UNIQ İstanbul ve Başka Sinema işbirliği ile bu yıl beşincisi düzenlenen UNIQ İstanbul Açık Hava Film Festivali, 12 Haziran – 15 Eylül arası sinemaseverlerle buluşuyor. Yerli ve yabancı ödüllü filmlerle zenginleştirilmiş programda, Sundance, Berlin, Venedik ve Cannes gibi dünyanın önde gelen film festivallerinde gösterilen, Ralph Fiennes, Lukas Dhont, Nadin Labaki, Yorgos Lanthimos ve Paweł Pawlikowski gibi usta yönetmenlerin eserleri öne çıkıyor. UNIQ İstanbul Genel Müdürü Sonay Yücel ve Başka Sinema Direktörü Azize Tan ile festivalin detayları ve programı üzerine konuştuk.

Röportaj: Güvenç Atsüren ve Esen Tan

Deşifre: Esril Bayrak

Fotoğraf ve Video: Övgü Avcıer

Güvenç Atsüren: Öncelikle merhaba, ilk olarak bu yıl 5.’si düzenlenen bu festivalin UNIQ İstanbul ve Başka Sinema ortaklığından bahsetmek istiyorum, bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Sonay Yücel: Esasında beş sene evvel açık havada nasıl farklı etkinlikler yapacağımızı düşünürken sinema fikri bir alternatif olarak ortaya çıktı. UNIQ İstanbul bildiğiniz üzere İstanbul’un önemli bir sanat alanı, bunun için de hep doğru etkinlikleri yapmaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla bu sinema seçkisini hazırlayacağımız zaman da iyi bir içerik oluşturmamız gerektiğinin farkındaydık, Türkiye’de de bu alanda bu işi yapan Başka Sinema vardı. Yolumuz bu şekilde kesişmiş oldu.

Azize Tan: Ben projeye üçüncü senesinde dahil oldum. Ben geldikten sonra projeyi başka bir boyuta taşıyarak daha önce iki yıl boyunca açık hava gösterimleri olarak gerçekleşen etkinliği, üçüncü yılında açık hava film festivaline çevirme kararı aldık. Bunun için daha derli toplu, ne zaman başlayıp ne zaman biteceği, film çizelgesi ve kataloğu belli olan, bütün yaza yayılmış düzenli bir etkinlik hâline çevirmeye birlikte karar verdik. Bu tabii her yıl festivalin süresinin ve gösterilen filmlerin artmasına sebep oluyor. Bu projenin bizim için de şöyle bir güzelliği var, bir yıl boyunca sinemada neler izlemişiz neler konuşmuşuz, sinema sezonuna bir bakış atmış oluyoruz. Böyle bir projenin içerisinde yer almaktan çok memnunuz ve  herkesten güzel tepkiler alıyoruz.

Güvenç Atsüren: Peki bahsettiğiniz bu dönüşümü gerçekleştirmenizin nedeni nedir ve öncesiyle sonrası arasındaki farklar sizce nelerdir?

Sonay Yücel: Azize Hanım’ın devreye girmiş olması ve deneyimleriyle getireceklerinin katkısı çok fazla. Olduğunuz yeri kabul etmemeniz, bir yere taşımanız, hep daha fazlasını yapmanız gerekiyor. Böylelikle festival yapma fikri ortaya çıktı ve üç senedir bu şekilde devam ediyor, bu da bir adım ve bundan sonrası da bu festivali daha ileri noktalara götürmek, daha fazla geliştirmek, bazı filmlerin prömiyerlerini burada yapmak, yabancı yönetmenleri burada konuk etmek gibi hayallerimiz de var. Bunlar tabii ki de Başka Sinema ortaklığıyla gerçekleştirilebilecek şeyler.

Azize Tan: Aradaki farklılıklardan ilki gösterim kalitesinin arttırılmasıydı. Ben buna çok önem veriyorum fakat normalde Türkiye’de ve dünyada da gösterimler olması gerektiği gibi değil. Açık hava olmasına rağmen iyi bir kalitede gösterim yapmaya gayret ediyoruz, artık bir kataloğumuz ve programımız var seyirciler önceden Temmuz ya da Eylül ayında hangi filmleri görebileceklerini şimdiden biliyorlar, Festival’de bir kimlik oluşturmaya çalıştık, filmleri duruşumuza, seçkilerimizin insanlara söylemek istediği şeylere göre seçtik. Bir program bütünlüğü oluşturmaya, yılın bir özetini çıkarmaya çalışıyoruz. En iyi komedi filmlerini, en iyi korku, animasyon ve aksiyon filmlerini de karma bir şekilde bir araya getiriyoruz fakat hepsi belirli bir seviyenin üzerinde sinema kalitesine sahip, izleyicileri tatmin edecek filmlerden oluşuyor. Bir kimlik katmayı başardığımızı düşünüyorum bu etkinliği bir festivale dönüştürerek, aynı zamanda da bir izleyici kitlesi oluşturmayı başardık. Son zamanlarda açık havada yapılan sinema etkinlikleri fazlalaştı, fakat zannediyorum ki hem süresiyle hem gösterilen filmlerin içeriği ve kalitesiyle, hem de programını çok önceden açıklamasıyla bu festival diğerlerinden daha ayrı bir yerde duruyor. Bu yıl programımızdaki filmlerden bazılarına konuklar da eşlik edecek, Sibel’in gösteriminde Damla Sönmez, Acele Baba Aranıyor’da ise Melisa Sözen bizimle birlikte olacak. Onun dışında bu yıl hayatını kaybeden Agnés Varda’yı anmak için Mekanlar ve Yüzler’i tekrar gösteriyoruz ki bence açık havada göstermek için şahane bir film. Tarkovsky’nin Ayna filmini 14 Haziran’da vizyona sokuyoruz ama açık havada da tekrar Tarkovsky seyretmek için çok iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu tip ancak festivallerde görebileceğiniz genellikle açık hava etkinliklerinde görmediğiniz farklı temalar ve içeriklerle de programı zenginleştirmeye çalışıyoruz.

“İyi gösterim koşullarında kaliteli filmler gösterildiği zaman, mutlaka bir seyircisi oluyor.”

Esen Tan: Tam olarak yaz mevsiminde böyle bir etkinliğin olması yaz aylarında sinema sezonunda olan açığı kapatma amaçlı mı?

Güvenç Atsüren: Çünkü bildiğimiz gibi yazın vizyona giren film sayısı azalır, UNIQ İstanbul Açık Hava Film Festivali nasıl bir açık kapatıyor sizce?

Sonay Yücel: Kendi adıma konuşacak olursam kış dönemi çok yoğun bir tempoda çalıştığımız için birçok filmi kaçırıyoruz ya da zaten çoğu bağımsız film diğer baskın filmler yüzünden vizyonda uzun süre kalmıyor bunun için istesek de göremiyoruz. Ama yazın daha rahat ve sakin bir tempodayken, geceler daha keyifli hâle gelmişken birçok beyaz yakalı için yaz dönemi bu boşluğu kapatmak için bir fırsat oluyor. Bir taraftan da sinema on iki ay konuşulmuş oluyor.

Azize Tan: Biraz da yazın sinemaya gidilmez, film seyredilmez algısını da yıkmayı başardığımızı düşünüyorum. İyi gösterim koşullarında kaliteli filmler gösterildiği zaman, mutlaka bir seyircisi oluyor. Ya filmi kaçıranlar geliyor, ya tekrar seyretmek isteyenler ya da filmi çok beğenip arkadaşını getirmek isteyenler geliyor. Bir de henüz vizyona girmemiş filmleri vizyon tarihlerinden kısa bir süre sonra UNIQ İstanbul Açık Hava Film Festivali’nde gösteriyoruz. Eylül’de vizyona girecek olan François Ozon’un filmi gibi, Midsommar gibi filmler de programın içerisinde var. Bunun için de güncel olan, görmek istediğimiz, bu yıl konuşup merak ettiğimiz filmleri toplayan bir program sunuyoruz ve yaz da buna mevsim olarak müsaade ediyor.

