Başka Sinema proje direktörü Azize Tan ile bir araya gelerek, yeni projeleri Ayvalık Film Festivali’ni konuştuk. Bu yıl ilk kez 5-10 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalin detaylarını öğrendikten sonra, festivale dair oluşan beklentilerimizin bir hayli arttığını söyleyebiliriz. Hâlihazırda yerli ve yabancı onlarca merakla beklenen filmin gösterilecek olması dahi heyecan yaratmaya yetse de, Azize Tan ve dolayısıyla Başka Sinema’nın bu projeyle ortaya koydukları vizyon takdire şayan.

Röportaj: Utku Ögetürk

Deşifre: Övgü Avcıer

Fotoğraflar: Edze Ali

Utku Ögetürk: Merhabalar öncelikle. Kısa süre önce Başka Sinema’da birtakım değişiklikler oldu, sen de yeni projelere yelken açmak için yeni bir göreve başladın diye biliyorum. Başka Sinema içerisinde gerçekleşen bu değişiklikler ve gelecek planlarınızın neler olduğunu bize anlatabilir misin?

Azize Tan: 2016’nın ekim ayında direktör olarak Başka Sinema ile birlikte çalışmaya başladım. 2017’nin sonunda dağıtım tarafından ziyade proje geliştirme konusunda daha yararlı olacağımı gördüm. Hem benim hem de Başka Sinema için bunun daha yararlı bir formül olacağını düşündük. Ocak ayı itibarıyla da Başka Sinema’da projeler direktörü oldum.

Ne kadarı görülüyor ne kadarı görülmüyor bilmiyorum ama bu süreç içerisinde birçok projeye imza attık. Mesela mayıs ayında Kültür İçin Alan ile iş birliği yaparak Gaziantep Film Günleri’ni düzenledik. Çok güzel geri dönüşler aldık, gelecek sene bu projeyi sürdürmeyi umuyoruz. Diyarbakır’da bir sinema atölyesi yaptık; hatta atölyeye Van’dan gelen sinema öğrencileri de katıldılar. Körfez ve Kaygı filmlerinin ekipleriyle yapım ve teknik sürece dair bir atölye gerçekleştirmiş olduk. Her iki film de ilk film olma özelliği taşıyordu, çok genç ekiplerdi. Kurgu, ses ve müzik gibi kısımlarda ortak çalıştıkları insanlar da vardı. O atölye de çok güzel geçti, hem katılımcılardan hem konuşmacılardan çok güzel geri dönüşler aldık.

Başka Sinema olarak bu tip etkinleri artırarak devam etmek istiyoruz. Çünkü Türkiye’de bağımsız sinema konusu özel ilgi gerektiren bir sorun. Ne yaparsak yapalım kaç sinemada çıkarsak çıkalım, bu filmlerin biraz daha özel bir ilgiye ihtiyacı oluyor. Bu filmler çevresinde farklı, özel çalışmaların yapılması gerektiği aşikâr. Aslında bizim gerçekleştirdiğimiz projeler de bu filmlere daha fazla ilgi çekebilmek, daha görünür kılabilmek, ömürlerini uzatabilmek adına yapılmış işler. Mesela programını yine bizim yaptığımız Uniq Açıkhava Film Festivali’nde sanat sinemasında gördüğümüz en iyi örnekleri bir araya toplamaya çalışıyoruz. Bu filmlerin dağıtımı bitmiş olsa bile bu sayede filmlerin ömürleri uzuyor ve daha fazla görünür olabilme fırsatı doğuyor. Ben bu tip projeler yapmayı hem önemli buluyorum hem de yaparken çok büyük zevk alıyorum.

“Ben her zaman bir film festivalinin daha küçük bir şehirde yapılmasının daha iyi sonuçlar verdiğini düşünüyorum.”

Utku Ögetürk: Peki, bir de detaylarını duymayı heyecanla beklediğimiz Ayvalık Film Festivali var. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Azize Tan: Ocak ayında Başka Sinema’nın beş yıldır sponsorluğunu üstlenen Kariyo & Ababay Vakfı ile bir genel değerlendirme toplantısı yaptık. “Başka Sinema olarak beş yıldır güzel şeyler yapıyoruz artık marka hâline geldik ama bunun üzerine neler koyabiliriz?” diye konuştuk. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin ilk fikirleri de orada atıldı. Ben her zaman bir film festivalinin daha küçük bir şehirde yapılmasının daha iyi sonuçlar verdiğini düşünüyorum. Dünyadaki örneklere de baktığımızda herkesin örnek aldığı Cannes Film Festivali’nde bunu görebiliyoruz. Ayvalık’tan çok da büyük bir yer değil Cannes. Deniz kenarında yazlık bir kasaba aslında. Coğrafi olarak da çok benzer. Edinburgh festivaller kenti olarak anılıyor. Oradaki festivaller yaz boyunca bütün şehrin karakterini değiştiriyor. Orası da ölçek olarak Ayvalık’tan çok çok büyük bir yer değil.

Dünyanın en önemli tiyatro festivallerinden birinin yapıldığı Avignon da epey küçük bir şehir ve o dönemde şehrin kendisi bir tiyatro festivaline dönüşüyor. Bütün bunlar beni çok etkiledi. Uzun yıllar boyunca İstanbul gibi büyük bir şehirde güzel bir festival yaptık. Ama şehirde aynı anda o kadar fazla şey oluyor ki; şehir ne kadar büyük olursa festivali yutma ihtimali de o kadar fazla oluyor. Ne kadar tanıtım yaparsanız yapın, ne kadar seyirciniz olursa olsun bir şekilde İstanbul’un hengamesi içinde kaybolma riskiniz oluyor. Bu tip festivallerin daha küçük yerleri dönüştürmesi ve o yerlerin de festivali dönüştürmesi bana çok daha ilgi çekici geliyor. Yaptığınız şeylerin sonuçlarını birebir ölçmek, görmek çok daha mümkün oluyor. Bir de Ayvalık’ın mekân olarak şöyle bir güzelliği var ki, pek çok yere çok yakın. Ayrıca tarihi, kültürü ve mutfağı burayı çok çekici bir yer haline getiriyor. Ege’de gerçek anlamıyla bildiğimiz ve sürekliliği olan bir film festivali yok. Türkiye’nin birçok yerinde film festivalleri yapılıyor ama bizim Başka Sinema olarak gösterdiğimiz filmlerle ilgili en çok izleyici toplayabileceğimiz bölgelerden bir tanesi olan Ege’de bir film festivali düzenlenmiyor.

Çıktığımız bu yol pek kolay bir yol değil. Zaman ve istikrar gerekiyor.

Fotoğraf: Edze Ali

Utku Ögetürk: Türkiye’de birçok film festivali var; bahsettiğin küçük ölçekli şehir festivalleri de var fakat bu festivallerin gerek misyon gerekse vizyon olarak bizleri heyecanlandırdığını söyleyemeyiz. Peki, Ayvalık Film Festivali’nin farkı ne olacak?

Azize Tan: Öncelikle Ayvalıklılar için, bölge halkı için bir festival yapmaya çalışıyoruz. Az önce de söylediğim gibi Ayvalık’ın lokasyon olarak da avantajı var. İzmir’e, Çanakkale’ye, Balıkesir’e çok yakın; civar illerden gelebilmek de çok kolay. Biz öncelikle Ege Bölgesi’nin geneline ulaşmayı amaçlıyoruz. Eğer hayal ettiğimizi gerçekleştirebilirsek ilerleyen yıllarda Ege’yle de sınırlı kalmayıp Türkiye’den herkesin takvimlerine işaretleyeceği, gitmek isteyeceği bir cazibe merkezi oluşturmaya çalışıyoruz. Ama çıktığımız bu yol pek kolay bir yol değil. Zaman ve istikrar gerekiyor.

Biz festivali yapmaya ocak ayında karar vermekle birlikte asıl çalışmalarımıza temmuz ayında başlayabildik. Belki festivali hazırlayabilmek için istediğimiz kadar zamanımız olmadı ama festival yapma tecrübemize, Başka Sinema’nın gücüne, arkamızda bizi desteleyen Kariyo & Ababay gibi bir sponsorumuz olmasına, sektörün ve Ayvalıklıların desteğine güvenerek bu işe giriştik. Karşılaşabileceğimiz birçok engeli böylece aşmış olduk.

Utku Ögetürk: Kariyo & Ababay Vakfı, Ayvalık Film Festivali’nin de sponsoru mu?

Azize Tan: Evet, Başka Sinema’nın 5 yıldır sponsorluğunu üstlenen Kariyo & Ababay Vakfı Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin de ana sponsorluğunu üstlenerek bence kahramanca bir işe imza attı.

