Beyoğlu Sineması, festival tadında bir haftayla yaza veda ediyor. Parix, Texas’tan A Separation’a, Apocalypse Now’dan Portrait of a Lady on Fire’a, sinemaseverlerin gönlünde yer etmiş 11 film, 2-8 Ekim’de Beyoğlu Sineması’nda!

Pandemi nedeniyle kapalı kaldığı üç buçuk ayın ardından Covid 19 önlemlerine özel düzenlemelerle kapılarını yeniden açan Beyoğlu Sineması, sinema dünyasından unutulmaz filmleri beyazperdede sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Ağustos ayında kapılarını yeniden açtığı günden bu yana Moonlight, Frances Ha, Manchester by the Sea, Duvara Karşı, Todo sobre mi madre gibi unutulmaz filmleri yeniden beyazperdeye taşıyan Beyoğlu Sineması, yaza festival tadında bir haftayla veda ediyor.

2-8 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Sineması’nda sinemaseverlerle buluşacak olan Yaza Veda başlıklı seçkide; Parix, Texas‘tan A Separation‘a, Apocalypse Now‘dan Portrait of a Lady on Fire‘a, sinemaseverlerin gönlünde yer etmiş 11 unutulmaz film yer alıyor.

11 Unutulmaz Filmi Bir Araya Getiren Yaza Veda Seçkisi, 2-8 Ekim’de Beyoğlu Sineması’nda!

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Beyoğlu Sineması (@beyoglusinemasi)’in paylaştığı bir gönderi ()

Yaza Veda seçkisi kapsamında sinemaseverlerin yeniden beyazperdede izleme şansı yakalayacağı 11 filmin detaylarını aşağıda bulabilir, yarın başlayacak gösterimlerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Climax

Gaspar Noé imzalı Climax, Fransa’daki köhne bir dans kulübünde geçen uzun bir geceyi takip ediyor. 90’ların ortasında 20 dansçı, üç günlük bir prova için ormandaki yatılı bir okulda bir araya gelir. Birbirini yeni tanıyan ekip provalar dışında da eğlenceli vakit geçirirler. Provalar bitmesinin ardından ayrılmadan önce son bir parti düzenlerler. Fakat içkilerin sayısı arttıkça içlerinden bazıları tuhaf davranışlar sergilemeye başlar. Gençler bir süre sonra tamamen kontrollerini kaybeder. Artık onların içine düştükleri girdaba direnmeleri neredeyse imkansızdır. Müzik, dans, gerilim ve cinsellik dolu bu ortamda kimileri cennette olduğunu hissederken kimileri içinse durum cehennemden farksızdır.

Bir Ayrılık – A Separation – Jodaeiye Nader az Simin

Bir Ayrılık’ta boşanmak üzere olan Nadir ve Simin, çocuklarının velayeti konusunda ikileme düşüp kadıdan yardım istemektedir. Bir çok festivalden büyük övgüler alarak ayrılan film, özellikle başrol oyuncularının başarılı performanslarına sırtına dayıyor. Simin, kocası Nader ve kızı Termeh’le birlikte İran’ı terk etmek istemektedir. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için hamile bir genç kadını tutar; ama bu durum daha fazla soruna yol açacaktır.

Soğuk Savaş – Cold War – Zimna wojna

Adamla kadın, savaştan harabe hâlinde çıkan Polonya’da karşılaşır. Farklı geçmişlere ve karakterlere sahip olan kahramanlarımız birbiriyle asla anlaşamayacak tiplerdir; ama kader yollarını ayrılmayacak şekilde birbirine bağlamıştır. 50’li yılların Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris’inin soğuk savaş atmosferini kendine fon edinen Cold War; politik görüş, kişilik özellikleri ve kaderin cilveleriyle savrulan bir çiftin, imkânsız zamanlarda geçen imkânsız aşk hikâyesi.

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – Portrait of a Lady on Fire

Portrait de la jeune fille en feu, 18. yüzyıl sonlarında genç bir kadının portresini yapmakla görevlendirilen bir sanatçının hikâyesini konu ediyor. Marianne, izole bir adada yaşayan genç bir ressamdır. Genç kadın bir gün, manastırdan yeni ayrılan Heloise’in düğün portresini yapmakla görevlendirilir. Ancak portresinin yapıldığından Heloise’in haberinin olmaması gerekmektedir. Marianne, kendisine verilen görevi harfiyen yerine getirmek zorundadır ve bu yüzdenden gündüzleri Heloise’i izleyip, geceleri portresini yapmaya karar verir. Bu durum gönülsüzce evlenmek üzere olan Heloise’in, yaklaşmakta olan düğün öncesi son özgür anlarını Marianne ile geçirmesine neden olur. İki kadın birlikte vakit geçirdikçe, aralarında beklenmedik bir yakınlaşma oluşur.

Paris, Teksas – Paris, Texas

Paris, Texas, toplumdan uzaklaşan bir adamın hayata ve ailesine yeniden bağlanmasını konu ediyor. Travis, içine kapanık bir adamdır. Ruhunda gizlediği şeyleri dışavurmaktan büsbütün kaçınmaktadır. Kimsenin gitmeyi bile düşünmeyeceği yollardan yürümektedir. Bir gün Travis’in kardeşi onu tekrar modern dünyaya davet eder. Kendi oğlu dahil herkes onu beklemektedir. Travis yeniden yollara düşecektir elbette ki; ancak önceki hedefi uzun bir zamandır görmediği eski karısını bulmak olacaktır. Wim Wenders’ın başyapıtı yol filmi kalıplarını bambaşka bir boyuta taşıyor.

Amerikan Rüyası – Arizona Dream

Axel Blackman, ailesi ölünce New York’a yerleşip büyük bir balıkçılık şirketinde tuhaf bir işe girmiştir. İşi balıkları saymaktır! Arizona’da araba satıcısı olan Leo Amca birden ortaya çıkar ve onu memleketine çağırır. Çünkü evlenecektir ve Axel’in nikahta sağdıcı olmasını, sonrasında da işini devralmasını istemektir. Genç adam New York’un antitezi olan Arizona’ya vardığında onu bambaşka renkler beklemektedir. Leo Amca’nın, iki ayrı kadının ve kendisinin hayalleri arasında sıkışıp kalacak mı yoksa çıkış yolunu bulabilecek mi?

Avrupa’daki başarılı kariyeri ardından Amerika topraklarında, Amerika’nın usta oyuncularıyla çektiği Arizona Dream, Kustirica’ya 1993 Berlin’inde hem Altın Ayı hem de Jüri Özel Ödülü’nü getirdi. David Atkins’le birlikte yazdıkları öykünün merkezindeki Axel karakteriyle Johnny Depp’in bir kez daha yıldızlaştığını da ekleyelim.

Cesaretin Var mı Aşka? – Love Me If You Dare – Jeux d’enfants

Birbirlerinin en iyi arkadaşları olan Julien ve Sophie, çocukken başladıkları tuhaf oyunu, yetişkinlik dönemlerinde de sürdürürler. Korkusuzluk içeren bir tür yarışmadır bu oyun. Cüretkar hünerlerini ortaya koyarak birbirlerini yenmeye çalışırlar. Sophie’nin Polonya kökenli olduğu için ırk ayrımı yapan çocuklarca tacizi ve Julien’in hasta annesi ve sorunlu babası nedeni ile yaşadıkları, her ikisini birbirlerine daha da fazla yakınlaştırır. Bu oyun aracılığı ile sık sık birbirlerinin acılarını dindirmek için çaba sarf ederler. Ancak bir açıdan bu oyun, onların birbirleri için yaratılmış olma ihtimalleri gerçeğini savuşturuyor da olabilir.

Straight’in Hikâyesi – The Straight Story

Alvin Straight oldukça sıradan, yaşı geçkin bir adamdır. Kızı ile küçük bir kasabada yaşamaktadır. Bu küçük ailenin pek parası yoktur ayrıca Alvin diyabetlidir. Yaşı nedeniyle araba kullanamaz, kendi başına yürüyemez haldedir. Ancak tüm bunların karşısında inatçılığıyla direnmektedir. Bir gün gelen bir telefonla on yıldır hiç konuşmadığı ağabeyinin kalp krizin geçirdiğini öğrenir. Bunun üzerine çim biçme makinasını alarak kilometrelerce sürecek bir yolculuğa çıkar. David Lynch tüm filmografisine inat, dümdüz ve sıcacık bir filmle seyircinin karşısında.

Buena Vista Social Club

Kendi ülkelerinde her biri ayrı birer efsane olan dört isim… Compay Segundo, Ruben Gonzales, Ibrahim Ferrer, Omara Portuondo ve Eliades Ochoa ve kurdukları unutulmaz grup Buena Vista Social Club… Usta yönetmen Wim Wenders’ın geniş bir perspektiften ve arşivdeki görüntülerin eşliğinde turne ve konser zamanlarını bir belgesele dönüştürdüğü Buena Vista Social Club, belgesel Oscar’ı adayları arasında da kendini göstermişti.

Apocalpyse Now (Final Cut)

Francis Ford Coppola’nın efsanevi eseri Apocalypse Now, yönetmenin kurguladığı Final Cut versiyonu ile, restore edilmiş olarak tekrar seyirci karşısına çıkıyor. 40. yılına özel olarak olarak gösterilecek film Marlon Brando, Martin Sheen, Robert Duvall, Laurence Fishburn, Harrison Ford ve Dennis Hopper gibi muhteşem oyuncuları da bünyesinde barındırıyor. Filmin hikâyesi, Vietnam’da görev yapan bir Amerikan askerinin, kendini tanrı ilan etmiş kaçak bir özel tim albayını öldürmekle görevlendirmesi ile başlıyor.

Annem Hakkında Her Şey – All About My Mother – Todo sobre mi madre

Madrid’te yaşayan yalnız bir anne olan Manuela, henüz 17 yaşındaki oğlunun doğumgününde hayatını kaybetmesine tanık olur. Genç Esteban, başarılı bir yazar olmayı ve de bir gün babasının kim olduğunu öğrenebilmeyi umarak yaşamıştır. Oğlunun günlüğünü okuyan Manuela ardından Barcelona’ya gidip oğlunun babasını aramaya koyulur. Bu süreçte yaşayacakları aşk, dostluk ve keder dolu anlara sebep olur.  İspanyol sinemasının dahi yönetmeni Pedro Almodóvar’ın uluslararası arenada da büyük yankı uyandıran filmi, son derece hüzünlü ve de eğlenceli bir başyapıt.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information