Bartu Küçükçağlayan’ın kendi oyuncu kimliğinden esinle senaryosunu kaleme aldığı, yönetmen koltuğunda ise Tolga Karaçelik‘in oturduğu BluTV orijinal dizisi Bartu Ben’in 4. bölümü bir rüya sekansıyla açılıyor. 3. bölümün sonunda öğrendiğimize göre Bartu’nun kirasını ödeyememesi sebebiyle atılmak üzere olduğu evini satın alma niyeti olan dayısı ve kuzeni Gizmo, bu rüyanın merkezinde olsa da sonradan menajeri de bu cümbüşe dahil oluyor. Bu rüya, devamında izleyeceğimiz bölümün de temelini atıyor bir bakıma. Zira dayı karakterinin Bartu’nun evini satın almasıyla birlikte, İstanbul’da oyunculuk bölümünü kazanan Gizmo da onunla birlikle yaşayabilir. Yani, kariyerindeki başarılar sayesinde son derece sevdiği bir evde, aile kurumundan tamamıyla azade bir hayat yaşayabilen Bartu için bu özgürlük günlerinin sonu ufukta belirmeye başlıyor. Zira dayının satın aldığı evde kuzeniyle birlikte yaşamak, Bartu için yeniden hayatına bir aile kurumunun dahil olması anlamına geliyor. Fakat bu satın alma işlemi gerçekleşmez ise Bartu, bu kez de yoksullukla yüz yüze gelecek. Bartu Ben’in 1. Sezon 4. bölümü, işte bu ikilem üzerine kurulu.

Bartu Ben 1. Sezon 4. Bölüm: Yoksulluk mu? Aile mi?

3. bölümle birlikte hikâyeye dahil olan, Bartu’nun hayatında yeni bir perdenin açılışına işaret eden Serap’ın anlatının çatallanması anlamında fazla işlevsel olamadığını görüyoruz yeni bölümle birlikte. Çünkü Bartu Ben’in ana izleğini hâlâ Bartu’nun içinde bulunduğu durum, yüzleştiği çelişki oluşturuyor. Serap’la sevişme girişimi de tam bu nedenden dolayı fiyaskoyla sonuçlanıyor örneğin. Bartu hâlâ geçmişten getirdikleriyle mevcut durum arasında sıkışıp kalmış durumda. Dolayısıyla yeni tanıştığı kişilerin olumlu getirileri, sadece anlık ya da kısa zaman aralıkları için geçerli olabiliyor. Bu anların dışında Bartu’yu tekrar tekrar eskiden tanıdığı kişilerle, şu anki ruh hâlinin tetiklediği varoluşsal krizler hakkında konuşurken gözlemliyoruz. Bu noktada hikâye akışına, Bartu Ben’nin genel izlediğine pek bir katkısı olmayan, birbirine çok benzer iki sahnenin aynı bölümde yer aldığını atlamamak gerek. Önce fotoğrafçı arkadaşı Erdi’yle, birkaç sahne sonra da Mercimek ve apartman görevlisi Şaban’la dertleşirken izliyoruz Bartu’yu. Kariyeri durma noktasına gelmiş bir oyuncunun içinde bulunduğu ekonomik durumdan olumsuz anlamda etkilenen psikolojisi vurgulanıyor bu sahnelerde. Ama henüz 4 bölümü yayınlanmış bir dizide, bu sahnelerin kendini sıklıkla tekrar eder hâle geldiğini söyleyebiliriz. Bu sahnelerde konuşulanlar, bu bölümle birlikte Bartu’nun aile ve yoksulluk arasında yapması gereken tercihe doğru meyletse de, ton olarak öncekilerden pek de farklı değil.

Hikâye açısından bir yerinde sayma olarak niteleyebileceğimiz 4. bölüme yönetmenlik açısından baktığımızda ise, güçlü kurulmuş mizansenlerle karşılaşıyoruz. Özellikle Bartu’nun Mercimek ve Şaban ile dertleştiği sahne bunun iyi bir örneği. Bartu’nun içinde yaşadığı çevreden uzaklaşarak, “halkın” geneliyle bütünleşememesi sorununun dizinin önemli temalarından biri olduğunu düşünürsek, bu sahnedeki kadraj tercihlerinin bu amaca çok iyi hizmet ettiğini ve gerçekten incelikli bir şekilde kurulduğunu söyleyebiliriz. Benzer şekilde Bartu ve Serap’ın seviştiği -ya da sevişmeye çalıştığı- sahne de özellikle kameranın konumlandırılması noktasında son derece başarılı.

İlk 3 bölüm itibarıyla, hem ana karakteri Bartu’nun hem de genel hatlarıyla dizinin anlatısının temeli atıldığını görmüştük Bartu Ben’de. Lakin 4. bölüm, bu gidişat için bir yerinde saymaya işaret ediyor. Bartu’nun istediği türden roller alamaması sebebiyle bozulan ekonomik durumunu ve psikolojisini tekrar tekrar izlemek durumunda kalmak, oldukça umut verici bir çıkış noktası sahip olan Bartu Ben’i 4. bölümü itibarıyla tek düzeliğin sularına doğru hızla çekiyor. Biz seyirciler de -ümidimizi kaybetmemeye çalışarak- hikâyenin gidişatında bir kırılma bekliyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi