3GK_3KgZios


Wes Anderson filmlerindeki esinlenmelere ve yönetmenin bu esinlenmeleri dönüştürerek nasıl özgün kıldığına odaklanan bir video essay yayınlandı.

Usta yönetmen Wes Anderson denince filmlerine dair akla gelen ilk imgelerden biri filmlerinin görsel tarzı olabilir. Sahnelerdeki dilin oluşmasında mizansen yönetimine büyük önem vermektedir. Anderson, filmlerdeki dünyanın atmosferinin yarattığı beklentiye uygun renk paleti tercih edebilirken tamamen zıt yönde bir tercih de yapabilmektedir. Bu renk paleti kullanımından, simetrik ve dengeli set tasarımına kendine has bir tarz oluşturmuştur.

Wes Anderson filmlerinde yarattığı görsellerde sinema dünyasının klasiklerini anmadan da geçmiyor. Başarılı yönetmen, Alfred Hitchcock, Ingmar Bergman gibi hayranı olduğu yönetmenlerin filmlerinden oldukça yararlanıyor. Elbette bunu sığ bir hırsızlık gibi görmek çok yanlış olur. Önemli olan Anderson’ın bu göndermeleri ne derecede yaptığı ve kendi filmlerinde nasıl çalıştığını analiz etmektir. Thomas Flight’ın hazırladığı video essay, Wes Anderson’ın Hitchcock’un 1966 yapımı Torn Curtain filmindeki bir sahneyi The Grand Budapest Hotel filminde kullanmasını analiz ediyor.  

Wes Anderson İmzalı The Grand Budapest Hotel’deki Alfred Hitchcock Referansı

Wes Anderson’ın filmlerinde eski yönetmenlerin filmlerinden sahneleri kullanması oldukça ince bir ayrıntı olarak görülebilir. Belki de diğer filmleri izlemeden anlaşılamayacak olan bu ayrıntılar Wes Anderson’ın kendi tarzında adeta yoğruluyor. Torn Curtain filminde Paul Newman’ın canlandırdığı Profesör Michael Armstrong karakterinin canlandırdığı sahne için Wes Anderson bir göndermeden ziyade adeta bir yeniden çevrim yapıyor. 

Anderson’ın yaptığı bu yeniden çevrimi basit bir esinlenme olarak görmek doğru değil. Anderson’ın sahnesi iki yönüyle ayrılıyor. Birincisi kendi görsel tarzına ve mizansen kurallarına uygun olarak The Grand Budapest Hotel filminin organik bir parçası haline getiriyor oluşu. Sahnedeki kamera açıları, dekorun kamera ekranına yerleşim biçimi, oyuncuların sahne içerisindeki pozisyonları Hitchcock filmindeki görsellikten tamamen ayrışıyor diyebiliriz. Neredeyse aynı planın çekildiği sahnelerde Anderson sahneyi tekrar yaratırken bir anlamda sahneyi tekrar tasarlıyor ve kompozisyonunu kendisini oluşturuyor. 

Bu görsel tarz sadece göze hoş gelen bir Wes Anderson resitali sunmuyor. Yönetmenin kendi kurduğu dünyanın kuralları aynı zamanda filmdeki gerilim unsurunu yani senaryonun o sahne için amacına uygun bir şekilde ilerlemesini sağlıyor. Bu da Anderson’ın sahnesinin senaryo tutarlılığına bağlanıyor. Bu da olayın ikinci yönü oluyor. Hitchcock, profesörün bir motosikletli tarafından takip edildiğini motosiklete kesme yaparak gösterirken Anderson, profesörün çektiği perdenin üstüne düşen motosiklet yansıması ile bir anlatım sunuyor. Aynı tür gerginlik iki yönetmenin anlatım biçiminin farklılığından doğuyor. Bu Anderson’ın görsel anlatım dilinin senaryoya olan katkısına spesifik bir örnek olarak veriliyor.

Anderson’ın ayrıca Hitchcock’ın filmindeki bu takip sahnesi ile zeki bir şekilde oynayarak bir gönderme yapıyor. Torn Curtain filminde Profesör, The Grand Budapest Hotel filminde ise Jeff Goldblum’un canlandırdığı Deputy Kovacs karakteri takip ediliyor. Anderson çok iyi bildiği bu sahnede, izleyicinin beklentilerini de bildiği için senaryo kurgusunu kendi amacına hizmet edecek şekilde değiştirerek bir anlamda az önce bahsettiğimiz maddeleri uygulamaya koyuyor. 

Kaynak: Thomas Flight

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information