Güvenç Atsüren: Programınızda hem Başka Sinema’dan hem de diğer dağıtımcılardan birçok film bulunuyor. UNIQ İstanbul Açık Hava Film Festivali kapsamında filmleri belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Azize Tan: Programa baktığınızda filmlerin hepsinin bir bütünlük arz ettiğini görebilirsiniz, sinema alanında belirli bir dil tutturmayı önemsiyoruz. Festivali Bohemian Rhapsody ile açıp Rocketman ile kapatıyor olmamız tesadüf değil, çok bilinçli bir tercih ve seçim. Geçen senenin çok konuşulan ve Oscar’da ödüle boğulan Bohemian Rhapsody ve bu sene Cannes’da açılışını yapan Rocketman iki müzik biyografisi olarak birbirleriyle benzer ve birçok açıdan birbirleriyle kıyaslandılar; oyunculukları konuşuldu, yönetmenlikleri konuşuldu, kurguları konuşuldu. Bu bakımdan kendimizce birbiriyle konuşan temaları bir araya getirmeye çalışıyoruz. Sevdiğimiz yönetmenlerin filmlerini de burada görebiliyoruz; Sorrentino’dan Loro yahut Jia Zhangke’nin Kül En Saf Beyazdır’ı da burada. Zhang Yimou’nun Shadow’u, Pawel Pawlikowski’nin Soğuk Savaş’ı, Sınır ve High Life… yani bir açık hava festivalinde sıklıkla göremeyeceğiniz filmleri bir program içerisinde toplayıp harmanlamaya çalışıyoruz. Bir taraftan yılın en çok konuşulan animasyonlarından biri Mirai, korku filmlerinden iyi örnekler Us ve Midsommar gibi yılın beklenen ve çok konuşulan, belirli çıtanın üzerinde çok farklı türlerde filmleri bir araya getirmeye gayret ediyoruz. Bir şekilde de filmler birbiriyle konuşuyor diye düşünüyorum. İhtiyar Adam ve Silah var, Robert Redford’u son kez beyazperdede izleyecek olmanın sevincini ve hüznünü birlikte yaşıyoruz, hem çevreye hem kadınlara dair eğlenceli ve düşündürücü Women at War, Altın Palmiye’li Arakçılar, Küçük Beyaz Yalanlar, Kefernahum, Sunset ve Museo gibi filmlerden oluşan farklı bir seçkiyi bir araya getirmeye çalışıyoruz.

Güvenç Atsüren: Yaz mevsiminde İstanbul’da bu kadar uzun süreye yayılan büyük bir organizasyon nasıl finanse ediliyor?

Sonay Yücel: İlk dört sene kendi yağıyla kavrulan, gücünü seyircisinden alan bir etkinlikti.Ne kadar bilet satacağımızı hesaplayarak ona göre bütçemizi ayarladık ve öyle seyirciye ulaşabildik. Bu sene ise festivali daha ileri taşıyabilmek için Miles&Smiles QNB Finansbank kartıyla festivale sponsor oldu. Artık önümüzdeki yıldan itibaren bir adım daha ileri gidelim, festivali daha bilinir kılıp uluslararası bir festivale çevirelim. Bu noktada da sponsorumuzun desteğini almış olduk. Ama tabii ki de İstanbul’da yaz döneminde üç ay bir festivale soyunmak çılgınlık. İlk sene daha ufak boyutta başlayıp on filmle denedik, açıkçası böyle bir etkileşim de beklemiyorduk ve çok enterasan bir şeyle karşılaştık. O sene Erdal Beşikçioğlu’nun başrolünde oynadığı Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku filmi çok fazla ilgi çekti, böyle şeylerden güç aldık, diğer sene sayıyı artırdık ve gördük ki yapabiliyoruz. Yoksa sponsorsuz böyle bir yola çıkamazdık.

Güvenç Atsüren: Açık havada film izlemenin getirdiği bir nostalji hissi de var. Hem seçkinin iyi olmasının hem de bu nostalji hissinin bu unutulmuş geleneğin eksikliğini kapattığını düşünüyorum.

Sonay Yücel: Aslında bizim çocukken gittiğimiz açık hava sinemaları gerçekten sinema olan yerlerdi. Şimdi biz her film gösterimi öncesi aslında sinema olmayan bir çim alanı üç buçuk aylığına sinemaya dönüştürüyoruz. Oraya şezlongları diziyoruz, dışarıdan gelen sinema makinesine yer yapılıyor ve akşamına hepsi toplanıyor. Bir yandan da yağış ihtimalini takip edip programı ona göre şekillendiriyoruz. Sıkıntıları var, ama güzel yanı çok fazla olan bir festivali bütün yaz dönemi boyunca yaşıyoruz.

Azize Tan: Bu festivalin bu kadar uzun sürmesi bir seyirci kitlesinin oturmasına sebebiyet verdi çünkü insanlar biliyor ki haftada en az üç gece film seyredebilirler. Festivalin getirdiği şeylerden biri de bir seyirci kitlesi oluşturmayı başarmış olması. İçerik olarak da diğer açık hava gösterimlerinden farklı bir içerikle öne çıkınca insanlar göremedikleri ve kaçırdıkları filmleri UNIQ İstanbul’da göreceklerini düşünüyorlar, programı ve tarihi bekliyorlar. Ben izleyicinin ayağını alıştırmanın, alışkanlık yaratmanın, onlarda programa dair bir beklenti oluşturmanın da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.

Sonay Yücel: Israrcı olmak önemli. Biz ilk günden beri ısrar ediyoruz, vazgeçmedik. Bir de şöyle bir şey var ki burası bir etkinlik alanı esasında böyle bir programı şimdiden açıklamak riskli çünkü bir taraftan konser talepleri ya da kurumsal etkinlikler için talep geliyor, bizim önceliğimiz festival ve gelir odaklı değil, biz de programı açıklıyoruz ve diyoruz ki o günlerde sinema var kapattık o günleri ve başka bir şeye açık değiliz. Bu duruş önemli, boş zamanları doldurmak için film gösteriyor olsaydık zaten bugünlere gelebilme şansımız olmazdı.

“Burası İstanbul’dan iyi bir kaçış noktası da olabiliyor. Sadece içeriği değil onun yanında getirdiği konforu da sunmaya çalışıyoruz.”

Güvenç Atsüren: Sizin de bahsettiğiniz gibi bu festivalin artık bir kitlesi var. İlerisi için nasıl bir vizyon belirlediniz? Daha uzun vadeli planlarınız var mı?

Sonay Yücel: Finansal gücün artmasıyla beraber gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimiz var. Yıl içindeki kaçırılan filmleri göstermek açısından iyi bir program oldu fakat hedefimiz önümüzdeki seneden itibaren birçok filmin ön gösterimini yönetmenleriyle beraber seyirciyle buluşturabilmek, o zaman tam anlamıyla bir festival olmuş olacağız.

Azize Tan: Çalışacağız. Bu sene bir sponsorumuzun olması bizim gelecek yıllara dair olan hevesimizi ve hayallerimizi artırıyor. Bu sene konuklarımız var, Climax gösteriminden sonra parti yapacağız. Etkinlikleriyle ve konuklarıyla beraber biraz daha hareketli bir festival oluşturacağız. Bu sene olmasa dahi, kısa filmleri programa tekrar dahil etmeye dair de bir isteğimiz var.

Sonay Yücel: Biletlerimiz satışta, güncel bilgileri hem UNIQ İstanbul’un hem de Başka Sinema’nın internet sitesinden edinebilirler. Evcil hayvanlarla gelinebilen bir gösterim ve hatta pusetteki çocuğuyla gelen izleyicilerimiz de olabiliyor. Rahat ve alternatif bir ortam sunmaya çalışıyoruz. Burası İstanbul’dan iyi bir kaçış noktası da olabiliyor. Sadece içeriği değil onun yanında getirdiği konforu da sunmaya çalışıyoruz.

Esen Tan: Aslında bir yandan da insanlar yazın şahane bir ortamda iyi film izliyorlar.

Azize Tan: Ben sıkı giyinmelerini söylemek istiyorum. Hava durumuna bağlı program değişikliğini ya da sürpriz gösterimleri bildirdiğimiz sosyal medya hesaplarımızı da takip etsinler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi