BluTV’nin, oyuncu Bartu Küçükçağlayan ve yönetmen Tolga Karaçelik ortaklığında hayata geçirdiği Bartu Ben’in üçüncü bölümü, dizinin şu ana kadarki en deneysel sekansı olarak değerlendirebileceğimiz bir sahne ile açılıyor. Bu sahnede Bartu’yu kulağındaki kulaklıklardan yüksek sesle müzik dinleyip dans ederken görüyoruz. Ve gözü neredeyse sürekli kamerada. Müziğin üzerine Bartu’nun hayatına az ya da çok temas etmiş olan insanların söylediği sözleri parça parça duyuyoruz. Oyuncunun hayatının kısa bir özeti gibi bir sahne bu sanki. Ya da hemen sonrasında anlayacağımız üzere, önceki hayatının… Bu sahne apartman görevlisi Şaban’ın kapıyı çalışıyla kesiliyor. Şaban’ın ilettiğine göre ev sahibi, birikmiş kiralar için aradığı Bartu’ya ulaşamıyor ve diğer yandan da birikmiş ve bir an evvel ödenmesi gereken apartman aidatları var. Bartu’nun geçmişte oynadığı roller sayesinde kazandıklarıyla tuttuğu evin üzerine kurduğu hayatının temeli, bu diyalogla çatırdamaya başlıyor.

Devamında izlediğimiz sahne de Bartu’nun iç hezeyanlarının bir dışa vurumu adeta. Fotoğrafçı arkadaşının yaptığı çekim sırasında modele istenilen hissi yansıtabilmesi için bir tür koçluk yapan Bartu’nun bu esnada kontrolü kaçırışıyla; kariyeri için istediği teklifleri alamaması, dolayısıyla oyunculuk hünerlerini artık sergileyememesi arasında güçlü bir paralellik kuruluyor. Bartu’nun içindeki Altın Portakallı oyuncu, dışarı çıkacak bir aralık arıyor ve bunu yapılmakta olan çekim esnasında buluyor. Fakat dizinin ana karakterinin yaşadığı tek sorun, işini layığıyla yapamıyor oluşu değil. Zira istediği teklifleri alamayınca, gelen rol tekliflerine burun kıvırdıkça ekonomik durumu da bozuluyor. Bartu’nun apartman görevlisi Şaban’la tekrar yüz yüze gelişi bunu simgeliyor. Şaban, geçen seferki karşılaşmalarında söylediklerine yenilerini ekliyor; kiracısına ulaşamayan ev sahibinin Bartu’nun oturduğu evi satma kararı aldığını iletiyor. Gelen rol tekliflerini içerikleri sebebiyle beğenmemesi sonucu ekonomisinin bozulmasıyla sevdiği evinden ayrılma riskiyle karşı karşıya geliyor. İçindeki oyunculuk yapma isteğini tatmin edememesi de cabası.

Bartu Ben 1. Sezon 3. Bölüm: Perde -Yeniden- Açılıyor

Devamında izlediğimiz ev partisi sahnesi, bu ruhsal ve ekonomik dibe vuruşun etkilerini yansıtma konusunda başarılı. Hayatta ne istediğine -ya da istediği herhangi bir şey olup olmadığına- dair kafası iyiden iyiye karışmış olan Bartu, bu partide tabiri caizse dibi görüyor. Bu gecenin ardından gelen sabah, yeni günle birlikte hem dizinin ana karakteri Bartu Küçükçağlayan’ın hayatında hem de Bartu Ben’in hikâye akışında bir dönüşümü müjdeliyor. Müjdeleme kelimesini özellikle kullanıyorum; çünkü nereye doğru seyredeceğini kestiremediğimiz ve bu durumun ciddi bir durağanlık getirdiği Bartu Ben’in hikâyesi rayına oturuyor bu sabahla birlikte. Önce fotoğraf çekiminde zıtlaştığı, sonrasında katıldığı partide başarısız bir flört girişiminde bulunduğu Serap’la karşılaşıyor Bartu. Serap’ın onu götürdüğü bir tür terapi seansı, Bartu’nun geçmişinden bugüne taşıdığı tüm kötü hislerin dışarı atıldığı, aşkın bir deşarj durumunu beraberinde getiriyor. Bu terapi sekansı, Bartu Ben’in şu ana kadar izlediğimiz ilk üç bölümü itibarıyla oyunculuk anlamında açık ara en iyi anlarını barındırıyor. Bartu Küçükçağlayan’ın -dizide canlandırdığı karakterin değil- kendi oyunculuk hünerlerini sergilediği sahne sonrası Bartu karakterinin içindeki tüm zehri akıtmasıyla hissettiği aydınlanma, rahatlama hissi Bartu Ben’in anlatısında da bir ferahlama sağlıyor. Artık dizinin nasıl bir yöne gideceğini öngörebiliyoruz. Bu, bir tahmin edilebilirlik durumu değil; aksine ilk iki bölüm boyunca dizinin bir türlü başlayamadığına dair hissiyatın silinmesine tekabül ediyor. Bir bakıma Bartu Ben, 3. bölümüyle birlikte gerçek anlamda başlıyor. Yönetmen Tolga Karaçelik’in bölümün yayınlanmasına paralel olarak yaptığı sosyal medya paylaşımını da bunun bir kanıtı olarak alabiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi