Bir bilimkurgu filmi, yeni gezegenler ya da yaratıklar yaratan bir yapılar bütünüdür, ben ise daha çok bildiklerimizle ilgiliydim.” Fransız yönetmen Claire Denis, yeni filmi High Life’tan bu sözlerle bahsediyor. Kariyeri boyunca ana dilinde filmler çeken yönetmen, 72 yaşında yönünü değiştirerek ilk kez İngilizce bir yapıma imzasına atıyor. Dahası önceleri hiçbir deneyiminin bulunmadığı bilimkurgu janrasında yapıyor bunu. Gelgelelim yönetmenin de bahsettiği gibi, uzay fenomeni aşina olduğumuzun oldukça dışında ele alınıyor filmde. Bu, bir bakıma şaşırtıcı değil aslında. 1999 yapımı kendi harikası İyi İş – Beau travail’de, Herman Melville’in orijinal eserinden bambaşka bir bakış açısıyla yorumlayan, Her Gün Başka Bir Bela – Trouble Every Day’de vampir filmlerine farklı bir yorum getiren ve hatta son filmi İçimdeki Güneş – Un beau soleil intérieur ile sıra dışı bir romantik komediye imza atan Denis’den, kalıplaşmış bir bilimkurgu filmi beklemek büyük bir hata olabilir.

High Life, Dünya’da ölüm cezasına çarptırılmış bir grup mahkûmun bilimsel deneyler için bir uzay gemisiyle yolculuk etmesini anlatıyor. Büyük çoğunluğu Dünya dışında geçen filmde; yüksek teknoloji harikası, pırıl pırıl bir iç mekân yerine gayet sade ve hatta sanki 80’lerden kalmış, eski püskü bir uzay aracı var karşımızda. Ve bu mekik, uzay keşifleri gibi ulvi amaçlardan ziyade zaman içerisinde bunun geri dönüşü olmayan bir yolculuk olduğunu fark eden “astronot”lar için bir nevi hapishane. Hikâyemizin ana kahramanı Monte ise tüm bunlara en iyi adapte olabilmiş karakter ve bunu biraz muhafazakâr bir yapıda olmasına borçlu belki de. Ancak her şeyin sonunda umuda dokunabilecek kadar uzaklıkta olan tek karakter aynı zamanda. Claire Denis, yaklaşık 10 yıl önce bu hikâyeyi kafasında olgunlaştırmaya başlarken işe Monte’den başlamış. Bir uzay aracındaki yalnız bir karakter, yönetmeni yazmaya iten ilk etmen olurken daha sonra bir çocuk, ölüm cezası ve kara delik gibi temalar da senaryoda yer bulmaya başlamış kendisine. Daha önce pek çok kez olduğu gibi Jean-Pol Fargeau ile çalışan Denis, filmin lineer olmayan zaman akışının ise gayet doğal olduğunu, hatta hâlihazırda öyle olmasını gerektiğini düşünüyor: “Senaryoyu yazmaya başladığımda tek olası başlangıç bahçe, bebeğin babasını çağırması, babanın boşlukta bir şeyleri yeniden gömmesi, çocuğun ağlamaya başlaması ve o boşluğun dolmasıydı… Bu macerayı tamamen kronolojik sırada anlatamazdım. Filmin, Monte’nin hafızasının bir parçasından başka bir şey olmasını istemedim.