“Biz ayaklarımızı yere çok sağlam basıyoruz. İyi bir programı olan, inandığımız, sevdiğimiz filmleri gösterdiğimiz, seyircinin geldiği zaman tatmin olduğu; söyleşileriyle, panelleriyle, şehrin karakterine uyan farklı etkinlikleriyle beraber, herkesin içinde bulunmaktan mutlu olduğu bir festival yapmayı amaçlıyoruz.”

Utku Ögetürk: Özellikle ülkenin içinde bulunduğu durumu göz önüne alacak olursak bu dönemde birçok festivalin sponsor bulmakta ne kadar zorlandığını biliyor, ilerleyen dönemlerde daha da zorlanabileceğini tahmin edebiliyoruz.

Azize Tan: Evet, bir taraftan da kiminle konuşsak herkes böyle bir şey yaptığımız için büyük mutluluk duyuyor. Gerçekten bu tip etkinliklere ihtiyacımız var. Herkesin kültürel anlamda bir şeyler paylaştığı, seyrettiği, konuştuğu bir ortama herkesin çok ihtiyaç duyduğu bir dönemdeyiz. Kariyo & Ababay Vakfı ise bizim için bir sponsor değil, bir yol arkadaşı. Birlikte bir şeyler hayal ettiğimiz, düşündüğümüz, o hayalleri birlikte hayata geçirdiğimiz bir partner bizim için.

Vaktimiz çok kısa olmasına rağmen böyle avantajlarımız olduğu için bu festivali gerçekleştirebileceğimize inandık. Gerek sektörden, gerek Ayvalıklılardan çok ciddi destek aldık. Bu da bizim için çok önemliydi. Yerel halka tepeden inme ya da onlara rağmen, onları düşünmeden bir şey yapmaya çalışırsanız olmaz. Biz başından itibaren Ayvalık halkıyla beraber hareket etmeyi seçtik. Onlardan da çok ciddi destek aldık. Böyle bir festivalin orada yapılması konusunda çok istekliler. Ben nisan ayından beri gidip geliyorum Ayvalık’a. Orayı öğreneyim, oradaki halkı tanıyayım istedim. Ayvalıklıların festival için çok iyi bir izleyici kitlesi oluşturacağını ben kendim gördüm. Festival için İstanbul’dan neredeyse kimseyle çalışmıyoruz; orada çok ciddi bir insan kaynağı var. Ayvalıkta yaşayan yaratıcı insanlarla çalışmak çok büyük avantaj. Hem şehrin dinamiklerini anlamak adına, hem de ilerleyen yıllarda bu festivalin sürdürülebilirliği konusunda bir model oturtmak adına çok iyi bir tecrübe. Günümüzde herkesin konuştuğu konulardan biri sürdürülebilirlik. Bence sürdürülebilirlik için paradan puldan önce orada bir gelenek yaratabilmek ve insanların bu işin devam etmesi için çabaladığını görmek çok önemli. Ben Ayvalık’ta bu potansiyeli gördüm. Biz ayaklarımızı yere çok sağlam basıyoruz. İyi bir programı olan, inandığımız, sevdiğimiz filmleri gösterdiğimiz, seyircinin geldiği zaman tatmin olduğu; söyleşileriyle, panelleriyle, şehrin karakterine uyan farklı etkinlikleriyle beraber, herkesin içinde bulunmaktan mutlu olduğu bir festival yapmayı amaçlıyoruz. Mesela festival kapsamında bir yarışma yapmıyoruz. Hedefimiz daha ziyade, iddialı bir söylem olacak ama, Telluride tadında bir festival olmak. İlerleyen yıllarda insanların “Gel Ayvalık’a gidelim çok güzel söyleşiler dinleyeceğiz, çok güzel filmler izleyeceğiz” diyecekleri bir yer oluşturalım istiyoruz. Ve daha şimdiden gelecek yıl için konuşmalar ve görüşmeler yapmaya başladık. Mesela bir yaz sinema kampı yapma hedefimiz var Ayvalık’ta. Koç Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü bir Osmanlıca okulu var orada. Okul sırasında festivalle iş birliği hâlinde neler yapabiliriz, bunları konuştuk. İlerleyen zamanlarda Ayvalık’ta Başka Sinema filmlerinin her hafta gösterilebilmesi için planlar yapıyoruz.

Utku Ögetürk: Biraz da Ayvalık’ı bir sinema şehrine dönüştürüyorsunuz diyebiliriz sanırım.

Azize Tan: Tabii ki. Biz bu seneki festivali hazırlıyoruz ama bir taraftan da gelecek yıl için planlarımızı oluşturuyoruz. Ve dediğim gibi Ayvalık’ta şu an yerleşik bir izleyici kitlesi zaten var. Biz buna bölge halkından yenilerini eklemeyi planlıyoruz. Geçenlerde İzmir’in dört üniversitesiyle toplantımız vardı. Ege Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden hocalarla görüşüp bir proje geliştirdik. Bu okullardan beşer öğrenci, birer hoca ile beraber festival zamanında gelecekler ve bütün festival aktivitelerine katılacaklar. Onlar için atölye çalışmaları düzenleyeceğiz, o öğrenciler de festivalin belgelenmesine katkıda bulunacak. Hatta Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Dilek Tunalı gelecek yıl için bir araştırma projesi yapıp yapabilir miyiz diye konuşmaya başladık. İşte sürdürülebilirlik dediğim şey bu. İzmir üniversiteleriyle gerçekleştireceğimiz bu projemiz de Kültür İçin Alan tarafından destekleniyor.

Utku Ögetürk: Öğrencilerin de zaten çok istediği bir şey bu.

Azize Tan: Hâlihazırda orada bir festival yapılıyorken öğrencilerin de bundan yararlanması gerek. İçinde bulunması gereken insanlar da onlar. Festivalin bir parçası olmaları için elimizden geleni yapacağız. Sürdürülebilirlik dediğimiz şey de burada yatıyor zaten: Doğru iş birliklerini oluşturmak, bölgenin kültür sanat aktörleriyle iş birliği yapmak, doğru hedefler belirlemek…

Yapacağımız bir diğer projede 7 yaş üstü öğrenciler için bir atölye gerçekleştireceğiz. Bu projede animasyon, hologram nasıl yapabilirler bunu görecekler. Ayvalık’ta Zeytin Çekirdekleri adında çok güzel bir çalışma var. Ayvalık’taki gençlere müzik eğitimi veren yaklaşık 7 yıldır devam eden ve çok takdir edilen bir proje. Onlarla iş birliğimiz olacak. Sürdürülebilirliği sağlamak için Ayvalık’taki bu tip projelerle beraber çalışmak, onlarla dirsek temasında bulunmak, birbirimizle dayanışmak da bizim için önemli.

Festivalin iyi bir programı olacak ama bu program kadar festivalin kurgusu için de çalışıyoruz. Örneğin, Ayvalık’ın merkezinde çok güzel bir taş bir bina bulduk. Bu binayı sinema salonuna çevireceğiz. Yanında da söyleşilerimiz ve atölyelerimiz için bir alan yaratıyoruz. Ma’adra binasını festival kullanımı için bize veren Ma’adra şarapları da festivalimize katkıda bulunuyor.

“Loving Vincent ve Agnes Varda’nın J.R. ile birlikte çektiği Faces, Places açık havada gösterilecek.”

Utku Ögetürk: Ayvalık’ta kaç tane sinema salonu, kullanabileceğiniz mekan var?

Azize Tan: Ayvalık’ın tek sineması var: Vural Sineması. Tabii ki böyle bir festivalde Vural Sineması’nı kullanmadan olmazdı. İş birlikçilerimiz arasında daha önce kısa film festivalleri gerçekleştirmiş olan Sanat Fabrikası da var. Açılışımız Ayvalık Amfi Tiyatrosu’nda gerçekleşecek. Festival 5 gün sürecek. Bu 5 gecede açık havada film gösterimleri yapacağız. Mesela bu senenin en beğenilen filmlerinden bir tanesi olan Loving Vincent ve Agnes Varda’nın J.R. ile birlikte çektiği Faces, Places bu gösterimlerden ikisi. Zorba the Greek’i de -Ayvalık için çok özel bir film olduğu için- kapanış gecesinde göstermeyi planlıyoruz. Türkiye’den de sinemada farklı bir yönelim gösteren Ölümlü Dünya, açık hava gösterimlerimizden biri olacak.

Utku Ögetürk: Peki, Ölümlü Dünya dışında Türkiye Sineması’ndan yeni bir şeyler görebilecek miyiz?

Azize Tan: Tabii ki göreceksiniz. Mesela Locarno’da prömiyerini yapan Sibel’i göreceksiniz. Mahmut Fazıl Çoşkun’un birkaç gün önce Venedik’te prömiyerini yapan filmi Anons’u izleyeceksiniz. Gürcan Keltek’in Gulyabani isimli deneysel belgeseli de programımızda.

“Kariyo & Ababay Vakfı tarafından festivalin açılış gününde 100.000 liralık bir ödül takdim edilecek.”

Utku Ögetürk: Bu seçkiyle bir ulusal yarışma yapabilirsiniz aslında?

Azize Tan: Yarışmamız yok ama bir ödülümüz var. Kariyo & Ababay Vakfı sinemada yaratıcılığı, üretkenliği, ulusal ve uluslararası başarıyı teşvik etmek amacıyla “Yılın Yönetmeni Ödülü” vermeye karar verdi. Bu yönetmene, Kariyo & Ababay Vakfı tarafından festivalin açılış gününde 100.000 liralık bir ödül de takdim edilecek.

Utku Ögetürk: Yarışacak filmin vizyona girmiş olması gibi bir şartınız var mı?

Azize Tan: Yönetmelik birkaç gün içinde web sitemizde olacak. Son bir yıl içinde çekilmiş filmlerin yönetmenleri doğal aday olacak. Son zamanlarda bu yarışmalar teşvik edici kimliğinden çıkıp daha farklı boyutlara gitmeye başladı. Biz filmlerin başrolde olacağı bir festival yapmak istiyoruz.

Utku Ögetürk: Türkiye’de gösterilmemiş yabancı yapımlar programda yer alacak mı?

Azize Tan: Cannes Film Festivali’nin en beğenilen filmlerinden Burning’i izleyeceğiz. Bir Murakami uyarlaması. Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Museo ve Rüdiger Suchsland imzalı belgesel Hitler’s Hollywood da programımızda yer alıyor. Biz butik bir festival yapmaya çalışıyoruz. Bu festival hiçbir zaman 110-120 film gösteren bir festival olmayacak. Zaten Ayvalık da bu kadar büyük bir programı kaldırmaz.

Utku Ögetürk: Program konusunda beklentilerimiz yükseldi. Özellikle Türkiye’de çok fazla böyle girişim oluyor ama bir şekilde beklediğimiz gibi sonuçlanmıyor.

Azize Tan: Ayvalık’ta o festival havasını yaşatabileceğimize gerçekten inanıyorum. Gelecek konuklar için de kalması çok güzel bir yer Ayvalık. Orada yaşayan insanlar da çok heyecanlanıyor. Onlara da çok teşekkür etmemiz lazım. Bu festivali kısa sürede hayata geçirdik ama nasıl bir festival istediğimize dair uzun süredir düşünüyoruz. Doğru program, iyi koşullarda gösterilen filmler, festival kapsamındaki etkinlikler, yıl boyu yapmayı aktivitelerle kalıcı ve seyircisi bol bir festival yaratabileceğimize inancım tam.

Çalıştığımız ekibimiz de çok uyumlu. Fatih Özgüven festivalin danışmanlığını üstlendi. Festivalimizin simgesi Ayvalık midyesi kidonyayı Sahir Erdinç tasarladı ve çizdi. Görsel tasarımlarımızı Emel Işıtan yapıyor. Tulya Madra da tasarım danışmanlığımızı yapıyor.

Gelecek yıllarda değişik iş birlikleriyle adını uluslararası alanda duyuran bir festival olacağına inanıyorum. Biz göle mayamızı çaldık. İlk sene bunun ön adımlarını göreceksiniz. Hem sektördekiler hem seyirci gelecek senelerde yapmak istediğimiz şeyin ne olduğunu daha iyi anlayacaklar diye umut ediyorum. Herkesin parçası olmak için heveslendiği bir festival olsun istiyorum ben. Başka şeylerin sinemanın önüne geçmediği bir festival olsun.

Utku Ögetürk: Son olarak, bilet fiyatlarınız belli oldu mu?

Azize Tan: Ayvalık Film Festivali’nde de tek fiyat 10 TL olacak. Emekliler ve öğrenciler için ise haftaiçi gündüz seansları 5 TL.

Utku Ögetürk: Çok teşekkür ederiz. Hem keyifli bir sohbet oldu hem de gerçekten heyecan duyduğum bir festivalin ilk detaylarını öğrenmiş oldum.

Azize Tan: Ben çok teşekkür ederim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi