1985 yılında kurularak, birbirinden başarılı filmlere imza atan Studio Ghibli gerçek dünyanın gizemlerini beyazperdeye taşıdı. Animasyon dünyasına katkısı seyircinin dilinden anlayabilmesiyle şekillenirken; Hayao Miyazaki‘nin dahiyane işleri stüdyonun dünya çapında tanınmasını sağladı. Ghibli ismi Akdeniz rüzgarı anlamına gelmesiyle birlikte şirketin anime endüstrisinde yeni bir rüzgar estirmesi umulmuştu. Walt Disney’in romantik evrende geçen hikâyelerinin yanı sıra, alternatif bir bakış açısı yakalayan stüdyonun Castle in the Sky sonrası inanılmaz bir ivme kaydettiğini söyleyebiliriz.

Ateş Böceklerinin Mezarı’nda Farklı Dünyaların Ayrımını Yapan Renkler

Isao Takahata’nın yazıp yönettiği ve Studio Ghibli’nin sihirli dokunuşlarıyla bambaşka bir boyuta geçen Ateş Böceklerinin Mezarı, Akiyuki Nosaka’nın II. Dünya Savaşı esnasında açlıktan ölen kız kardeşinden özür dilemek adına kaleme aldığı Hotaru no Haka isimli yarı biyografik kitabından uyarlanıyor. Filmin sinemaseverlere sunduğu görsel şölen, toplum gerçeklerine yönelişindeki şiirsellik daha da önemlisi savaş karşıtı bir yapım olması, Ateş Böceklerinin Mezarı’nı sinema tarihinin en gerçekçi animasyonlarından biri yapıyor diyebiliriz. Öyle ki, hayatta kalma mücadelesi gibi oldukça basit ama mühim bir konuyu bu denli etkileyici bir şekilde hayata geçiren Takahata, bir melodramdan ziyade insanlığı derin bir sessizliğe gömerek tekrar düşünmek adına ikinci bir şans sunuyor herkese.

Öncelikle Ateş Böceklerinin Mezarı’nda ön plana çıkan renkleri ve bu renklerin hangi alanlarda kullanıldığına değinmek gerekiyor. Kahverenginin ve mavinin tonları gerçekliğin vurgulandığı sahnelerde doğanın yanı sıra karakterlerin kıyafetlerinde kullanılmasıyla dikkat çekiyor. Erkekler genellikle kahverengi tonlarında giyinirken kadınların üzerinde mavinin tonlarından birini muhakkak görüyoruz. Belirli bir süre sonra izleyicinin gözünün alıştığı bu ayrım, genel planlarda ve kalabalığın içerisinde kadın ve erkekleri ayırt etmemizi sağlıyor. Mavi ve kahverenginin yoğunluğunda gözümüze çarpan pembe ve kırmızı detayları da var. Bunlar ise genellikle Setsuko’nun oyuncakları ya da kutusunda kullanılan renkler olarak göze çarpıyor. Bu farklı renk kullanımı, dünyanın olağan renkleri arasında Setsuko’nun içsel dünyasının birer vurgusu niteliğini taşıyor. Yanı sıra geçmiş güzel günlere dönüldüğünde anne karakterinin genellikle pembe renkler tercih ettiğini ve şemsiye gibi kullandığı belirgin nesnelerin de pembe tonlarında olduğunu görüyoruz. Bu durum, oyuncakları üzerinden Setsuko’nun anne sevgisi, özlemi ve geçirdiği güzel günlerle bağını koruduğunu göz önünde bulundurmamızı sağlıyor. Yanı sıra daha sihirli bir dünyanın kapıları aralandığında bütün renklerin yeşil ya da turuncu tonlarına evrildiğini görmek mümkün. Bu durum ise gerçeklikle bu yeni dünyanın ayrımını başarılı bir biçimde yapıyor. Ateş Böceklerinin Mezarı, filmin anlatı yapısında ve hissiyatın izleyiciye sunulmasında renklerin ne denli önem teşkil ettiğini bir kez daha kanıtlıyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi