ypS9xkI-788


Bir Richard Kelly vardı, n’oldu ona? 2001’de Donnie Darko ile sinema dünyasına meteor misali düşen, sonrasında ise Southland Tales ve The Box ile beklentileri karşılayamayan Kelly, tabir-i caizse ortadan kayboldu. Bugünlerde kendisine auteur payesi vermeye çalışanlara gülüp geçsem de Donnie Darko’nun 2000’ler Amerikan bağımsız sinemasının mihenk taşlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Bunun en büyük nedeni ise filmin eve avuca sığmayan ve her izleyişte dikkati başka noktalara çeken zengin bir izleme deneyimi sunması. En başta filmin konusunu açıklamak istediğinizde bile uzunca bir süre sessizliğe gömülüyorsunuz. Ben yine de deneyeyim: Donnie Darko, orta sınıftan ailesiyle yaşayan liseli bir genç. Kendisi tam bir tutunamayan; arkadaşları ve ailesiyle olan ilişkileri zayıf. Kendisini ifade etmekte zorlanırken aşık olduğu Gretchen ile zamanla bu özelliklerini bir nebze geliştiriyor. Fakat her şey bir gece uyurgezer hâlde dolaşırken, tavşan biçiminde bir yaratığın ona dünyanın sonunun geldiğini söylemesiyle değişiyor. Donnie, sabah uyanıp evine gittiğinde yatak odasına bir uçak motorunun düştüğünü öğreniyor. Sonrasında yaratıkla kurduğu etkileşimle kendini daha net olarak ifade eden ama bu sefer de davranışsal açıdan kontrolden çıkan bir kişiliğe dönüşüyor.

Filmin delilik ve belirsizlik hâli, olayların geçtiği 1988 yılını da mükemmel biçimde yansıtıyor. Geleceği belirsiz kılan başkanlık seçimi, müziğe de yansıyan özgürlükçü yaklaşım ile banliyö muhafazakarlığının çatışması çok net biçimde hissediliyor. Müzik demişken; filmin 80’lerde altın çağını yaşayan müzik videolarına benzer estetiği, ritmik açıdan izleyiciye bir ziyafet sunuyor. Benim gibi 2000’lerin başında Radiohead, Muse gibi gruplara merak saran biriyseniz o dönem Donnie Darko’nun soundtrack’ine takılmamak imkânsız bir şeydi. Post-Punk, Alternatif Rock ve Indie gibi tarzlardan beslenen albüm özellikle 1980’ler, İngiltere müzik sahnesinin en nadide eserlerini bir araya getirerek sevdiğim grupların bir bakıma ataları olan isimleri tanımama vesile olmuştu.

Gary Jules’un Tears for Fears’tan cover‘ladığı Mad World, o dönem İngiltere listelerine bir numaradan giriş yapmış ve filmin popülaritesine de önemli ölçüde katkıda bulunmuştu. Filmin sonunda yaşadığımız boşluk hissini mükemmel biçimde dolduran bu şarkının yanı sıra yine bir Tears of Fears şarkısı olan Head Over Heels, klipvari okul sahnesiyle önemli karakterlerin arasındaki etkileşimleri yansıtıyordu. Joy Division’un kitlelere mal olmuş klasiği Love Will Tear Us Apart, Donnie ile Gretchen’in “kanlarında yer alan trajediyi” simgelerken Echo & The Bunnymen’in –Bunnymen ayrıntısına dikkat- The Killing Moon’u açılışta filmin zaman yolculuğu ve kader ilişkisine olan bakışına direkt olarak uyuyordu. Yine de kişisel favorimin, filmde kullanılış biçimi olarak Duran Duran’ın Notorious’u olduğunu söyleyebilirim. Donnie’nin kız kardeşinin dans gösterisinde yer alan bu şarkı, paralel kurguyla Donnie’nin bir evi kundaklamasına da eşlik ederek unutulmaz bir yan yana koyma (juxtaposition) örneğine dönüşüyordu. Sonuç olarak; Donnie Darko, müziğin filmin önemli bir parçasına dönüştüğü ve hikâyenin akışını desteklediği bir kült film olarak Kelly’nin aksine günümüze ulaşmayı başardı.

Keyifli dinlemeler!

Benim Soundtrack Albümüm: Donnie Darko


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi