Türkiye sineması çok büyük bir insanı kaybetti. Bir aydan fazla süredir yoğun bakımda olan ve bir süredir pankreas kanseriyle mücadele eden Ayşen Gruda, ne yazık ki bugün vefat etti. Arzu Film ekolünden gelen ve sinemanın yanında aynı zamanda tiyatro sanatçısı kimliğine sahip Gruda, özellikle komedyen kimliğiyle ön plana çıkmış ve neredeyse tüm toplumun bağrına bastığı bir değerdi. 

Ayşen Gruda, 22 Ağustos 1944 tarihinde Erman Ailesi’nin ortanca kızı olarak İstanbul, Yeşilköy’de Osmanlı zamanında karargâh olarak kullanılan bir köşkte dünyaya geldi. Babası kara tren makinistiydi. Komedi yeteneği, çocuk yaşta Yeşilköy’deki evlerinde Ermeni komşularının taklidini yaparken ailesi tarafından keşfedildi. Lise ikiye giderken babası vefat etti. Geçim sıkıntısı yüzünden okulu bırakıp çalışmaya başladı. Kardeşi Ayben Erman ve ablası Ayten Erman da kendisi gibi oyuncu olacaktı. Televizyon için yaptığı skeçlerden birinde canlandırdığı “Domates Güzeli Nahide Şerbet” karakterinden sonra lakabına dönüşen “Domates Güzeli” adıyla anılmaya başlandı. Aslında bu lakap konusunun yıllarca oldukça ince bir çizgide seyrettiğini belirtmek gerek. Toplumun bir kesimi bu lakabı aşağılayıcı bir anlamda kullansa da, o dönem filmlerini izleyip Ayşen Gruda’yı seven bir başka kesim için bu lakap oldukça sempatik karşılanmıştır. Gruda, Tevfik Bilge’nin turne tiyatrosunda profesyonel oyunculuğa başladı. İlk rolü 1962 yılında Kongre Eğleniyor adlı vodvilde küçük bir hizmetçi rolü idi. 1977 yılında 16 senelik tiyatro hayatından sonra televizyonda bir eğlence programı içinde yayınlanan skeçte canlandırdığı daha önce bahsettiğim “Domates Güzeli Nahide Şerbet” karakterinden sonra ismini geniş bir kitleye duyurdu. Daha sonra üst üste birçok yapımda rol alan Ayşen Gruda Tosun Paşa, Hababam Sınıfı, Süt Kardeşler ve Neşeli Günler gibi efsaneleşmiş yapımların da arasında bulunduğu irili ufaklı tam 164 yapımda oyuncu olarak yer aldı.

Oyunculuğunun yanında mizacıyla ve zekasıyla da ön plana çıktı ve sevildi. Özellikle komedyen kimliği bana göre hak ettiğinden daha az değer görmüştür. Örneğin; birçok kişi bilmez ama kendisi ‘’Gerzek’’ kelimesini Türkçeye kazandıran kişidir. Bir televizyon programında sunucunun “Gerzek kelimesini literatüre siz mi kazandırdınız?” sorusunu “Evet, gerizekalının kısaltması olarak” diye cevaplamıştır. 

Ayşen Gruda: Artık Çok Az Kalan Onurlu Sanatçılarımızdan Biriydi

Ayşen Gruda’nın oynadığı karakterler her zaman çok sevildi. Kendisinin bu kadar sevilmesinde ise bu karakterlerin etkisinin yanı sıra her zaman ilerici bir zihniyete sahip olmasının da katkısı büyüktü. Haktan hukuktan yana, adaletsizliğe ve vicdansızlığa karşı her devirde sesini çıkarabilmiş, artık çok az sayıda kalan ve bizlerin de hasret kaldığı onurlu, gururlu ve vicdanlı sanatçılardan biriydi. Kendisini asla değişen muktedire göre konumlandırmadı, saray ziyafetlerinde işi olmadı. Ülkeye dair, insanlığa dair eleştirilerini, endişelerini korkmadan, çekinmeden nev-i şahsına münhasır üslubuyla hep dile getirdi. Birçok ilerici sanatçı tutuklanırken ya da korkudan köşesine saklanırken zamanın başbakanına “Bana bak yeğenim” diye seslenebilecek cesarete sahipti. Bugün barış demenin suç sayıldığı, barış diyen akademisyenlerin, oyuncuların işsiz bırakıldığı, hapse atıldığı bu ülkede hep barışı istedi. 2013 yılında barışa dair umut dolu ve cesur açıklamalarda bulundu: ‘’Bu devlet bana bir görev verirse ben korkmadan, ama hiç korkmadan mağaralara gidip o insanları ikna ederim. Masal anlatsam bile beni dinlerler. Benim nüfus kağıdımda Türk olduğum yazar, ama aklı başında bir insan için bunların hiçbir önemi yoktur. Bakın bir belgeselde izledim. Para veriyorsunuz, sizin bütün kökeninizi çıkarıyorlar. Ben de bir Kızılderili olabilirim. Dünya birbirinin içinde. Neyin ispatı ve kavgası içindeyiz? O Kürt çocukları da anne, baba kuzusu. Küçük hesaplar yüzünden iki taraf da ölüyor. Dövüşe dövüşe değil, masa başında konuşa konuşa halletmemiz gerekiyor. İnanıyorum aklı başında siyasiler, insanlar bunları görüyorlar. Hepimizin çocukları var. Bu savaş çok gereksiz.’’ Bazı kesimler tarafından eleştirilse de bu ülkeden, barıştan ümitliydi. Kendi filmlerini izleyen bu ülkenin her çocuğuna derdini, barışı anlatabileceğine inanıyordu. Bu topraklarda çok istediği barışı göremeden hayata gözlerini yumdu. Oynadığı rollerle, şakalarıyla, mizacıyla, cesaretiyle, vicdanıyla, onuruyla ve gururuyla bu topraklarda büyük bir iz bırakarak ve herkesin gönlünde yer edinerek aramızdan ayrıldı. Huzur içinde olsun.

Kaynak: Wikipedia

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi