1970 yılında doğan Paolo Sorrentino, çektiği iki kısanın ardından ilk uzun metrajı Bir İnsan Daha – L’uomo in più’yu doğup büyüdüğü Napoli’de çeker. Daha ilk filmiyle Venedik Film Festivali’nde boy gösteren genç yönetmenin önünün açık olduğu o zamanlardan bellidir. 2004 yapımı Aşkın Getirdikleri – Le conseguenze dell’amore ile ise daha sonra pek çok kez konuk olacağı Cannes Film Festivali’ne ilk adımını atar. Arka arkaya çektiği filmleriyle Croisette’in kapısını arşınlamaya devam eden Sorrentino, kendi başyapıtı Muhteşem Güzellik – La grande bellezza ile bir de Oscar kazanarak başarısını perçinler.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda İtalyan sinemasının son yıllarda en öne çıkan yönetmenlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz Paolo Sorrentino, yeni filmi Loro’da, kendi ülkesinin yakın dönemdeki politik tarihine derin izler bırakan Silvio Berlusconi’nin peşinden gidiyor. Berlusconi’nin, bir yandan özel hayatını işlerken diğer yandan politika tarafındaki icraatlarını da gündeme getiren filmin başrolünde Sorrentino filmlerinden tanıdık olduğumuz Toni Servillo yer alıyor.

Paolo Sorrentino’nun ismini biyografik filmlerle yan yana getirmek ilk başta zor gelebilir ki kariyerindeki çoğu işin bu tarzda olmadığını pekâlâ söyleyebiliriz. Ancak şimdiye kadar çektiği her filminin senaryosunu da yazan yönetmenin, çıkış noktası olarak tarihsel kişilikleri, yaşanmış olayları ve hatta tarihe damga vurmuş bir sözü aldığını görmek mümkün. Örneğin 2001 yapımı Bir İnsan Daha, 1994 yılında intihar eden futbolcu Agostino Di Bartolome ve şarkıcı Franco Califano’dan etkilenerek yazılmıştır. Yönetmenin, İngilizce olarak çektiği ilk filmi olan Olmak İstediğim Yer – This Must Be the Place’in ana karakteri Cheyenne, The Cure’un solisti Robert Smith’in beyazperdedeki yansıması olarak karşımıza çıkar. 2015 yapımı Gençlik – Youth ise, İtalyan sanatçı Riccardo Muti’nin, İngiltere Kraliçesi’nin konser davetini kabul etmemesini çıkış noktası olarak alırken Mick karakteri ise Roger Corman, Sidney Lumet ve William Friedkin’in harmanlanmasından ortaya çıkmıştır Sorrentino’ya göre. Yönetmenin başyapıtı Muhteşem Güzellik ise, Gustave Flaubert’in “Hiçbir şey hakkında bir kitap yazmak istedim.” sözünden kaynağını alır.

Paolo Sorrentino’nun İki Biyografik Filmi: Il divo ve Loro

Gelgelelim takvimleri bugünden biraz geri sarıp 2008’e geri döndüğümüzde, Paolo Sorrentino’nun gerçek anlamda bir biyografi olarak adlandırabileceğimiz bir filmi çıkıyor karşımıza: Il divo. İtalya politikasının en az Silvio Berlusconi kadar tartışmalı bir diğer ismi olan Giulio Andreotti’yi merkezine alan Il divo, yönetmenin müdavimi olduğu Cannes Film Festivali’nden ödülle döndüğü ilk filmi ayrıca. Başbakanlık yaptığı 20 yıllık dönemde ismi mafyayla anılıp birçok faili meçhul cinayetin arkasında olduğu düşünülen Andreotti’yi, Toni Servillo’nun resmettiği film, aslında pek çok bakımından Loro’nun öncüsü olarak gösterilebilir. Örnek vermek gerekirse Il divo’da, yaşanmış birçok tarihi olay arka arkaya sıralanırken aslında tüm bunlar aslında, Andreotti’nin sinsi zekâsının bir yansıması olarak kurgulanmıştır. Benzer şekilde Loro’da, Silvio Berlusconi’nin hayatından kesitler görürüz ancak filmin arkasındaki ana motivasyon, karizmasıyla ikna gücünü birleştiren bir adamın yarattığı illüzyonlardır. Keza, Toni Servillo da bir röportajında Berlusconi’nin, ya da daha güncel bir örnek olan Trump’ın, kendilerini dramatik bir biçimde yükselten bir lider figürü yaratarak insanları “baştan çıkardığını” söylüyor ve ekliyor: “Bu baştan çıkarıcı etkinin esas kaynağı zevk elbette ki. Örnek vermek gerekirse, filmde, insan bedeninin aşırı derecede sergilenmesini, o liderlerin empoze etmeye çalıştığı yüzeysel zevki imgeleyen bir metafor olarak kullandık. Çünkü Berlusconi’nin kendisi de gücünü bu yüzeysellikten alıyor: çok inceleme, fazla karıştırma ve herkes güzel zaman geçirsin.” Sorrentino ise, tıpkı 2008 yapımı filmi gibi Loro’nun da klasik bir biyografi olmadığını belirtirken film hakkında perspektifini şu sözlerle açıklıyor: “Bu film, kabalığın zaferi hakkında… Bu ikilem, rahatsız edici olabilir ve böyle bir film izleyicilerden daha az pozitif reaksiyonlar alacaktır ancak kabalığın güzelliğini göstermek gerekli. Çünkü gerçekten de güzel.

Prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapıp başroldeki Toni Servillo’ya Elena Sofia Ricci ve Riccardo Scamarcio gibi isimlerin eşlik ettiği Loro, sinemalarda. Filmin eleştirisini buradan okuyabilirsiniz.

Kaynak: Vulture

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi