Lumière Film Festivali’nde konuşan usta yönetmen Bertrand Tavernier; film festivallerinin önemi, üzerinde çalıştığı projeler ve Lumière Ödülü’nün bu yılki sahipleri olan Dardenne Kardeşler hakkında açıklamalarda bulundu.

Fransa’nın Lyon kentinde, pandeminin gölgesi altında düzenlenen Lumière Film Festivali, sinemanın her zamankinden çok ihtiyacı olan dayanışma ve bir aradalık vurgusunu yapmaya çalışıyor. 18 Ekim’e kadar sürecek olan festivalde sinema tarihinden klasiklerin restore edilmiş versiyonları, sinemanın önemli isimlerine saygı niteliğindeki gösterimler, dünyanın farklı yerlerinden yeni filmlerin prömiyerleri ve film marketi yer alacak.

A Sunday in the Country, Life and Nothing But, It All Starts Today, In the Electric Mist gibi filmlerin yönetmeni Bertrand Tavernier, bu yıl festival programının konukları arkasındaki önemli isimlerden. Emektar sinemacı 2016 yılında My Journey Through French Cinema belgeseli ve 2017 yılında dokuz bölümlük Voyage à travers le cinéma français belgesel dizisini hazırlamıştı.

Tavernier, Variety’ye verdiği röportajda festivalin, sinema sanatı ile uğraşan yönetmenler için önemli bir buluşma platformu olduğunu vurguladı ve festivalin sinema için önemine dikkat çekti. Klasik filmlerin yanı sıra tüm dünyadan yeni filmlerin prömiyerlerinin de festivalin ana odak noktalarından biri olduğunu söyledi. Bu yılın seçkisinde yalnızca Fransa’dan değil farklı ülkelerden filmlerin de yer aldığını ve böylece asıl olarak sinemanın kendisini öne çıkardıklarını ifade etti.

Bertrand Tavernier, Filmler ile Seyirciler Arasındaki Bağa Vurgu Yaptı

Sinemanın koronavirüs salgını gibi kriz anlarında hiç olmadığı kadar önemli olduğunu dile getiren Tavernier, Lumière gibi festivallerin, izleyiciler ile filmler arasında yaşayan bir bağ olduğuna inandığını söyledi. Filmlerde çalışan insanlarla, filmleri analiz eden, değerlendiren eleştirmenlerle bir arada olma fırsatının yeni perspektifleri açığa çıkardığını söyledi. Tavernier, yayın platformlarının filmleri sadece gösterdiğini ancak daha geniş bağlantıları ve insan boyutunu göremediğini de belirtti.

Festivalde bu yıl Fransız sinemasının önemli isimlerinden; Les Barbouzes, Garde à vue, Les Tontons flingueurs gibi filmlerin senaristi Michel Audiard da anıldı. Bu yıl 100 yaşında olan Audiard’ın harika bir senarist olduğunu söyleyen Tavernier, My Journey Through French Cinema adlı eserindeki birçok başyapıtın Audiard tarafından yazıldığını söyledi. Audiard’ın kendine özgü bir tarzı ve yazdığı diyaloglarında kullandığı özgün bir dili olduğunu söyleyen Tavernier, bu tarzın insanların düşündüğünden daha çok kişisel ve edebi olduğunu belirtti. 

Tavernier, Michel Audiard’ın senaryolarındaki politik dile de değindi. “Çok fazla klasik filmi yazıp yönetti. Mesela Henri Verneuil’in The President filmi harikadır. Görsel olarak pek yenilikçi sayılmaz ama mükemmel bir senaryosu ve oyuncu yönetimi vardır. Bir Fransız filmindeki en iyi diyaloglardan bazılarına sahiptir. Audiard sağcı bir anarşist olduğuna dair şaka yapmayı severdi. Filmin bir noktasında Jean Gabin’in karakteri ‘Ben hissedarların Avrupa’sından değil işçilerin Avrupa’sından yanayım.‘ diyor. Bunu duymak çok rahatlatıcı. Keşke François Hollande ya da Emmanuel Macron gibi biri de böyle şeyler söyleyebilseydi. Harika bir an ve mükemmel bir konuşmaydı.” 

Michel Audiard’ın bu yönü ile Fransız sinemasında daha çok işçi kesimin başrollerde göründüğü gerçeği Tavernier’in My Journey Through French Cinema adlı belgeselinde incelediği konulardan biriydi. Tavernier Fransız Sineması’nın çok daha nezihleştiğini dile getirdi. Becker, Renoir gibi yönetmenlerin başyapıtlarının çoğunda daha çok yönlü bir boyut olduğunu söyledi. Tavernier bunlara örnek olarak Maigret and the St. Fiacre Case, Les Tontons flingueurs filmlerini örnek verdi. 

Tavernier, Dardenne Kardeşler’den Övgüyle Bahsetti

Festivalde bu yıl Lumiére Ödülü Dardenne Kardeşler’e verildi. Yönetmen ikilisi geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde Le jeune Ahmed filmi ile En İyi Yönetmen ödülünün sahipleri olmuştu. Tavernier, bu filmin radikalizm hakkında gördüğü en iyi çalışmalardan biri olduğunu dile getirdi. Tavernier “Böyle bir olgu ile baş etmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Bir kadını dinlemeyi reddeden birinin nasıl tekrar eğitilebileceği hakkında sorular soruyor. İslamda olmayan, travmatik önyargılarla mücadeleyi anlatıyor. Önyargılar her yerde. Böyle mevzuların güçlüklerini ortaya çıkaran yönetmenleri takdir ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Tavernier filmlerin kimlik kavramına dair basite indirgenmiş tavrı olduğunu gördüğünde o filmlerden nefret ettiğini söyledi. Her şeyin kadın ve erkek arasında basit bir kavga olması ya da sadece ten rengi ile ilgili bir mevzu olduğu zaman bunun saçma bir önermeye yol açtığını ifade etti. Basit önermeler yapmamak konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Tavernier “Dardenne Kardeşler gibi arayış içindeki yönetmenleri beğeniyorum. İnandıkları bir şeyler var ama asla basite indirgemiyorlar, asla sıradan değiller. Ayrıca şüphe de ediyorlar, kendilerini sorguluyorlar.” ifadelerini kullandı.

Tavernier, festival sonrasındaki planları hakkında da açıklamalarda bulundu. Ernest Haycox’un western romanı The Earthbreakers için yazdığı önsözünü yeni tamamladığını söyleyen Tavernier, Actes Sud tarafından koleksiyonunun bir parçası olarak yayımlanacağını söyledi. Ayrıca Jean Pierre Coursodon ile birlikte yazdığı 100 Years of American Cinema kitabının son kısmı ile ilgilendiklerini de söyledi. Tavernier, kitabın önümüzdeki yılın başında basılacağını duyurdu. Tavernier geçmişteki 100 yıla dönüp bakmanın gelecek için harika bir ilham kaynağı olduğunu söyledi.

Kaynak: Variety

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information