Advertisement
lpOcAMI0sEI


The Vast of Night filminin yönetmeni Andrew Patterson, New York Times’ın Anatomy of a Scene serisinde, filmin en etkileyici sahnelerinden birini mercek altına aldı.

***Bu yazı The Vast of Night ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Yıl 1958. New Mexico eyaletinin bir kasabasındayız. Kasabadaki herkesin basketbol takımını desteklemek üzere maça gittiği bir akşamda, santral görevlisi Fay ve radyoda çalışan Everett, mesai saatinde hem radyo frekanslarına hem de telefon hatlarına sızan garip bir sesle karşılaşıyorlar. Bu garip sesin kimden ve nereden geldiği konusunda hiçbir fikirleri olmayan ikili, gecenin ilerleyen saatlerinde telefona bağlanan insanların bu sese dair anlattıkları olaylar sonucunda bir bilinmezin içerisine sürükleniyor.

Buraya kadar anlattıklarımız Andrew Patterson‘ın ilk uzun metrajına imza attığı The Vast of Night‘ın çıkış noktasını oluşturuyor. 2019 Slamdance Film Festivali’nde prömiyerini yapan, ardından Toronto Film Festivali’ne konuk olan, geçtiğimiz haftalarda Amazon Prime’da yayınlandıktan sonra sosyal medyada büyük ses getiren The Vast of Night, aslında izleyiciyi film içerisindeki bir filme davet ediyor. Filmin ilk sahnesinde bir televizyon aracılığıyla, 1958 yılında geçen Paradoks Sineması adlı bir programın başladığına tanık oluyoruz. Bir tür The Twilight Zone -diğer bir deyişle alacakaranlık kuşağı- programı olarak nitelendirebileceğimiz bu başlangıç, bizi filmin ana hikâyesine götürüyor ve bu garip sesin yarattığı olaylar silsilesiyle baş başa bırakıyor.

Bir Sahnenin Anatomisi: Andrew Patterson’ın Anlatımıyla The Vast of Night

Yer yer rahatsız eden, yer yer vızıldayan bu sesi David Rosenblad ve Johnny Marshall ikilisi yarattı ve bunun için enstrümantasyon, makinelerin uğuldamasıyla çıkan seslerden tutun da insan boğazındaki seslere kadar birçok şeyi bir araya getirdi. Bu ses, bilimkurgu türündeki bir film için gizem ögesini canlı tutan bir etmen olarak karşımıza çıkıyor.

Bizim ilk başta anlamlandıramadığımız bu garip sesi yaratmak için çok çaba harcadıklarını söyleyen Andrew Patterson, filmdeki Fay karakterini izleyiciyle bütünleştirdiğini söylüyor. Tıpkı Fay gibi biz de başlangıçta ne olup bittiğini bir türlü anlayamıyoruz. Patterson, bu sahnedeki gerilimi yaratırken filmde Fay’e hayat veren Sierra McCormick‘in performansından güç aldıklarını dile getiriyor:

“Sierra McCormick’in performansında yapmayı amaçladığımız şey, bir korku filmi ya da başka türde bir film  izlediğinizde muhtemelen beklediğiniz türden bir aşırılığa kaçmamaktı. Onun çok gerçekçi olmasını ve izleyici için devamlılık sağlamasını istedik. Ve biz onun performansını yoğun bir şekilde prova ederek çalıştık. Bu aslında Sierra’nın deneme çekimine girmeyi seçtiği sahne. Onun seçmelere girdiği andan itibaren bu sahneyi çektiğimiz geceye kadar, biz filmin yolundan geri çekildik çünkü burada büyük bir performans göstererek filmin gideceği yerin büyüsünü bozmak istemedik.”

Ayrıca Andrew Patterson, bu sahnede sette hiçbir sesin çalmadığını söyleyerek bizleri şaşırtıyor. Filmde duyduğumuz bu garip sesle beraber telefonla bağlanan dinleyicilerin sesleri, aslında sahnenin çekilmesinde bir yıl sonra kaydedilmiş. Sierra McCormick ise bu sahnedeki repliklerini, ortamda hiçbir ses olmadan, kuru kuru bir şekilde söylemiş. Sierra McCormick’in, filmin tansiyonunu yükselten olayların başlangıcını izleyiciye yansıtmada etkili bir performans ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

New York Times’ın Anatomy of a Scene serisinde yayınlanan, filmdeki garip olayları başlatan bu sahnenin analiz edildiği videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information