yararlanılır. Hâliyle bu durum, bütünlük ve yarattığı evren içerisinde tutarlı bir dünyayı filme aktarır.

Dahası ışık ve gölgenin kullanımı, kendisinin bir insan olduğuna inanan Rachael’ın Deckard tarafından sorguya çekildiği sahnede de kendisini hissettirir. İlk gördüğümüz sahnede Rachael’ın yüzü tamamen aydınlıktır. Altın tonlarının yer aldığı bu sahne, Deckard’ın Rachael’ı teste sokmasıyla bambaşka bir yapıya bürünür ve kadraja gölgeler girer. Bu dakikadan itibaren Rachael’ın yüzüne gölgelerin vurduğunu görürüz ancak Rachael’ın gözleri halen parlamaya devam eder. Bu sahnedeki ışık ve gölgenin birleşimi, filmin en unutulmaz sahnelerinden birine önemli katkılarda bulunur.

Filmin Hayal Kırıklığı Yaratan Gişe Macerası

Blade Runner, 30 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi ve Amerika’daki vizyon macerası boyunca toplamda 32 milyon dolarlık bir gişe hasılatı elde etti. Filmin umut edilen gişe hasılatı performansının altında kalmasının sebebi ise E.T. ve The Thing gibi o dönem gişeye hâkim olan filmlerle aynı zamanlarda vizyona girmiş olması. Film, gişe macerasında istediği başarıyı elde edemedi ama zaman içerisinde sinema tarihinde kült bir konuma erişti.

Devam Filmi ve Yayınlanacak Olan Anime Dizisi

1982 yapımı Blade Runner, kendisinden 35 yıl sonra 2017 yılında Blade Runner 2049 isimli bir devam filmine kavuştu. Denis Villeneuve’ün yönettiği , Blade Runner’ın 30 yıl sonrasında yaşananları izleyiciye aktaran Blade Runner 2049, izleyicilerin gözünde kendi ayakları üzerinde duran iyi bir devam filmi olarak görüldü.

Hatta 2018 yılında Blade Runner serisine, Blade Runner – Black Lotus isminde 2032 yılında-iki film arasındaki zaman diliminde- geçecek bir anime dizisinin hazırlanacağına dair haberler ortaya çıkmıştı. Blade Runner evreninden bazı tanıdık karakterleri bünyesinde barındıracak olan bu anime dizisinin Adult Swim kanalında yayınlanacağı söyleniyordu. Ancak aradan geçen iki yıl sonucunda bu projeyle ilgili yeni haberler çıkmadı. Önümüzdeki dönemlerde bu anime dizisinin yayınlanmasını dört gözle bekliyoruz.

Kaynak: IMDB, What Culture

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information