13 Ocak

American Honey

american-honey-filmloverss

Fransız Première dergisinin “Z Kuşağı için Easy Rider” olarak tanımladığı, Cannes Film Festivali’nde çoğu eleştirmeni kendine hayran bırakan yeni Andrea Arnold harikası American Honey, günümüz Amerikan gençliğini en iyi anlatan filmlerden birisi. Aile içi şiddet ve yoksulluktan ibaret hayatını ani bir kararla geride bırakan 18 yaşındaki Star’ın, dergi aboneliği satan bir gruba eklenerek çıktığı uzun yolculuğu konu alan film; şahane bir soundtrack, müthiş bir görüntü yönetimi ve perdeden taşan inanılmaz bir enerjiyle soluksuz bir seyir sunuyor. Ülkemizde Filmekimi’nde izleyici karşısına çıkan American Honey, şimdi ise Başka Sinema ile beyazperdeyle buluşuyor. Filmin başrolünde, amatör oyuncu Sasha Lane büyüleyici bir performans sergilerken; aşık olduğu Jake rolünde ise Shia LaBeouf kariyerinin en iyi performansı ile bizlerin karşısına çıkıyor.

Oscar’ın Yabancıları

oscarin-yabancilari-filmloverss

İstanbul Modern ve Başka Sinema işbirliğinde düzenlenen Oscar’ın Yabancıları programı çerçevesinde Yabancı Dilde En İyi Film dalında Amerikan Film Akademisi Ödüllerine aday olmuş sekiz farklı ülkeden film 13 Ocak’tan itibaren bir hafta boyunca İstanbul Beyoğlu Pera, Kadıköy Moda, Boğaziçi SineBU, Ankara Büyülü Fener Kızılay ve Bahçelievler, İzmir Karaca sinemalarında gösterilecek. İstanbul Modern’deki program 12-22 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olup gösterim çizelgesine buradan ulaşılabilir. İstanbul Modern’de gösterilecek The Salesman 27 Ocak’ta, Toni Erdmann 3 Şubat’ta ve Neruda Mart ayında Başka Sinema kapsamında vizyona girecek. Bu program kapsamında sürpriz film olarak 2016 yılında Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülü kazanan Lav Diaz’ın “Giden Kadın”ı da gösterilecek.

The Age of Shadows – Karanlık Görev

Şeytanı Gördüm ve Karanlık Sırlar’ın yönetmeni Kim Jee-woon, uzun zamandır özlemini duyduğumuz sağlamlıktaki bu polisiye filmde 1920’lerin Japon işgali altındaki Kore’sinde geçen bir casusluk öyküsü anlatıyor. Bir zamanlar Kore’nin bağımsızlığı için mücadele veren Lee, artık Japon emniyeti namına çalışmaktadır. Dürüst Kardeşler adlı bağımsızlık örgütünü çökertmesi emrini aldığında, bu örgütün bölgesel lideri Kim ile bir şekilde tanışır. Kim Woo-Jin ise aslında direnişin gizli lideridir. Kim, sanat simsarı kimliğine gizlenerek Lee’ye yakın olmaya, Lee ise bir sanat koleksiyoncusunu oynayarak Kim’den karargahla ilgili bilgi almaya çalışmaktadır. Her iki adam da birbirlerinin gerçek kimlikleri ve niyetlerinin farkındadırlar. Ancak daha çok bilgi almak adına bu tehlikeli oyuna devam ederler.

Apprentice – Çırak

Aiman yakın zamanda bölgenin en büyük hapishanesine atanmış, 28 yaşında Malezyalı bir ıslah memurudur. Ablasu Suhaila ile mütevazı bir toplu konutta yaşamaktadır. Yeni iş yerinde 65 yaşındaki Rahim adlı muavin Aiman’ın dikkatini çeker. Karizmatik Rahim aslında hapishanenin uzun zamandır baş infaz memurudur. Aiman’ın da Rahim’in dikkatini çekmesinden sonra, yakın zamanda yardımcısının istifa etmesi üzerine Rahim, Aiman’ın, onun çırağı olmasını ister. Suhaila’ya bu haberi verdiğinde ise her şey değişecektir çünkü iki kardeşin babası Rahim tarafından öldürülmüştür, üstelik Aiman bunu en başından beri bilmektedir. Aiman vicdanını ve kurtulamadığı geçmişini hiçe sayıp yeni baş infaz memuru olabilecek midir?

Clash – Çatışma

Bu sene Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün açılış filmi olarak gösterilen Çatışma, bir polis minibüsünün içinden 2013 Mısır Askeri Darbesi sırasındaki olaylara bakıyor. Sekiz metrekarelik bu dar alanda beraber gözaltında tutulan Mursi yanlıları ile ordu yanlıları arasındaki gerginlik ve minibüsün penceresinden şahit oldukları şiddet film boyunca yükseliyor. 2011’deki devrime her iki taraftan insanların da destek verdiğini hatırlatmaktan geri kalmayan genç yönetmen Mohamed Diab, taraflar arasında saf tutmayan yaklaşımıyla Mısır’ın içinden geçtiği kaotik dönemi anlatan en etkileyici filmlerinden birine imza atıyor.

Desierto

Zorluklar içinde Meksika’dan Amerika sınırına kadar gelebilmeyi başarmış kalabalık bir mülteci konvoyu, arabalarının bozulması ile sınırı yürüyerek geçmek zorunda kalmıştır. Doğanın vahşi koşulları ve korktukları Amerikan sınır polisinden daha büyük bir bela ise bu uzun yürüyüşte kapılarındadır. Sınır devriye görevlilerine güvenmeyen ve işleri kendi halletmeye karar vermiş, elinde tüfeği ve köpeği ile bekleyen Sam. Adeta ava çıkmış bir avcı gibi tüm göçmenleri teker teker öldürmeye başlar. Psikopat insan avcısı Sam ve mültecilerden hayatta kalan son iki kişi olan Adela ve Moisses’in tamamı açık havada geçen ancak izleyene klostrofobik bir gerilim sunan nefes kesen bu kovalamacası solukları kesiyor.

Fire at Sea – Denizdeki Ateş

“Çevreyolu” belgeseli ile 2013 yılında Altın Aslan kazanan Gianfranco Rosi, Berlin´den Altın Ayı ile dönen yeni belgeseli Denizdeki Ateş’te günümüzün en acil ve en önemli toplumsal sorununa değiniyor. Film, özellikle Kuzey Afrikalı mültecilerin Avrupa’ya giriş noktası olan, İtalyan adası Lampedusa´da geçiyor. Rosi, adanın çeşitli sakinlerinin hayatını takip ediyor: bir balıkçı ailesi, bir radyo DJ´i, adada göçmenlerle ilgilenen tek doktor ve büyükannesi ve amcası ile yaşayan 12 yaşındaki Samuele… Bir anlamda filmin yıldızı olan Samuele´nin göz hastalığı, sapanla oynadığı oyunlar, hatta onunla ilgili hemen her şey Avrupa´nın göçmen sorununa yaklaşımıyla ilgili bir metafora dönüşüyor.

The Happiest Day in the Life of Olli Maki – Olli Maki’nin En Mutlu Günü

1962 Dünya Tüy Sıklet şampiyonası finalisti Olli Maki’nin gerçek hikayesi. Finlandiya varını yoğunu ülkeden çıkmasını ümit ettikleri ilk Dünya Tüy Sıklet Boks Şampiyonu 25 yaşındaki utangaç ve içine kapanık boksör Olli Maki için harcamaktadır. Tüm ülke ve boksörün arkasındaki ekip onun şampiyonluğuna gönülden inanmıştır. Şampiyonluğa çok yaklaşmış olan Olli Maki’nin tek yapması gereken şey sıkı bir diyet programına girmek ve kendini yoğun antrenmanlarına ve hedefine odaklamaktır. Fakat o tüm bu ilgi alaka ve beklentinin üstesinden gelmeye çalışırken aksi gibi hayatındaki ilk defa aşık olur.

Land of Mine – Mayın Ülkesi

Almanya’nın 1945 Mayısı’nda teslim olmasının ardından bir grup Alman savaş esiri Danimarka’ya gönderilir. Esirlerin görevi ülkenin batı kıyılarında bulunan iki milyona yakın mayını çıplak elleriyle, hiç bir korumaları olmadan temizlemektir. Bu göreve gönderilenlerin yarısından fazlasının hayatını veya bir uzvunu kaybettiği gerçek olaylara dayanan Mayın Ülkesi, 2. Dünya Savaşı hakkında az bilinen bir hikayeyi su yüzüne çıkartıyor ve tarihin karanlık sayfalarına oldukça etkileyici, hüzünlü bir yolculuğa çıkartıyor.

Ma Die De Courgette – Kabakçığın Hayatı

Kabakçık, 9 yaşındaki bir oğlan için ilginç bir takma ad olabilir, ama onun kendine has hikayesi aslında şaşırtıcı derecede evrensel. Annesinin ani ölümünden sonra Kabakçık, yardımsever bir polis memuru olan Raymond tarafından kendisiyle aynı yaşlardaki çocukların olduğu bir yetimhaneye bırakılır. Kabakçık önceleri bu garip ve zaman zaman düşmanca olan yeni mekanda kendine bir yer bulmakta zorlanır ancak Raymond’ın yardımı ve yeni bulduğu arkadaşları sayesinde, zamanla güvenmeyi, gerçek sevgiyi ve kendine ait yeni bir aile bulmayı başaracaktır.

Sürpriz Film: The Woman Who Left – Giden Kadın

Horacia hayatının son 30 senesini bir kadın ıslahevinde geçirmiştir. Eski bir ilkokul öğretmeni olduğundan, başkalarına okuma ve yazma öğrettiği sessiz sakin bir rutini vardır. Başka bir mahkum, Horacia’yı tutuklatan suçu itiraf ettiğinde, Horacia serbest bırakılır ve kaybettiği ailesini aramaya koyulur. Oğlu Junior’u aradığı esnada aynı zamanda 90’ların sonundaki Filipinler’i de tekrar keşfedecektir. Ancak bu sefer, ülkesinin sakinleri yozlaşma ve vahşi adam kaçırmalar yüzünden dehşete kapılmışlardır. Karşılaştıklarından sonra Horacia’nın cömert kişiliği intikam duygularıyla kaplanmaya başlayacaktır.

1 2 3 4
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi