Son yıllarda, Türkiye’nin birçok bölgesinde yeni film festivalleri düzenlenmeye başlandı. Sinemaya gösterilen ilgi açısından son derece önemli ve güzel bir gelişme olsa da özellikle bazı şehirlerde belediyelerin verdiği desteklerle düzenlenen yeni festivaller, festivalleri festivalcilerden alarak kişilerin kendi tanıtımlarına ve belediye propagandasına dönüştürdü maalesef. Üstelik, bu festivallerin devam edebilirliği yine belediyelere bağlı olduğundan festivallerle ilgili beklenmedik kararlar alınabilir oldu.

Bağımsız olarak, sinemaseverlere film ulaştırmak amacıyla yola çıkan birtakım grupların ise Türkiye’de işi hâlihazırda zorken, bir de festival düzenlemenin ne denli kapsamlı bir iş olduğunu yolda tecrübe etmek festivallerin ömrünü kısaltan bir başka sebep olarak dikkat çekiyor.

Bu argümanlar doğrultusunda Ayvalık Film Festivali’nin duyuruları başladığında kendi içimde dahi tam olarak anlamlandıramadığım bir önyargım mevcuttu. Daha sonrasında, hem festivalle ilgili detayları öğrenmek, hem de öğrendiklerimizi paylaşabilmek adına Azize Tan ile görüştük. Azize Tan’ın programdan, festival mekânlarına kadar anlattığı tüm detaylar Ayvalık’ta farklı bir vizyonla yola çıkıldığının göstergesiydi ama söyledikleri arasında belki de en önemli cümle “Biz bu seneki festivali hazırlıyoruz ama bir taraftan da gelecek yıl için planlarımızı oluşturuyoruz.” idi.

Ayvalık’ta düzenlenen yerel bir festivalden ziyade tüm dünyada belirli konseptlere ve uluslararası prestije sahip festivalleri örnek gösteren, Türkiye’de görmeye çok da alışık olmadığımız bir vizyon ortaya koyan Azize Tan, her ne kadar Ayvalık halkına çok güvendiğini ifade etse de festivalin sadece Ayvalık halkı için yapılmadığını, geleceğe sağlam temellerin atıldığını söylüyordu aslında. Üstelik, kabul etmek gerekiyor ki “Bize her gün festival” mottosuyla yola çıkan Başka Sinema, çoktan güvenimizi kazandı.

Teoride durum bu. Pratikte ise beklediğimden çok daha iyi bir tabloyla karşılaştığımızı söyleyebilirim. Program zaten dikkat çekiciydi, onu tekrar belirtmeye gerek yok ancak Ayvalık’ın tamamına yayılan festivalin, seyircisini de festival mekânlarına getirmesi ve daha önemlisi neredeyse tüm salonların daima dolu olması, programın iyi olmasının bir eseri ve son derece önemli. Yanı sıra, festival ekibinin konuklarını “gezelim, görelim” turları yerine, etkinlikleri bir nevi sinemacılar buluşması olarak organize etmesi festivalin katılımcılar için de daha verimli geçmesini sağladı. Üstelik festival mekânı olarak kullanılan sinema salonlarının yanı sıra, festival için hazırlanan ve hem atölye hem de gösterim yapılan mekânlar Ayvalık’a uygun şekilde dizayn edilerek her mekânda festival ruhunun korunması sağlanmış.

Son derece profesyonelce hazırlanan festival süresince gördüğüm belki de tek eksiklik ana dili İngilizce olmayan bir filme gelen kalabalık bir turist grubunun İngilizce altyazı olmaması sebebiyle geri dönmeleri oldu maalesef. Bunu, Ayvalık gibi turistik bir bölgede yapılan film festivalinde atlanmaması gereken bir detay olarak düşünüyorum. Hatta Ayvalık’ın Midilli’ye olan yakınlığını göz önüne alacak olduğumuzda buna özel çalışmalar yapılması gerektiği de aşikâr.

Verilen ve Verilmeyen Ödüller

Antalya’dan kaldırılan Ulusal Yarışma’nın İstanbul’da yapıldığı günlerde Ayvalık’ta düzenlenen festivalin filmleri yarıştırmak gibi bir düşünce içinde olmaması anlaşılabilir bir tercih-önümüzdeki yıllarda yarışma eklenir mi bir şey diyemiyorum ama festivalde daha fazla ödül verileceğini tahmin ediyorum. Üstelik, filmleri yarıştırmak yerine Emin Alper, Yeşim Ustaoğlu, Hakan Bıçakçı, Tülin Özen ve Fatih Özgüven’in yer aldığı bir danışma kurulunun fikirlerini alarak  sinema alanında yaratıcılığı, öncü ve örnek olmayı, ilham vericiliği, ulusal ve uluslararası sanatsal başarıyı teşvik amacıyla yılın yönetmenin belirlenmesi ve 100.000 TL’lik para ödülü takdim edilmesi de festivalin ilk yılı için son derece şık bir karar. Fakat, ödülün Nuri Bilge Ceylan’a verilmesi tartışılır. Bunun sebeplerine geçmeden önce konuyu doğru argümanlarla değerlendirebilmek adına ödülün açıklamasını ve belirlenen ilkeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

KARİYO & ABABAY VAKFI YILIN YÖNETMENİ ÖDÜLÜ

Kültür ve sanat alanında gerçekleştirdiği faaliyetlerle toplumumuzun gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan KARİYO & ABABAY VAKFI; sinema alanında yaratıcılığı, öncü ve örnek olmayı, ilham vericiliği, ulusal ve uluslararası sanatsal başarıyı teşvik amacıyla, 2018 yılında “YILIN YÖNETMENİ ÖDÜLÜ”nü oluşturmuştur.

“KARİYO & ABABAY VAKFI YILIN YÖNETMENİ ÖDÜLÜ” ilk kez, seçilen yönetmene, 5 Ekim 2018 tarihinde, Başka Sinema Ayvalık Film Festivali açılış töreninde takdim edilecektir.

ÖDÜL İLKELERİ

1) KARİYO & ABABAY VAKFI (KAV) Yılın Yönetmeni Ödülü; bir önceki yılın 15 Eylül’ü ile içinde bulunulan yılın 15 Eylül’ü arasındaki sürede, uzun metraj kurmaca sinema filmi ticari gösterime girmiş ya da filmi ulusal ve uluslararası festivallerde yer almış olan yönetmenlerden birine üstün sanatsal başarısı için verilir.

2) KAV; yılın yönetmeni ödülü ön seçimi için bir “Danışma Kurulu” oluşturur. Danışma Kurulu, sinema alanında uzmanlaşmış ve sinema dışındaki farklı sanat disiplinlerinden kişilerin katılımıyla oluşur.

3) KAV; Danışma Kurulu’nu kendi inisiyatifiyle belirler.

4) Danışma Kurulu; yapacağı toplantılarla çalışma metoduna karar verir; en az iki, en çok üç yönetmeni ödül adaylığına layık bulur ve gerekçeleriyle KAV’a sunar.

5) Danışma Kurulu; KAV’a aday listesini ödül töreninden en az on beş gün önce bildirir.

6) Danışma Kurulu; KAV’a tek bir aday öneremez.

7) Ödül için başvuru alınmaz; belirtilen tarihler arasında belirtilen kriterlere uyan tüm yönetmenler doğal adaydır.

8) Bir film uluslararası bir festivale katılmış ama henüz Türkiye’deki festival ya da ticari gösterimini gerçekleştirmemişse Danışma Kurulu üyeleri söz konusu filmi izlemeyi talep edebilirler.

9) Danışma Kurulu; kendi üyeleri arasından ve birinci derece akrabalarından aday gösteremez.

10) Danışma Kurulu üyeleri sonraki yıllarda da yeniden KAV tarafından üye olarak seçilebilirler.

11) Ödüle hak kazanmak için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ve 18 yaşını bitirmiş olmak zorunludur.

12) Ölmüş yönetmenler aday gösterilemez. Bir yönetmenin aday gösterildikten sonra vefat etmesi durumunda, adaylığı devam eder, kazanırsa ödül yasal mirasçılarına verilir.

13) Danışma Kurulu’nun gösterdiği adaylar dışında başka aday değerlendirmeye alınmaz.

14) KAV; Danışma kurulunun kendisine sunduğu adaylardan tek bir yönetmeni, Yönetim Kurulu toplantısında seçer. Yönetim Kurulu tarafından kararlar üye tam sayısının yarıdan bir fazlasının oyuyla alınır.

15) Danışma Kurulu üyelerinin, KAV Yönetim Kurulu toplantısında oy hakkı yoktur.

16) KAV; Danışma Kurulu tarafından ödüle layık aday yönetmen gösterilmediği takdirde, o yıl ödül verilmemesine karar verebilir.

17) Danışma Kurulu tarafından KAV’a sunulan adaylar, kamuya açıklanmaz.

18) Sonuç kesindir, itiraz edilemez.

19) Yılın Yönetmeni’ne; KAV Yılın Yönetmeni Ödülü sertifikası, KAV Yılın Yönetmeni Ödülü heykelciği ve 100.000 TL’lik para ödülü takdim edilir.

20) Ödül iki yönetmen arasında paylaştırılamaz.

21) KAV Yılın Yönetmeni Ödülü’nü alan yönetmenden, ilk gerçekleştireceği uzun metraj sinema filminde KARİYO & ABABAY VAKFI YILIN YÖNETMENİ ÖDÜLÜ’nü aldığını belirtmesi arzu edilmektedir.

22) Bir kez ödül kazanan yönetmen, bir sonraki yıl ödüle aday gösterilemez; ondan sonraki yıllarda yeniden aday gösterilebilir.

Tüm bu açıklamalar arasında iki detay göze çarpıyor: Birincisi, ödülün açıklamasında yazan “sinema alanında yaratıcılığı, öncü ve örnek olmayı, ilham vericiliği, ulusal ve uluslararası sanatsal başarıyı teşvik amacıyla, 2018 yılında “YILIN YÖNETMENİ ÖDÜLÜ”nü oluşturmuştur.” bölümü. Açıkçası, festival öncesi verilecek ödülle ilgili olarak bilgim bu cümleyle sınırlıydı. Bu doğrultuda düşündüğümde aklımda birkaç sinemacı belirmişti ancak itiraf etmem gerekiyor ki Nuri Bilge Ceylan aklımın ucundan dahi geçmemişti. Zaten yukarıda da bahsi geçtiği üzere teşvik amacıyla verilecek bir ödülün Nuri Bilge Ceylan’a verilmesi ne kadar doğru, tartışılır. Zira, Nuri Bilge Ceylan’ın uluslararası başarısı diğer sinemacılar için her zaman en önemli teşvik, en azından böyle bir ödülün, finansal olarak desteklendiği takdirde başarılı olabileceğine inandığımız sinemacılara verilmesini yeğlerim. Bir diğer yandan Türkiye’deki meslektaşlarına göre global anlamda farklı bir yerde konumlanan Ceylan’ın yeni projeleri için 100.000 TL’lik bir destek bulmakta zorlanacağını da asla düşünmüyorum. Oysa Kültür Bakanlığından dahi destek alamayan birçok sinemacı için bu 100.000 TL’lik ödül çok daha büyük anlam taşıyabilir, “teşvik etmek” kullanımını daha net karşılayabilirdi. Diğer yandan yukarıda yer alan 3. ve 4. ve 14. maddeler önemli. Burada sonuç şu; KAV, Danışma kurulunun kendisine sunduğu adaylardan tek bir yönetmeni, Yönetim Kurulu toplantısında seçiyor. Açıkçası, bu maddelerden yola çıkarak festival ekibinin ve KAV’ın hem ilk yıldan festivalin ses getirmesini sağlamak hem de tartışılmayacak bir isme ödül vermek adına bu kararı aldığını düşünüyorum. Kısacası ödülün neden Nuri Bilge Ceylan’a verildiğini anlıyorum ve bu konuda kendileriyle empati yapabiliyorum ama haklı olduklarını düşünmüyorum.

Geleceğin Festivali

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin sinema sektörüne yansımaları son derece vahim, maalesef. İthalatçılar ve dağıtımcılar zor günlerden geçerken, onların yaşadığı bu zorlukların festivallere -hatta yayıncılara- yansımaları da ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Fakat, Ayvalık’ta bulunduğum süreç, festival ekibinin çabası ve ortaya çıkan şahane sonuç benim için bu ülkede hâlâ sıfırdan başlayarak dahi olsa, yeni ve son derece güzel işlerin yapılabileceğine dair umut aşıladı. Özetle bu ilk senenin, Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin geleceğine dair çok önemli mesajlar verdiğini düşünüyorum. Daha da önemlisi önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ulusal ve uluslararası anlamda en önemli festivallerinden birine dönüşeceğine inanıyorum. Umarım, yanılmayız.

Kaynak

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi