Ben 8, abim ise 11 yaşındaydı. Yıl 1981’di ve annemin hastanede, babamınsa çalışıyor olmasından dolayı başka bir Türk ailenin yanındaydık… Ailenin evinde her türlü film vardı ve bize bir katalog verdiler. Onlar Disney filmlerini izlememizi istese de abim zombi filmi izlememiz konusunda ısrar etti. Böylece 8 yaşında, Ölülerin Şafağı – Dawn of the Dead’in kesilmemiş versiyonunu ve de tüm o insanların parçalanmasını izledim. Şoka uğradım fakat filmin sonunda isimleri gördüğümde bunun insanlar tarafından yapıldığını ve film olduğunu öğrendim. Sonraki gün kütüphaneye gidip film yapımı hakkında bir kitap ödünç aldım ve her şey böyle başladı.”

Yeni filmi Altın Eldiven – Der goldene Handschuh’a bir göz atmak için çıktığım yolculukta Fatih Akın’ın bu sözlerine denk gelmiş olmam, beni oldukça şaşırtıyor aslında. Korku filmlerinin kamera arkasına geçmesindeki ana motivasyon kaynağı olmasının yanında o yaşlardan beri bu türde bir film çekme isteğinin süregeliyor olması da cabası. Bu cümleleri okuduktan sonra ister istemez yönetmenin filmografisinde bir tura çıkma ihtiyacı hissediyorum ve böylece soluğu 1998 yılında alıyorum.

1973’te Hamburg’da doğup burada büyüyen, daha sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Görsel İletişim Bölümü’ne giren Fatih Akın, henüz eğitim hayatı bitmeden 1998’de Kısa ve Acısız – Kurz und schmerzlos’u çeker. Dahası, bu filmiyle Avrupa’nın prestijli festivallerinden Locarno’da ödül kazanır. Daha sonra, Akın’ı Berlin Film Festivali’yle tanıştıran Temmuz’da – Im Juli ve ardından onu İstanbul Film Festivali aracılığıyla ilk kez Türkiye topraklarına taşıyan Solino gelir. Sırada ise Duvara Karşı – Gegen Die Wand vardır. Sonuç Altın Ayı olur; böylece yalnızca Türkiye ya da Almanya değil, tüm Avrupa Fatih Akın ismini öğrenir. 2005 yılında gösterilen müzik belgeseli İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek – Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul’un ve aynı yıl yapılan Cannes Film Festivali jüri üyeliğinin ardından ise Yaşamın Kıyısında – Auf der anderen Seite karşımıza çıkar. Bu kez de Croisette’ten gelen ilk ödülü kucaklar yönetmen. Dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Aşka Ruhunu Kat – Soul Kitchen’ın ardından gelen Kesik – The Cut ve Elveda Berlin –  Tschick, yönetmenin filmografisindeki en zayıf iki halka olarak görülse de 2017 yapımı Paramparça – Aus dem Nichts’in kazandığı Altın Küre, Akın’ın isminin bu sefer de Amerika topraklarına ulaşmasına vesile olur.

Bu minik turumu tamamladığımda Altın Eldiven’in düşündüğümün aksine, Elveda Berlin’in ardından yazılı bir metne dayanan ikinci Fatih Akın yapımı olduğunu; ancak tahmin ettiğim gibi yönetmenin ilk korku filmi olduğunu fark ediyorum. Bu kez de çocukluk hayali için neden bu denli beklediğini ve neden tam da şimdi bu filmi çekmeye karar verdiğini düşünüyorum ve cevabı bu sefer Akın’ın kendisi veriyor: “Öncelikle korku türünü her zaman sevdim, hep bir korku filmi çekme sevdasındaydım ama Alman sanat sinemasından bir yönetmene bu seçenek maalesef çok uzaktır. Tanınıyor ve övgülerle karşılanıyorsunuz ama bu ‘sanat filmi çeken yönetmen’ etiketine de hapsoluyorsunuz. Bu tanımı çok zorlamayacak, inandırıcı bir korku öyküsü arıyordum ki Fritz Honka’yı öğrendim. Üstelik eskiden mahallemde yaşamış bir seri katildi!

Bu tanışma, Heinz Strunk’un 2016’da yayımlanan romanı aracılığıyla gerçekleşiyor. Eseri okur okumaz haklarını satın alan Akın, eseri beyazperdeye uyarlama konusundaki kesin kararını filmin de geçtiği bara gittikten sonra verir. Çünkü orada tanıştığı yaşlıca bir kadın, ona gerekli ilhamı sağlamıştır: “…O kadın, 40 yıl boyunca nasıl evli kaldığını ve çocuklarıyla kocasının kendisini nasıl terk ettiğini anlattı. Ne yapacağını bilmiyordu ve tüm parasını o barda içki içerek harcıyordu. O kadın, içimdeki bir şeylere dokundu ve sonraki sabah ve ondan sonraki sabah melankolik olduğunu hissettim. Bu kadın kendisini öldürmese de yavaş yavaş ölüyordu ve bunun hakkında bir şeyler söylemeye değerdi.”

Öte yandan filmin zamanlaması da bir bakıma mânidar. Bunun nedeni Akın’ın bir sonraki projesinin, Hollywood’a adım atacağı Stephen King uyarlaması Firestarter olması. Kim bilir belki de çok düşük bütçeyle kısa zamanda çektiği ve “neredeyse bir öğrenci filmi” olarak tanımladığı Altın Eldiven, yine aynı türde olacak Hollywood uyarlaması öncesi bir deneme olarak görünmüştür yönetmen için.

Başroldeki genç oyuncu Jonas Dassler’in etkileyici bir fiziksel dönüşüm geçirdiği Altın Eldiven, 12 Nisan’da sinemalarda.

Kaynak: Collider & Cumhuriyet

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi