Hakan: Muhafız’dan sonra Netflix’in ülkemizdeki ikinci orjinal dizisi olma özelliğini taşıyan Atiye, global ismiyle “The Gift”, ilk sezonuyla 27 Aralık’ta izleyicisiyle buluşacak. Ozan Açıktan, Gönenç Uyanık gibi isimlerin yönetmen koltuğunda yer alacağı dizinin kadrosunda Beren Saat, Mehmet Günsur, Metin Akdülger gibi isimler yer alıyor. İnsanlık tarafından inşa edildiği bilinen ilk tapınak olmasıyla UNESCO Dünya Mirası kalıcı listesinde yer alan Göbeklitepe’de geçen dizinin senaryosu ise Şengül Boybaş’ın kaleminden çıkan “Dünyanın Uyanışı” isimli kitabından uyarlandı.

Göbeklitepe, hâlihazırda dünyanın tarihini değiştirmiş, oldukça gizemli ve önemli bir miras. Dizi ise, kendini bildiğinden beri aynı sembolü çizen Atiye (Beren Saat) isimli bir ressamın bu bölgeye karşı hissettiği sebebi bilinmeyen yakınlığı ve bu gizemi çözme çabasını konu alıyor. Göbeklitepe’de süregelen kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan yüzlerce yıllık bir sembol, Atiye’nin hayatını bugüne dek görmezden geldiği işaretlerle yüzleşmeye zorlayarak değiştiriyor. Kazı çalışmasını yürüten arkeolog Erhan (Mehmet Günsür) ile yolları kesişen Atiye, karşılaştığı tüm engellere ve zorluklara rağmen içindeki sesi dinleyerek, bugüne dek hep ardından baktığı sır perdesini sonunda aralamak üzere yola çıkıyor.

Atiye 1. Sezon İlk Üç Bölüm İncelemesi

Başarılı bir ressam olan Atiye, sebebini veya kendisi için ne ifade ettiğini bilmese de, sürekli olarak sadece aynı sembolün resmini yapıyor. Aynı zamanda evlenmek üzere olduğu erkek arkadaşı Ozan (Metin Akdülger) ile arasında tutku dolu bir ilişki var ve hayatı, ara sıra gördüğü sanrılar ve sadece kendisinin duyduğu bazı sesler haricinde düzenli ve yerli yerinde bir hayata sahip. Kız kardeşi Cansu (Melisa Şenolsun), ailenin deli dolu karakteriyken Atiye, daha olgun ve ne istediğini bilen büyük abla olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, Erhan ile yollarının kesişmesi onu görmeyi ve duymayı reddettiği bu sanrılar, mistik semboller ve geçmişten gelen görüntülerle yüzleşmeye zorlayınca, Atiye, bu konuda bir takım gibi ağız birliği yapan ailesi tarafından çeşitli psikolojik problemlerle ilişkilendiriliyor.

Her ne kadar ailesi ve sevdikleri, hatta özellikle annesi psikolojik sorunlar yaşadığını öne sürse de Atiye, yarattığı mistik hava ve taşıdığı sırlarla izleyicisi için bağ kurulabilirliğini yitirmiyor. Kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir karakter olmasına rağmen, yine de gördüğü gerçek dışı sanrılar, histerik tepkileri ve bu belirsizliği bir erkek karakterin rehberliğinde çözebilecek olması durumu, Atiye’nin gücünü zedeliyor ve karakteri klişeleştiriyor. Fakat Atiye, genel anlamda kendi kararlarının doğrultusunda hareket etmeyi tercih edişi ve sağlam duruşuyla kontrolü şimdilik elinde tutuyor ve Atiye ile Göbeklitepe arasındaki gizemli bağ, ilgi çekiciliğini hikâye ilerledikçe koruyor.

İlk üç bölümünde yönetmen koltuğunda Ozan Açıktan’ın (Aile Arasında, Annemin Yarası) oturduğu dizi, en başta kurduğu ve etkisini adım adım inşa ettiği bu beklenmedik ilişkinin sırlarına dair ipuçlarını yavaş yavaş vermeyi tercih ederek, izleyicisini hep merak içerisinde bırakıyor. Bu sayede, genel anlamda karanlık denebilecek sinematografisinin kasvetinde boğulmadan, sürükleyiciliğini ve hızını koruyor. Aynı zamanda, hikayesindeki dönüşlerin sıklığı, yer ve zaman algısıyla oynama alışkanlığına rağmen temposunu daima yüksek tutuyor, izleyicisini dünyasının içine çekiyor.

Hikâye, kendisine özel bir evren yaratmaktansa, günümüzün modern İstanbul’unda geçiyor ve bu durum, özellikle Beren Saat ve Mehmet Günsür’ün performanslarında olduğu gibi öne çıkan oyunculuklarla hayat bulan karakterlerin bağ kurulabilirliğini arttırıyor. Ancak, bu yüksek ekonomik sınıfa dâhil ailenin sırlarla örülü ilişkileri, Göbekli Tepe’nin kattığı mistik ve gizemli havasıyla örülmüş hikâyeyi sıradanlaştırıyor.

Dizinin ilk üç bölümü genellikle Göbeklitepe’nin gizemi ile Atiye ve Erhan karakterlerine yoğunlaşıyor. Ama hikâye bir yandan da, sürekli olarak Atiye’nin ailesinin saklıyor olabilecekleri sırların altını çiziyor ve bütün gizemin bu aileyle alakalı olabileceğinin de sinyallerini veriyor. Bana göre, hikâyenin böyle bir yöne evrilmesi, ilk üç bölümde bile bunu tahmin edebildiğimiz düşünülürse, zaten öngörülmesi kolay ve klişeleşmiş bir karar olur.

Dolayısıyla, dizinin gelecek bölümlerinde ailevi sırların yaratacağı dramatik anlardan çok, sürükleyiciliğini korumak bakımından Göbeklitepe’nin sırlarına ve bu sıradan ressam ile arasındaki mistik bağı açıklamaya yönelmesini umuyorum. İlk üç bölümünü bir çırpıda izlediğim dizi, ortaya attığı büyük soruya dair ipuçlarını yavaş yavaş vererek izleyicisinin merakını canlı tutmayı başarıyor. Ancak bu tavrı, başka hikâyelerle beslenmediği ve kendisini sıkça tekrar ettiği takdirde aynı zamanda yorucu olma tehlikesi de mevcut. Genel anlamda sıradışı hamlelerde bulunmayan dizinin, bir de ailevi meselelerin dramatikliği arasında gizemli ve mistik havasını kaybetme olasılığı düşünüldüğünde, ilk üç bölümünde yakaladığı sürükleyiciliği ve tutturduğu yüksek tempoyu koruması için gelecekte, rotasına dair alacağı kararlar büyük önem arz ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information