Claire Denis, senaryoyu yazdığı sırada Monte’yi 50 yaşlarında hayal etmeye başlamış ve kafasındaki oyuncu ise Philip Seymour Hoffman imiş. Fakat Hoffman’ın 2014’teki ölümü, yönetmenin olası planlarını bozmuş elbette ki. Sonraki süreçte Daniel Craig’le bir araya gelen Denis,  istediği tınıyı bulamazken son olarak çareyi rolü istediğini baştan beri söyleyen Robert Pattinson’a vermiş. Düşündüğünden çok daha genç olmasına rağmen onda karakterin yansımalarını gören yönetmenden rolü kapan Pattinson ise 2009 yapımı Beyaz İnsan – White Material’dan bu yana hayranı olduğu usta isimle çalışma imkânını nihayet yakalamış böylece. Öte yandan Dibs karakteri için ise ilk olarak Patricia Arquette düşünülmüş ve hatta oyuncuyla anlaşma da sağlanmış. Lakin prodüksiyonunun bir süre ertelenmesinin ardından Arquette’in başka bir projesinin, High Life’ın yeni çekim tarihleriyle çakışması sonucu karakter öksüz kalmış. Tam bu sıralarda Un beau soleil intérieur’ün basın turlarında olan Denis, Juliette Binoche’un karakteri kendisine uygun görmesi hâlinde seve seve filmde yer alacağını söylemesi üzerine arayış pek de uzun sürmemiş.

Bu noktada bir dipnot olarak ilk bakışta High Life’ın kötü karakteri olarak algılanabilecek Dibs’in, yönetmene göre bir kurban olduğunu belirtelim. Hatta Denis’ye göre Dibs, uzayın Midia’sı: “O, hiç kimsenin bir kadının yapamayacağını düşündüğü bir şeyi yapıp kendi çocuklarını öldürüyor. Erkeklerin birçok şeyi yapmalarına izin var fakat kadınlar iyi birer anne olmak zorunda.

Claire Denis: “Benim İçin Filmin Sonunda Bir Umut Var.”

High Life, filozofik ve sosyolojik okumalara son derece açık bir film. Ancak bilimsel bir alt metne sahip olmak ya da bu türden bir altyapı barındırmak, filmin belki de son gayelerinden bir tanesi. Dolayısıyla yukarıda da belirttiğimiz gibi karşımızda alışkın olduğumuz bir uzay ya da bilimkurgu filmi yok. Ancak tüm bunlara rağmen filmin gerçekçi olması ve bilimsel olarak doğru bir metne oturması amacıyla Claire Denis, projenin daha ilk kısmından itibaren Fransız astrofizikçi Aurélien Barrau’dan da fikir almış. İlk etapta yalnızca filmdeki bazı detayları kontrol eden Barrau, daha sonra uzay, yer çekimi, zaman ve kara delik hakkında pek çok fikir verirken sette uzaya dair bilgiler konusunda oyunculara yardımcı olmayı da ihmal etmemiş.

Kara delik demişken filmdeki tasvirle, NASA’nın geçtiğimiz ay yayınladığı görsel arasındaki benzerlik de oldukça dikkat çekici. Bu noktada Barrau’nun katkısı elbette ki çok etkili olmuş fakat filmdeki esas görüntü, Claire Denis ile projede prodüksiyon tasarımcısı olarak da görev almış Danimarka ve İzlandalı sanatçı Ólafur Eliasson’un titiz çalışması sonucunda ortaya çıkmış. Daha önce Eliasson’un Paris’teki bir sergisinden yola çıkılarak çekilen 2014 yapımı Contact isimli kısa filmde çalışan ikilinin, High Life’taki kara delik tasvirinin, bu kısa metrajdaki bazı görüntülerle oldukça benzeştiğini de belirtelim. Öte yandan genellikle sonsuzluğun ve bitişin bir simgesi olarak görünen kara deliğin tasarımı da, yönetmen için farklı bir anlayışın simgesi: “Olufar’ın icat ettiği sarı ışığı incelediğimde bu ışığın benim için bir sonu ifade ettiğini anladım. Kütleçekimsel Tekillik’te olduğu gibi benim için başka bir son yoktu. Asla. Benim için filmin sonunda bir umut var. Üzücü bir son değil yani.

Robert Pattinson ve Juliette Binoche’a André Benjamin, Mia Goth, Agata Buzek, Lars Eidinger ve Claire Tran gibi isimlerin eşlik ettiği High Life, vizyonda.

Kaynak: Collider & The Hollywood Reporter & MovieMaker & Thrillist

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi