Yönetmen Tolga Karaçelik ve oyuncu Bartu Küçükçağlayan’ı Kelebekler’in ardından ikinci kez bir araya getiren BluTV dizisi Bartu Ben’in ilk bölümü genel itibarıyla dizide izleyeceğimiz olayların temelini atarak karakterleri bize tanıtıyordu. Dizinin senaryosunu da kaleme alan Küçükçağlayan’ın kendi kariyerinden esinlenerek şekillendirdiği olay görgüsünde, Bartu’nun kuzeni Gizem’in ve dayısının da önemli bir yer tutacağını görüyorduk. Bartu Ben’in ikinci bölümü de bu durumu doğrular nitelikte doneler sunuyor. Ama ikinci bölümün ana konusu, “az ünlü” ya da ünü toplumun belirli kesimleriyle sınırlı olan oyuncunun halkla bütünleşmesi ya da halka inme girişimi üzerine kurulu. Lakin, bu teşebbüs tahmin edilebileceği üzere pek de olumlu sonuç vermiyor.

Bartu Ben 1. Sezon 2. Bölüm İncelemesi: Bartu Halka İniyor

Oyuncu Bartu Küçükçağlayan’ın halkın geneliyle arasındaki mesafeyi daraltması temeline dayanan ikinci bölüm, daha ilk sahnesiyle bu temanın altını çiziyor. Bu sahnede Bartu’yu evinin banyosunda yaşanan tesisat sorunlarıyla uğraşan apartman görevlisiyle sohbet ederken görüyoruz. Bartu kariyeri ile ilgili apartman görevlisine dert yanarken, bir yerden sonra apartman görevlisi bir tür psikologa dönüşüp oyuncuya tavsiyelerde bulunmaya başlıyor. Ama bu tavsiyeler büyük ya da iddialı söylemlerden ziyade, “ölümden başkası yalan” minvalinde oluyor. Apartman görevlisi halkın dilinden konuşunca, Bartu’nun zihninde yeni ihtimallerin fitili ateşleniyor. Devamında oturmakta olduğu parkta köpeğini gezdiren genç bir kadınla girdiği diyaloğa şahit oluyoruz Bartu’nun. Apartman görevlisinin söylediklerinden aldığı cesaretle halkın dilinden konuşuyor, hastalıklardan, kanserden, kalp krizinden bahsediyor uzun uzun. Lakin köpeğini gezdiren, kıyafetlerinden spor yaptığını anladığımız bu kadın, “halk”tan değil; Bartu’yla aynı kesimden. Zira diyalog kadının, Bartu’nun ilk bölümün sonunda katıldığı YouTube programında cebinden çıkan Viagra dolayısıyla rezil oluşuna gönderme yapmasıyla sonlanıyor. Bartu’nun halka inme girişiminin ilk adımı, toplumun kesimleri arasından fark dolayısıyla fiyaskoyla sonuçlanıyor.

Benzer bir durum, Bartu’nun metrobüse yürürken denk geldiği kapkaç olayı sonrasında da vuku buluyor. Karşıdan gelen, anladığımız kadarıyla Bartu Küçükçağlayan’ı tanıyan bir kadınla bakışırlarken, kadının çantası çalınıyor. Hem kadın hem de Bartu hırsızın peşinden koşuyor ama bir yanlış anlaşılmayla tetiklenen olaylar, ana karakterimizin şehrin hiç de aşina olmadığı arka sokaklara girmesine ve orada başına gelen talihsizliklere kadar varıyor. Yani toplumun belirli bir kesimi tarafından sevilen bir oyuncu olan Bartu Küçükçağlayan, bu kesimin yaşadığı muhitin dışına çıkınca başına gelmedik kalmıyor ve bir bakıma kendi çevresiyle halkın geneli arasındaki mesafede kaybolup gidiyor.

Bartu Ben’in ikinci bölümündeki en eğlenceli sahne, tıpkı ilk bölümde olduğu gibi Dayı karakterinin ortaya çıktığı sahne oluyor. İlk bölümde gördüğümüz karakterine uygun bir tonda seyreden Dayı, Bartu Ben’in en akılda kalıcı yan karakteri olacak gibi görünüyor şu ana kadar izlediğimiz iki bölüm itibarıyla. Yer yer mizah tonu yükselse de Bartu Ben’de hâlâ bir tempo sorunu mevcut. Bölümün devamı için önemli bir kanal açmasına rağmen, Bartu Küçükçağlayan’ın banyosunda geçen ilk sahnenin gereğinden fazla uzun olduğunu söyleyebiliriz. Dizinin ilk bölümünde de benzer bir durum -ya da kişisel görüşüme göre sorun- olduğunu düşünürsek, bunun kasıtlı bir biçimsel tercih olup olmadığı ilerleyen bölümlerde kendini belli edecek gibi görünüyor. Son tahlilde, Bartu Ben’in ikinci bölüm sonunda hâlâ pik noktasına ulaşmadığını görmek pek de zor değil. Dizinin fragmanları ve tanıtımlarından gördüğümüze göre işler bir noktada kontrolden çıkacak gibi. Ancak bu kurulum bölümlerinin daha fazla uzamayıp bir an evvel anlatının yükseliş trendine geçmesinin Bartu Ben’in yararına olacağını belirtmek gerek.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi